Yüzüklerin Efendisi’ni öyle bir seyrettik ki!!

7 haziran Perşembe gecesi. Valizimi hazırladım. Fotoğraf makinemi,uçak biletimi,otel rezervasyon kağıtlarımı, pasaportumu çantama yerleştirdim. Ertesi gün giyeceklerimi de hazırladım ve uykuya daldım. Ama heyecandan uyuyamadım ve 8.20’de kalkacak olan Amsterdam uçağıma yetişmek için sabah 5.30’a kurduğum alarmı defalarca erteleyerek, büyük bir panik içerisinde saat 6.30’da gözlerimi açtım. Etrafıma bakındım ve kendi kendime “Hayır hayır bunu yapmış olamam” dedim. Uyuyakalmıştım. Allahtan geceden her şeyi hazırlamıştım ve tastamam 9 dakikada evden çıkıp havaalanına yetiştim. Pasaport kontrol,güvenlik falan derken kendimi uçağa zor attım. Yaşadığım panik normal şartlarda bana bu seyahati zehir edecek cinstendi ama öyle olmadı.

Nereye mi gidiyorum? Efendim sevgili dostum ve Birinciblog çetesinin elebaşı Emrah Gürkan’ın dün sitemizde yayınlanan “The Lord of The Rings böyle izlenir” adlı yazısında bahsettiği üzere aylar öncesinden biletlerini aldığımız muhteşem bir gösteriyi izlemek üzere Rotterdam’a gidiyorum. Emrah iş için önceden Amsterdam’a gitmişti, onunla orada buluşup bir gece orada kaldıktan sonra ertesi gün trenle Rotterdam’a geçeceğiz. Orada DeDoelen konser salonunda Yüzüklerin Efendisi İki Kule filminin canlı gösterimini izlemek üzere.

Amsterdam’a vardığımda hava berbattı. Ama bu gri,yağmurlu ve kasvetli havaya rağmen benim neşem ve keyfim son derece yerindeydi. Emrah ile buluştuk. Otelimize geçtik. Eşyalarımızı bırakıp Amsterdam sokaklarına çıktık. Amsterdam’ın tüm gereklerini yerine getirip geceyi sabaha bağladık ve kendimizi Rotterdam trenine attık. Buradaki otelimizi konser salonunun dibinde seçmiştim ve de keyfimiz yerinde geze geze saatin 19.00 olmasını bekledik.

Ve beklenen an geldi. İkimiz de heyecandan yerimizde duramıyorduk. Yüzüklerin Efendisi’ni izlemeye gelen yüzlerce kişi ile beraber De Doelen konser salonunun kapısına geldik ve filmin dev posterleri bizi karşıladı. Bir üst kata çıkıp salona girmek üzereyken filmin ürünlerinin satıldığı standın önünden geçtik. Emrah tam kendini kaybetmek üzereydi ki onu durdurup ara olduğunda beraber gelip bakacağımızı söyledim.

İçeri girdiğimizde salon ağzına kadar doluydu. Rotterdam senfoni orkestrası müzisyenleri son dakika rötuşlarını yapıyordu. Kemancılar önlerindeki nota sehpalarında sayfaları çeviriyor,enstrümanlarının akortlarını yapıyor ve salonda heyecan dolu bir uğultu kol geziyordu. Derken orkestra şefi Ludwig Wicki alkışlar eşliğinde sahneye fırladı. Batonunu eline aldı ve arkadaki beyaz ekranda “New Line Cinema” yazısının belirmesiyle efsane başladı. Tüylerim diken diken oldu. Bilenler bilir, Yüzüklerin Efendisi’nin filmi ve kitabı kadar Howard Shore’un bestelediği müzikleri de muhteşemdir.

Filmi izlerken defalarca dinlediğim müziği 10 metre mesafemde duran müzisyenler canlı çalıyorlardı. Bu duyguyu anlatmak o kadar zor ki,sanırım gerçekten yaşamak gerekiyor. Büyük hayranı olduğunuz bir şeyi canlı canlı görmek tarif edilebilir gibi bir duygu değil gerçekten de. Ben her notayı kusursuz ve mükemmel bir zamanlamayla çalan orkestraya şaşırırken bir anda savaş sahnelerinde sol tarafımdaki balkonda duran koronun sesiyle şaşkınlığım ve keyfim katlandı. İkinci yarıda sağ balkona yerleşen ve çocuklardan oluşan koro ve Arwen’in şarkılarını söyleyen solist bayanın da gelişiyle artık bu gösteri benim için her saniyesini hatırlayacağım ve etkisinden uzun süre kurtulamayacağım bir hal almıştı bile.

Toplam 3.5 saat süren bu gösteriden hipnotize olmuş gibi çıkmıştım resmen. Uzun zamandır beni bu kadar etkileyen ve büyük bir coşkuyla ayakta alkışladığım bir konser olmamıştı desem yalan olmaz. Müzikle enstrüman çalan birisi olarak biraz haşır neşir olmamdan dolayı gösteriden aldığım haz 8’e katlanmıştı. Kitapları yıllar önce okudum, filmleri defalarca izledim, müziklerinin tamamını bilirim ve yıllar içinde parçalarını beynimde yerleştirdiğim bu Yüzüklerin Efendisi puzzle’ının son parçasıymış bu. “Tek Yüzük” arayışıyla çıkılan yolun sonuymuş bu benim için. Hayatımda böyle bir anıya sahip olduğum için kendimi çok şanslı sayıyorum gerçekten de.

Tabi şimdi bu serinin ikinci filmiydi. Eh bunun bir de üçüncüsü var. Nisan 2013’de yine Rotterdam’da, Yüzüklerin Efendisi – Kralın Dönüşü’nde yine Emrah ile beraber orada olacağız. Hatta blogdaşımız Orhan Meriç’in de bize katılma ihtimali var. Bakalım.

Kendi kameramdan konserin başlangıcı ve filmin intro müziği:

YouTube Preview Image

Yine kendi kameramdan Rohan Teması:

YouTube Preview Image
Comments
  1. Koray

    normalde paylaşımları sevsemde sevmesemde izler geçerim fakat böyle etkinlekilerin oldugu haberini verdiginiz ve bu şekilde bizlerle paylaştıgınız için gerçekten teşekkür ederim. Şimdiye kadar en yararlı buldugum ve yazılanları okumaktan gerçekten zevk aldığım ender bir site hersey icin tekrar tesekkür ederim, elinize sağlık. İcimde birike birike sonunda yorum olarak patladı sizelere olan minnettarlıgım 😀
    Neyse videoları izledikten sonra canlı konser olmasada iki kuleyi izlemek üzere ayrılayım ben 😀

  2. Enis Hazan

    Sevgili Koray, güzel yorumun için çok teşekkür ederim. Keyif almana çok sevindim, inan ki biz de yazmaktan bir o kadar keyif alıyoruz ve bu tarz yorumlar da bizi çok mutlu ediyor. Daha uzun yazmak isterdim ama ne yapacağımı bilemediğim bir 3 saatim var,ben de Kralın Dönüşü patlatacam 😉 sevgiler dostum.

  3. zeki ekrem kavi

    ah o salonda bende olsaydım. çok hoşuma gitti valla ne yalan çok imrendim. harika bi deneyim olmuş

    • Enis Hazan

      Nisan 2013’de Kralın dönüşü var Ekremcim gel beraber gidelim istersen, biz gidiyoruz :)

  4. jak ozel

    şimdi annen baban bana kızacaklar ama onları kızdırmak için yazmıyorum bu satırları…senin Hollanda da yaşadığın güzellikleri okurken ÖZGÜR OLMAK sadece KENDİNDEN SORUMLU OLMAK kavramları hep aklıma geldi.Bu iki kavramın beni kendilerine şiddetli bir şekilde çektiklerine inanmanı isterim… umarım tüm hayatında (elbette ki kuracağın ailenle birlikte-burada yazar anne ve babayı yumuşatmak ister-)bu tür keyifli günleri çokça yaşarsın.

    • Enis Hazan

      Ceki, o kavramların sendeki yerini seni az çok tanıyan birisi olarak çok iyi biliyorum, hatırlatırım bizim amerikanı almamızda en büyük gazı senden aldık ;))) Son cümledeki dileklerine yürekten katılıyorum ve de o günlerde de yine hep birlikte olacağımızı umuyorum :) Sevgiler

  5. rohan

    böyle bir şeyi nasıl duymam görmem bilmem de kaçırırım.! nalet gelsin kendime.!

    • Enis Hazan

      Sevgili Rohan, bir tık aşağıda yazdığım yorumu ayn kopyalıyorum “2013 yılında yine Rotterdam’da 19-20-21 nisan tarihlerinde bu sefer Kral’ın dönüşü gerçekleşecek. Biz yine oradayız bekleriz.” :)))

  6. Koray

    Kıskançlık damarlarım son derece kabarmış durumda. Harika bir organizasyon.

    • Enis Hazan

      Sevgili Koray, 2013 yılında yine Rotterdam’da 19-20-21 nisan tarihlerinde bu sefer Kral’ın dönüşü gerçekleşecek. Biz yine oradayız bekleriz.