Yuva ve Yurtlardaki Kardeşler Ayrılmasın!

Bu hafta başı yazım Pazartesi Sendromuna ilaç olacak tarzda, ya da tarih, film ve müzik temalı değil, gayet ciddi  bir konuda çok önemli bir kampanya ile ilgili…

Yurt dışındaki bloglar ve bloggerlar, toplumda bazı şeyleri değiştirme konusunda bizdekilerden maalesef çok ilerideler. Bazen onlara özenmiyorum desem yalan olur. Ama Birinciblog olarak bizim bu konuda bir şansımız var: Geniş yazar kadromuz ve bize destek olan arkadaş çevremiz sayesinde, bu ülkede olan biten şeyler hakkında çok çabuk haber sahibi olabiliyoruz. Toplumsal sorumluluk projelerini duyurmak ve desteklemek konusunda da özel bir çaba gösterdiğimizi belki siz de zaman zaman yazılarımızda fark ediyorsunuzdur.

Geçen gün arkadaşım Şirin Alkan’dan change.org’da başlattığı bir kampanya ile ilgili bir mesaj aldım Facebook üzerinden. İşin aslı bu tarz kampanya, kumpanya tarzı işlere karşı biraz gönülsüzce yaklaşırım. Bazılarını çok amaçsız bulurum bazılarını da çok gösteriş budalası…

Neyse Şirin can bir arkadaştır acep neye dellenmiş diyerek bir göz attım ve içim burkuldu kaldı. “Kardeşler Ayrılmasın” adıyla başlattığı kampanya sayesinde devlet yurtlarında anne-babası olmayan kardeşlerin evlat edinmeler sırasında birbirinden ayrı düşebildiklerini öğrendim. Şimdi kendi sözlerinden bir iki paragrafı paylaşmak istiyorum:

“Anne” ve “baba” kelimesini kullanmayalı 23 yıl oluyor. Hiçbir yere ait olmadan, hiç kimseden “kızım” lafını duymadan, koşulsuz sevgiyi bilmeden geçen tam 23 yıl… Kimse bana “kızım” demedi, ama bir kişinin bana “kardeşim” demesi, bana hep cesaret verdi.

Bana annem ve babamdan kalan tek şey kardeşim oldu. O benim canım, o benim cesaretim, o benim en büyük dayanma gücüm, o benim koşulsuz sevgim. Bizim gibi annesini babasını kaybeden binlerce çocuk var. Bu çocuklar arasında “kardeşim” diyerek birbirine cesaret ve dayanma gücü verecek olanlar var. Fakat mevcut düzenlemeler yüzünden cinsiyet ve yaşa göre keyfi bir şekilde çocuklar ayrı yerlere gönderiliyor ve kardeşler ayrılmak zorunda kalıyor.

Bundan daha asil, daha amaçlı bir kampanya görmedim ben son zamanlarda. Bu kadar doğal bir hak için kampanya başlatmak zorunda hisseden Şirin bir Darüşşafaka’lı.  Aynı babam gibi…

Darüşşafaka babasını kaybetmiş çocukların kabul edildiği çok köklü bir eğitim kurumumuzdur. Dün kendisinden bu yazı için biraz bilgi istediğimde Şirin’in küçük yaşta annesini de kaybettiğini öğrendim. Onun da bir erkek kardeşi var. Yani tam da bu kampanyanın konusu çocuklar gibi… Şimdi konunun detaylarını onunla yaptığım kısa röportaj üzerinden kendi ağzından dinleyelim:

-Böyle bir kampanyayı başlatmak nereden aklına geldi Şirin?

-Öncelikle, ben de annesini ve babasını kaybetmiş biri olarak çok zor bir çocukluk geçirdim; hem maddi hem manevi…. Ama manevi yıkıntı ve eksikliği aşmak çok zor bir şey. İçinizde hiç bitmeyen bir boşlukla yaşıyorsunuz. Yani bu öyle bir durum ki, hayat size hiç bir zaman bu eksikliği unutturmuyor. Ama siz onunla yaşamaya alışıyorsunuz. Kolsuz – bacaksız yaşamak gibi bir şey. Her çocuğun en doğal hakkı olan anne-baba sevgisini siz hiç yaşayamıyorsunuz. Öncelikle bu empatiyi kurabilmem, bu projeye başlamak için bana güç verdi. Kendimi o çocukların yerine koymama gerek yok; çünkü ben de onlardan biriyim. İkinci olarak; kardeşim ve benim hayatımızın bir parça ilham verici olduğunu düşünüyorum. İkimiz de iyi okullardan mezun olduk, şu anda uluslararası şirketlerde çalışıyoruz, yaşıtlarımız aile desteğiyle hayata başlarken biz kimsenin yardımı olmadan sıfırdan bir hayat kurduk. Biz, birbirimiz olmadan bunu başaramazdık. Şimdi, ailesini kaybetmiş, kardeşinden de istemeden ayrılmış çocukları düşünüyorum. Onlara, hayata tutunmak için bir şans vermek yerine, ellerindeki tek şansı da almak büyük haksızlık. Ben, bu haksızlığa dikkat çekmek ve mevcut durumu düzeltmek istiyorum.

Konuyla ilgili bakanlıktan beklentin nedir? “Kardeşler Ayrılmasın” derken bir çözüm planı var mı aklında?

Öncelikle, konuyla ilgili olarak bakanlığın bir rapor yayınlamasını talep ediyorum.  Çocuk esirgeme kurumu ile ilgili şeffaf raporlar yayınlanmasını, ve kardeşler ile ilgili istatistiklerin kamuoyu ile paylaşılmasını istiyorum.  Yapılacak çalışmalardan sonra, reel verilere dayanarak, bakanlık mevcut durumu düzeltmek için gerçekçi adımlar atabilir. Şu aşamada, bakanlığın yaptığı farazi açıklamaları tatmin edici bulmuyorum. Kardeşlerin ayrılma sorununa gelirsek;  öncelikle aynı yurtlarda barındırılmalılar. Cinsiyet ve yaşa göre tasnifler yapılırken, kardeşlerin durumu göz önüne alınmalı. Mümkünse, kardeşler, aynı koruyucu aileye verilebilir.  Aynı aileye verilemiyorlarsa aynı ilde bulundurulmaları zorunluluğu getirilebilir. Bununla beraber haftalık – aylık görüşmeler için izin verilmelidir. Bunlar çok temel ve çok basit düzenlemeler. Başlangıç olarak bu düzenlemeleri hayata geçirebilirler.

İşte böyle… Bu arada sevindirici bir gelişme de olmuş. Kampanyaya Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Fatma Şahin Twitter üzerinden aşağıdaki yanıtı vermiş:

“Birkaç gündür #KardeslerAyrilmasin ekiyle paylaşılan mesajlarla ilgili bir kaç şey söylemek istiyorum. Bakanlığımıza ait çocuk evlerinde eğer kardeşler kalıyorsa önceliğimiz her zaman bunların bir arada kalması. Çok önemli zorunluluklar bulunmuyorsa kardeşler bir arada tutuluyor. Ama yine de sistemin aksayan yanları varsa bizimle paylaşabilirsiniz.”
Şirin, Bakanımızın cevabına, sesimizi duyduğunun ve bizimle bir anlamda konuştuğunun göstergesi olduğu için çok sevinmiş. Ama yukarıda da anlattığı sebeplerle henüz bu cevabı yeterli bulmuyor. Taleplerimizi bakana daha net iletmeliyiz diye düşünüyor. Ama güzel bir başlangıç yaptığını çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Change.org’daki kampanya 5.000 kişiye ulaşmalı ve az kalmış. Haydi siz de bir tıkla bu çok soylu girişime bir destek verin. Tıklayın “Kardeşler ayrılmasın”…

Şirin’in kampanya için hazırladığı metnin  sonuna yazdığı gibi “Bu bir haktır, bir lütuf değil!”.

 

Kampanyaya aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:
https://www.change.org/tr/kampanyalar/yuva-ve-yurtlardaki-karde%C5%9Fler-ayr%C4%B1lmas%C4%B1n-fatmasahin-aspb-askinasan-kardeslerayrilmasin