Yngwie Johann Malmsteen

Ingvie? Üngvie? Yingvie? Yangvie? Birincisi en doğrusu ama siz dilediğiniz gibi okuyun. Yeter ki bilin bu adamın adını! Tam adı daha da evlere şenliktir Lars Johan Yngve Lannerbäck!

Baştan anlaşalım bu yazı tamamen taraflı, yanlı adını ne koyarsanız onlu olacak. Yok, bırak şu Elvis gözlüklü, favorili, devamlı kendini tekrar eden, bir kolunda altın Rolex öbüründe envai çeşit altın bilezik v.s. takan, demode kıyafetli kıro tipli gitaristi falan duymayayım kalbinizi kırarım. Biz sevenleri onu olduğu gibi kabul ediyoruz.

Yazının başlığında başka bir kelime yazmaya gerek yok, hoş zaten başlık sınırı kadar eniştemizin adı. Enişte garip mi geldi, gelmesin eşi April aslen İzmirli bir Türk kızıdır İsveçli gitar tanrısının… Terse gitmeye başladı muhabbet farkındayım ama konu Malmsteen olunca bende böyle arazlar çıkabiliyor.  Bu takıntı Emrah Gürkan’ın Unleashed takıntısı kadar fanatik değil ama olsa olsa bir gömlek aşağıdır. Malmsteen’in Türkiye’deki iki konserine gitmişliğim ve ne kadar albüm, single, konser, dvd kaydetmişse görmüşlüğüm var diyebilirim.  Tüm ilk gençliğim bu adamın nasıl böyle gitar çaldığını anlamaya çalışmakla geçti. Sevgilimden ayrıldım, deniz kenarına gidip bir sigara yakıp Save Our Love dinledim, gaza geldim Krakatau solosunu hayali gitarla attım (hala da atarım o ayrı). Malmsteen’in slow kontenjanından “Dreaming” büyük efsanedir. Rahmetli Dio ile beraber çaldığı Dream On da…

Bu isminde meymenet yok dediğinizi duyar gibi olduğum Malmsteen kimin nesidir boyutunda kendisinden bihaber olan varsa önce hafif bir kınar ama ardından bilgiyi de veririm.

Klasik müziğin seyrini değiştiren mihenk taşı besteciler Johann Sebastian Bach, Wolfgang Amadeus Mozart ve Ludwig Van Beethoven gibi üç isimli çığır açan bestecilerin, modern zamanlar versiyonudur 1963 İsveç-Stockholm doğumlu Yngwie Johann Malmsteen. Rock tarihine Neo-Klasik Rock diye bir tanımlamayı soktuğunu söylersem ne demek istediğimi daha iyi anlatabilirim. 7 yaşına dek müzikle pek ilgisi olmayan adamımız Jimi Hendrix’in öldüğünü gün televizyonda yayınlanan Hendrix’le ilgili bir programın ardından adeta büyülenir ve yüzüne dahi bakmadığı akustik gitarını eline alır ve  bir daha da bırakmaz. On yaşına geldiğinde idolü Ritchie Blackmore’un grubu Deep Purple’ın tüm parçalarını çalabiliyordu.  Yetenekli bir flütçü olan ablası Lola Lannerbeck sayesinde ilgi duyduğu klasik müzik sayesinde eşi benzeri olmayan gitar stili ortaya çıkmaya başladı.

Barok dönemin en önemli bestecileri , Antonio Vivaldi, Tomaso Albinoni ve Johann Sebastian Bach ile klasik dönem bestecileri, Wolfgang Amadeus Mozart, Ludwig Van Beethoven ve Nicolo Paganini Yngwie J. Malmsteen’in müziğini ve tarzını derinden etkilemiştir.

On beş yaşına geldiğinde bir gitar tamir atölyesinde çalışmaya başladı. Kendi tekniği doğrultusunda daha rahat çalabileceği şekilde gitar modifiye etmeye başladı.Tanıyanlar bilirler Yngwie’nin alamet-i farikası kendi adına üretilen özel seri Fender Stratocaster gitarı, klavyesindeki oyuk perdeleri ile uzaktan kolayca ayırt edilebilir.  Bu yaşlarda bestelemeye başladığı Far Beyond The Sun, Icarus Dream Suite gibi parçalarında Malmsteen’in tarzı iyice oturmaya başlamıştı.

On sekiz yaşında arkadaşlarıyla üç parçadan oluşan bir demo kaydetti. Tarzı İsveç için oldukça sıra dışıydı. İsveç’te umdukları ilgiyi bulamayacaklarını anlayınca demo kayıtlarını yurtdışına göndermeye başladılar. Demoyu dinleyen Shrapnel Music’in sahibi Mike Varney, Yngwie Malmsteen’i Steeler’a katılması için Amerika Birleşik Devletleri’ne davet etti. Steeler’la bir albüm kaydeden Yngwie daha sonra Alcatrazz’a katıldı. Fakat Yngwie Malmsteen kendini daha iyi ifade edebilmek, tarzını ortaya koyabilmek istiyordu ve Alcatrazz’dan da ayrılarak solo kariyerine başladı. Solo kariyerinin ilk albümü Rising Force oldu. Bu albüm müzik listelerinde 60. sıraya kadar yükseldi ve bir neoklasik rock şaheseri olarak müzik tarihinde yerini aldı. Bu albümdeki performansı ile Yngwie enstrümantal rock dalında Grammy’e aday gösterildi (Vikipedi’den)

Peki, Malmsteen’in sırrı ne?

Kimi inanılmaz hızlı oluşuna takılmıştır, kimi klasik müziğin en bildik bestelerini gitarını aslında bir solo keman virtüözü gibi kullanarak yorumlamasına bayılır, kimileri de müziğindeki ruha tutkundur. Çok eleştiri de alır Yngwie. Yirmi yıldır yaptığı müziğin hiç değişmediğinden, hep aynı gamlar üzerinde gezindiğinden ve aşırı şişkin egosundan dem vuranlar çoktur.

Ben oyumu ağırlıklı olarak müziğindeki ruhtan yana kullanacağım. Kabul çok hızlıdır ama ondan hızlıları vardır. Burada şunu söylemekte fayda var anlaşılır nota basarak çalmada en hızlı gitaristin Malmsteen olduğu söylenir. Klasik müziği yorumlaması muazzamdır. Kaldı ki hayattaki en büyük hayalini de gerçekleştirmiş bir adamdır Malmsteen. Filarmoni orkestrası için bir konçerto yazmak! Tam adı Concerto Suite For Electric Guitar and Orchestra in E Flat Minor, Op. 1, “Millenium” olan bu müthiş albümü kadim dostu müzik adamı David Rosenthal Malmsteen için notaya dökmüştür. Neden mi? Çünkü Malmsteen nota okuyamaz! Eh bu saatten sonra okumasa da olur. Bu albümün Japon Filarmoni Orkestrası ile kaydedilen DVD’sini bulun izleyin o zaman ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız.

Buraya nereden geldik müziğindeki ruhtan… Malmsteen’in müziği içinize işler ve ciğerinizi söker. Soloları canhıraştır ve ölümcül bir bıçak darbesi gibi biter. Fender Stratocaster’da yakaladığı ton muazzamdır. Bunun için nasıl bir gear set up kullandığını merak edenler aşağıdaki çizime bakabilirler.

Daha önce de başka bir yazımda söylemiş olmam lazım daima Joe Satriani ve Steve Vai ile karşılaştırılır Malmsteen. Bana göre Satriani mekanik çalar, Vai oyuncaklı ve sürprizlidir ama Malmsteen’in müziği ruh taşır.  Bu arada G3 konserlerinin en efsane kaydı bu üçlünün beraber çaldıklarıdır . Konserin sonundaki jam session aklını alır insanın.

Size Malmsteen için bir iki parça adı vereyim müziğindeki ruhu kendiniz keşfedin. I am a Viking, Lament, Brothers (Japon Filarmoni kaydı favorimdir), Hold On (Joe Lynn Turner vokali yakar adamı), Black Star (bu parça yirmili yaşlarının başında kaydettiği ilk solo albümünün açılış parçasıdır ve albüm, rock tarihinin dönüm noktalarından biridir). Bu arada Malmsteen makara kukara bir adamdır. Hemşehrileri ABBA’nın Gimme Gimme Gimme ve Michael Jackson’ın Beat It parçalarına süper coverlar yapmıştır. Dinlenesi işlerdir. Muppet Show’ın İsveç versiyonuna konuk olur, beysbol maçında National Anthem çalar.

Ferrari tutkusu, geçirdiği korkunç kazadan sonra bileğinin kırılması v.b.daha çok şey anlatabilirim size ama dokuz yüz kelimeyi geçmişim yuh! Yirmi yıldan fazla bir süredir dinlediğim ve taptığım bu müzik adamı için bir yazı yetmezdi zaten.

Son Söz: Birinciblog yazarları arasında da Malmsteen pek sevilir. İlk tanışma toplantısında lafı açılınca beş kişi birden atlamıştık konuya. Bu yazıyı yazmaya karar verdiğimi anons ettiğimde arkadaşlara Mustafa Gündoğdu şöyle bir post yollamış gruba:

“12 yıldır gitar çalarım, eğitim videolarına ve kitaplarına çalıştım… Yine de herifin gölgesine bile ulaşamadım!”

Hürülülülülüllülü carrrr Hürülülülülü carrrr canlar!

 

Trilogy Suite Op.5 The First Movement (with New Japan Philharmonic)

YouTube Preview Image

 

Malmsteen Akustik Performans

YouTube Preview Image

 

Brothers (with New Japan Philharmonic)

YouTube Preview Image

 

Comments
  1. Elif Sarıoğlu

    bence bir Joe Lynn Turner yazısı da olsa tadından yenmez! eline sağlık!

    • Orhan Meriç

      Teşekkürler Elif, Joe Lynn ile Malmsteen’in Odyssey albümü bence rock tarihinin en ama en albümlerinden biridir. Görev adamı Joe Lynn’i Rainbow yıllarından beri çok severim.

  2. Metin Tiryaki

    Malmsteen benim için de efsanedir. Bu yazıyla Baba’yı çok güzel anlatmışsın. Ellerine sağlık kardeşim.

  3. Orhan Meriç

    Teşekkür ederim Metin Baba, Malmsteen sever bloggerlarla yazmak ayrı bir keyif!

  4. Okan Meriç

    Huuughh!!! eline sağlık Orhanım nefis yazı, en sonunda paylaştın bizlerle bu deli gitaristi :-)

    • Orhan Meriç

      Okan Baba, Malmsteen için geç bile kaldım yazmakta benim bir numaralı gitaristimdir… Sonra Zakk Wylde gelir.

  5. İbrahim Sali

    Simdi burda bi kac yorum yazardimda elestirilmekten ve ezilmekten korktugum icin yazmicam. 😀 Hard Rock gitaristi ile olmasi sebebiyle sevdigim bi adam heleki lynn turner ve dio ile olan duetleri beni benden aliyor, Zamaninda Alcatraz isimli hard rock grubunde solocuydu onun yerine Steve Vai gelmisti ama hizinin yanina duyguyu kattigi icin seviyorum lakin asiri basarili bulmuyorum demeye dilim varmiyor oyle iste ama iyi adam. (toparlamaya calisir.)

  6. mert uyanık

    iyi yayınlar okan abii

  7. selvişah eker

    morelim bozukken bile beni gülümseten tek program gitarist programı herkese selamlar iyi yayınlar :)

  8. JD Bradshaw

    YNGWIE Rules!

  9. scuttle buttin

    satriani mi mekanik çalıyormuş daha önce satriani dinledin mi?

  10. scuttle buttin

    flying in a blue dream albümünü dünle sonra deki satriani mekanik duygusuz.

  11. Orhan Meriç

    Satriani’ye saygım sonsuz fakat bu tamamen kişisel bir görüş. Ben adamım diyebileceğim gitaristi bulmak için herkesi, her şeyi dinleyip “Malmsteen” demiş bir müzikseverim. Ben onun nerede olduğunu unutarak Japon Filarmoni ile çaldığı sırada meşhur gitar çevirme numarasını yaparken madara olmasını seviyorum. Modası geçmiş kabarık uzun saçlarını, Elvis gözlüklerini, Elvis favorilerini seviyorum. Satriani’nin hiç hatasız çalışı, tekniği ve tonları için “mekanik” ısrarım da değişmez. Bu bir aşağılama değil durum tespiti…Adam iyi mi? Çok iyi. Surfing With The Alien mihenk taşı bir albümdür, yüzlerce kez dinlemişim. Keza Flying in a Blue Dream de öyle…Ancak sıkı sıkıya die hard fun olamam Satriani’ye. Yalnız G3 konserleri için harcadığı efora büyük saygı duyuyoruz. 3 DVD’si var bu serinin ve severek dinlerim.Ben blogda Satchurated 3D konserini de yorum yazdım bu arada. Umarım bazı şeyler açıklığa kavuşmuştur. Bu bir seçim meselesi, ölüm kalım değil : -)

  12. YMJudas

    Evet dostum gerçekten çok güzel bir yazı ,emeğine sağlık..Bende Yngwie’i yaklaşık 4 senedir dinliyorum ve sürekli onu dinliyorum.Bu tarz müziği dinlemeye Yngwie ile başladım diyebilirim.Birçok gitarist dinledim fakat aynı tadı hiçbirisnde alamadım.Hızlı,anlamlı,duygulu çalıyor adam.Gitarı konuşturuyor.Her şarkısı,solosu güzeldir fakat ”Suffer Me” deki solo muazzamdır.