Zaman kumbarası Zumbara

Doğduğumuz andan son nefesimizi vereceğimiz ana kadar ilk temel ihtiyacımız nefes alma, ikincisi ise güvenme ve bağ kurmadır. Sevgi ve güvenle bağ kuramayan kimsesiz bebeklerin daha yavaş geliştikleri hatta hayata tutunamayıp veda ettikleri birçok araştırmaya konu olmuştur.

Bu temel ihtiyacımız teknoloji ile birlikte maalesef epeyce sarsıldı. Çıkar esaslı ilişkilerin çoğunun temeli facebook, twitter, instagram gibi sanal dünyalarda atılıyor. Etrafımızda kusursuz portreler çizen, gurme tadında beslenen, çok iyi müzik bilgisi olan, şahane kadınlar ve adamlar var. O kadar mükemmeller ki bu mükemmeliğe yaraşır kimseler çıkmamış karşılarına veya çokça haksızlığa uğramışlar, yanlış anlaşılmışlar…

zumbara2

Durum böyle olunca çoğunuz gibi benim de güven duygum bayağı bir mutasyona uğradı. Bir de üstüne üçüncü sayfa haberlerinde sanal arkadaşlıklar, aşklar boy göstermeye başlayınca hafiften paranoyağa bile bağlamış olabilirim. Eskiden bu kadar çok bunalmış, psikolojik problemler yaşayan insan vardı da biz mi bilmiyorduk? Belki vardı ama başkalarının evlerine, dünyalarına erişmek bu denli kolay ve hızlı değildi. Bu kadar ulaşılabilir olmanın hem artı hem eksileri var elbette. Göçük altında kalan birine hızlı ulaşmak hayat kurtarırken check-in yaptığınız yeri paylaşmak hırsızlara davetiye bile çıkarabiliyor.

İşte tam da böyle düşünceler içindeyken üniversiteden arkadaşım Cem aradı ve dedi ki:

“Denizciğim Zumbara diye bir şey kurduk. Zaman değiş tokuşu yapıyoruz. Zaten bu sebeple ismi de Zaman Kumbarası kelimelerinin birleşimi gibi…”

“Ne güzel, hadi hayırlı olsun.” Gibi klişe sözler geveledim ve de fırsatım olursa uğrayacağımı söyledim.

Cem eski arkadaşım arkadaşlıkların yüz yüze kurulduğu günlerden… Dolayısıyla ona güvenirim ama ya bu tamba tumba yok öyle değildi Zumbara? Hiç tanımadığım, bilmediğim insanlar… gözümün önüne tekrar üşüşen üçüncü sayfa haberleri… diğer taraftan da özeleştiri yaptığımda aklı başında bir insan olan ben’in neden böyle saçma endişeler hissettiğim fikri. Baktım böyle olmayacak merak da ediyorum. Bu kez ben aradım Cem’i (yakın arkadaşlarımın çok sevip eğlendiği uzak olanlarınsa patavatsızlık diye tabir ettikleri bir huyum vardır, sorun neyse direkt şekilde kafamdan geçen haliyle söylerim) dedim ki:

zumbra1

“Cem ben bu Zumbara’yı merak ediyorum ama tırsıyorum. Bana zarar verebilecek, taciz edecek ya da rahatsızlık verecek insanlarla karşılaşmaktan korkuyorum.”

Tabii ki çok güldü ve beraber gidip Zaman Merkezi’nde grup olarak katılınan etkinliklerden birini izleyebileceğimizi söyledi. Sonraki ilk etkinliğe beraber katıldık, Zumbara’nın kurucularından Ayşegül’le (Ayşegül Güzel) tanıştım ve ayrıntılı olarak sistemin nasıl işlediğini ilk elden öğrendim. Ben ne verebilirim ki diyenler için halihazırda verilen servislere göz atmak ilham verici! Öyle yaratıcı fikirler var ki göz atmanızı tavsiye ederim.

zumbara-com

Benim gibi paranoyağa bağlama sularındaysanız birkaç kişi birleşip öyle de servis alabilirsiniz. Direksiyon, yabancı dil, bilgisayar programları dersleri verenler, eski kitap veya eşya vermek isteyenler, daha neler neler. Terapist bile var, sevgili Burcu Ünal Espavo ile bir Zumbara etkinliğinde tanıştım mesela.

“Burada yabancı yok henüz tanışmamış arkadaşlar var…” mottosuyla yola çıkan Zumbara’yı aşağıdaki video oldukça güzel anlatıyor.

Siz de hem kendiniz hem de arkadaşlarınız için maddi çıkarlar üzerine kurulu olmayan bir şeyler yapmak isterseniz buyrun Zumbara’ya…

www.zumbara.com

facebook/zumbara

twitter/zumbara