Yeni Bir Yaşam

“Her şeye evde başlanır”

T.S. Eliot

Soluk hazan mevsiminin hüznüne çok yakışacağını düşündüğüm bir filmi yazmak istedim bu hafta: Life as a House… Türkçe adıyla Yeni bir Yaşam.

lifeasa

Başrollerinde pek çok önemli ismi barındırıyor bu Irwin Winkler filmi.  Kevin Kline (Wanda Adında Bir Balık ile bizi kahkahalara boğan), Kristin Scott Thomas (kendisini İngiliz Hasta, Gosford Park, Random Hearts, daha yakın tarihli Salmon Fishing in Yemen gibi kalburüstü filmlerle hatırlayabilirsiniz) ve tabii ki Hayden Christensen! Bu film Hayden Christensen’in ilk başrolü olması itibarıyla oyuncunun kariyeri açısından büyük önem taşıyor. Zira hepinizin bildiği üzere Christensen daha sonra karşımıza Anakin Skywalker olarak çıkmıştı. Hadi canım o da kim demeyin sakın! Star Wars’da “Karanlık Tarafı” seçen Jedi şövalyesi Anakin’i tanımayan kaldı mı?

Aslına bakarsanız film, çok da sonbaharda geçen bir film değildir, aksine Kaliforniya’nın sıcak yazında geçer. Ancak hüzünlü hikâyesi itibarıyla bir değişim ve dönüşümün yaşandığı sonbaharla rahatça paralellikler kurulabilir Yeni Bir Yaşam’da…

Ve tabii ki gene harika bir ev filmin merkezinde ve adeta başrol oyuncusu tadında huzurlarımıza arz-ı endam ediyor… Daha önce yazdığım Lake House’da (Göl Evi) olduğu gibi. Ama bu kez çıta bir basamak daha yükseliyor: Bu kez sıfırdan var edilen bir evin yaratım sürecine ve bu süreçte yaşanan sıkıntılara ve yaşananlara tanıklık edeceğiz. Filmin ağır topu ve başrol oyuncusu Kevin Kline’ın, büyük bir mimarlık şirketinde maketlerden sorumlu olarak çalışan bir mimarı canlandırması da bu haftaki yazımın bu film olmasında bir etken…

life-as-a-house-2001-08-g

Zamanında Umut Sanat’ta film dağıtım işinde çalışırken, bizzat üzerinde çalışma imkânı da bulduğum bu New Line Cinema filmini yazmak ayrıca anlamlı oldu benim için. Yazı üzerinde düşünürken ve araştırma yaparken, anıları ve eski dostlukları da hatırlayıp yad etme fırsatı bulmak, benim için işin bonusu oldu açıkçası.

Bakalım ne cevherler barındırıyor Life As A House.

Film bir erkeğin evini yerle bir ederek kendine yeni bir dünya kurmak için yola çıktığı dokunaklı olduğu kadar komik bir serüveni anlatmakta. George Monroe (Kevin Kline), balyozu eline aldığı gün büyük bir maceraya girişir. Bu arada da ailesiyle komşularının pek çok farklı düşünü de paramparça eder. Akademi ödüllü aktör Kevin Kline’ın canlandırdığı mimar George Monroe’un yaşamı boyunca tek tutkusu, bir Amerikalının en büyük düşünü gerçekleştirmek yani kendi evini inşa etmektir. Denize doğru uzanan o yamaçta kendisine bir sığınak yapabilmeyi düşlemiştir hep… Ama bu düşü ta boşandığı döneme kadar erteleyip durmuş, aşırı çalışarak yalnızca ailesine ve dostlarına değil kendine bile yabancılaşmıştır. Sonunda George dibe vurur. Artık gidebileceği o uç noktadan başka yer kalmamıştır. Yaptığı plan önceleri çok çılgınca ve uçuk görünür. İçten pazarlıklı komşuları yaptığı derme çatma kulübeyi küçümserler. Yeni yetme oğlu (Hayden Christensen) da ona yardım etmek yerine boşluğa bakıp durmayı yeğler. Bir zamanlar evini, hayallerini paylaştığı eski karısı (Kristin Scott Thomas) duygusal olarak ondan uzaklaşır. Yöredeki yetkililer onun planlarını sabote etmek ister. Çevresinde ona güven duyan tek kişi bile kalmamıştır. Ama George tüm yaşantısını yenilemek zorunda kalmış olmasına karşın evini yapmakta kararlıdır. Projesini yalnız başına uygulamaya başlar ama bitişik komşusunun seksi genç kızından, eski karısının yeni evliliğinden olma çocuklarına kadar farklı grupların ilgisini çeker. Sonunda George kendine verdiği sözü tutmakla kalmaz, yaralı hayallerinden çok daha büyük bir şeye kavuşur ve bu bir sığınaktan çok daha güçlü bir şeydir. Ve tüm bunları gerçekleştirirken acaba onu yavaş yavaş yiyip bitiren kanser hastalığı ile zaman karşı giriştiği yarışı kazanabilecek midir?

still-of-mary-steenburgen-and-jena-malone-in-life-as-a-house

Nasıl ilginizi çekti mi konu?  İzlemek isterseniz DVD olarak çıkmıştı bu film ülkemizde. Bilginize…

Şimdi biraz da teknik detaylara bakalım.

Amerikan yaşamının karanlık yönlerini su yüzüne çıkarmasına karşın Yeni Bir Yaşam filminin çekimleri, adeta masal kitaplarını andıran bir yörede yapılmış. Öykü genellikle Pasifik Okyanusuna bakan bir tepede geçiyor ve George Monroe, sonunda hayallerinin evini yıllardır yaşadığı bu yerde yapmaya karar veriyordu. Kevin Kline için yörenin doğal güzelliği, George kimliğine geçişini kolaylaştıran önemli bir faktör olmuş. Ve şöyle devam ediyor:

“George neredeyse olağanüstü denilebilecek bir yerde yaşıyor. Her gün güneşin doğuşunu, gün batımını izliyor. Sis’in bastırıp kalkmasına, dalgaların kırılmasına tanık oluyor ve kanıksadığı bütün bu güzelliklerin farkına bir anda varıyor.”

Film, Güney Kaliforniya’da Palos Verdes Yarımadası’nın  güney ucunda, deniz kenarında, inanılmaz bir okyanus manzarası olan ve hali vakti yerinde insanların yaşadıkları güzel evler arasında çekilmiş. Irwin Winkler, yapımcı Rob Cowan ve yapım tasarımcısı Dennis Washington, helikopterle mekan aradıkları sırada bu bölgenin tam aradıkları yer olduğuna karar vermişler. Long Point olarak bilinen ve bir zamanlar Marineland Akvaryumu’nun bulunduğu bu yöre, halâ okyanus manzarası ile nefes kesiyordu.

4673589

Cowan “Burayı bu kadar çabuk bulabildiğimiz için çok şanslıydık. Gerçekten de birinin burada rüzgara ve dalgalara yıllarca meydan okuyabilecek çok güzel bir şey inşa edeceğine inanıyorsunuz”diyor.

Yapım ekibi, burada, önce Kevin Kline’ın derme çatma evi yıktığı ve hayalindeki evi inşa ettiği sahnelerin çekileceği pek çok açık hava set’i hazırladı. Yapım tasarımcısı Dennis Washington, George Monroe’nun projesine çok gerçekçi yaklaşılması için bir ev yapmayı bile göze aldı. Washington, ayrıca Monroe’nun arazisinin çevresine yeterince banliyö evi de inşa ettirdi. “George’un evindeki değişimler onun içindeki değişimleri simgeliyor. Önce istenmeyen bu evin yıkılması insana yalnızlık duygusu veriyor ama yeni evi yapmaya başladıklarında sıcaklık ve açıklık ortaya çıkıyor ve bunun uzun ömürlü olacağını görebiliyorsunuz,. Dennis Washington’a bu harika evleri yaparak öykünün bir parçası olduğu için teşekkür borçluyuz.” diyor Rob Cowan.

Yapımcıların şansına Washington set tasarımcısı olarak çalışmaya başlamadan önce mimarlık eğitimi görmüş. Irwin Winkler, onun için “İnanılmaz boyutta yaratıcı biri, en başında işe yaramaz bir şato istemiyoruz onun yerine gerçekten içinde yaşanabilecek ve doğal malzemeler kullanılarak yapılacak bir yer istiyoruz dedik ve Dennis işe o noktadan başladı”diye özetliyor olayı.

la_casa_de_mi_vida_2001_2

Washington, “George karakterinin tasarlayabileceği etkileyici ve ustalık isteyen bir ev yapma arzusundaydım. Bu ev gerçekten şık bir yer olmalı ve çevresindeki her şeyden anında ayrılabilmeliydi” diye sürdürüyor.

Evin içi hakkında daha fazla teknik bilgi olmayacak yazıda çünkü bu kez tek derdimiz, adeta yaşayan, soluk alan bir karakter gibi hayata geçen evin ta kendisi! Zaten filmde de böyle bir kaygı yok. Filmi izleyin, dediğimi anlayacaksınız…

Son olarak çoğu Hollywood filminde olduğu gibi bu rüya ev de yapıldığı yerden sökülmek zorunda kalmış. Ama bu kez şans faktörü onu hayata döndürmüş. Hem de çok güzel bir amaçla! Filmin kostüm tasarımcısı ve bir grup ebeveyn evi sahiplenerek Kaliforniya – Kenter Kanyon’da 2004 yılında bir kütüphane olarak kurulmasına önayak olmuş!

Battaniyeler altında, elinizde sıcacık kahvenizle uzun film geceleri başlasın!

NOT: Bu yazıyı www.bast-home.com un Ekim 2013 sayısında da okuyabilirsiniz.

Life As A House Fragman

YouTube Preview Image