Yeni ayda yepyeni okumalıklar!

BirinciBlog’un kitap kurtlarına selam olsun! Efenim, hazır evlerimizin huzurlu atmosferine kavuşacağımız canım haftasonuna da yaklaşırken siz kitapseverler için küçük bir “Şubatta neler okumalı acep?” listesi hazırladık. Aşağıda Çağdaş Türk Edebiyatı ürünlerinden New York Times çok satanlarına, modernleşme dönemi Türk romanlarından kişisel gelişim ve çocuk kitaplarına, derleme öykülerden deneme ve romanlara kadar geniş bir yelpazeye yayılan türde renk renk metinler bulacaksınız. Uzun lafın kısası bu listede elbet sizin de ilk görüşte “Bu kitabı mutlaka okumalıyım!” diyeceğiniz bir şeyler var. Şimdiden iyi okumalar!

 

Ölümle Baş Başa – Peter Nadas (Can Yayınları – Öykü)

Peter Nadas, sıradan insanların sıradışı yaşamlarının yazarıdır. Yaşama mücadelesi veren, yoksul, kimi değerlerinden kopmamış, kişi içindeki bastırılmamış faşizan duygularını ilk fırsatta ortaya çıkaran insanlar… Yer yer yaşama bir çocuğun gözünden bakar yazar; büyüklerin anlaşılmaz dünyasına özenerek masumiyetini kaybeden çocuklar da vardır bu öykülerde; hala kendisini koruyabilenler de… Ortak yanları ihmal edilmeleridir. Kimse, anne babaları dahil gözlerine bakamaz onlarla konuşurken…

Yaşamla ölüm iç içedir Nadas kitaplarında. Kendisi de yaşamın kıyısında dönmüş, ölümün soluğunu ensesinde hissetmiş, hatta “Ölümle Baş Başa”da yaşadıklarını öyküleştirmiştir.

Online sipariş için şuraya bakabilirsiniz.

 

 

Tebessüm-i Elem (Orijinal Metin) – Hüseyin Rahmi Gürpınar (Everest Yayınları – Roman)

Kenan “garplılaşmayı”, “medenileşmeyi”, sadece ve sadece şekil şartlarına indiren, “kendi gerçeği ve halkına uzak” ve bu yanıyla “karikatür” bir gençtir. Modern bir evlilik yapmasına, rahat ve mutlu bir hayat geçirmesine rağmen Kenan’ın gönlü, bir fahişeye, Vuslat’a kapılır. Vuslat’la metres hayatı sürdüren Kenan, bu uğurda eşinden boşanmak, işinden ayrılmak, ailesiyle bozuşmak ve hatta çıldırmak noktasına kadar gelir.

Romandaki, “umumhane”ye baskın sahnesi, Türkiye toplumunun “linç kültürü geleneğinin” köklerine dair “folklorik” malzeme sağlıyor. Bıçkın delikanlıların, mahallenin hacı-hoca takımı tarafından nasıl yönlendirilebileceklerini gözler önüne seren bu baskın, günümüzde dahi görüp yaşamak acısına şahit olduğumuz bir Türkiye gerçeği.

Tebessüm-i Elem “tüm” İstanbul’da geçmekle beraber Kadıköy, Fenerbahçe, Kurbağalıdere, Heybeliada gibi Anadolu yakasının gözde bölgeleri romanın merkezinde yer alıyor.

 

Esneyen Adam – Feryal Tilmaç (YKY– Öykü)

Bu öyküler sanatın ve düşüncenin etrafını karbonmonoksit bulutu gibi saran popüler kültüre, aslolanın değersizleştirilmesine, görünme derdine, temelsizliğe, kültürsüzleşmeye, aşkın, inancın, etiğin, vicdanın kalıplara dökülmesine, aynılaştırma çabalarına, içi boş klişelerin tümüne ve dayatmalara ve hoyratlıklara ve özensizliklere kendi halinde bir karşı çıkıştır.
“Gelmesin istiyordum, konuşmasın, bakmasın; sonra ona acıyordum, sonra kendime; ikimize de gülüyor, tescilli bir deliden hiçbir farkım olmadığını görüyor, delilik dediğimizin ne olduğunu sorguluyor, belki de sınırı aştığımı, ruh hastalarının çoğu gibi bu durumun farkında olmadığımı kendime tekrar ediyor, bu farkındalığı sorgulamanın da farkındalık olduğuna hükmediyor, keçileri -en azından henüz- kaçırmadığıma seviniyor, yeniden Ayşe’yi, sil baştan herşeyi düşünmeye devam ediyor, bitap düşene kadar kendimi, hissettiklerimi, arzumun nesnesini, bu nesnenin sahiden de bir nesne olmasının garipliğini, içine düştüğüm imkansızlığı, zaten hissettiklerimi aşk yapan gizin tam da bu imkansızlıkta yattığını tartıp döküyordum.”

 

Boynuzlar – Joe Hill (Altın Kitaplar – Roman)

Her zaman doğru olanı yapan insanlardan olan Ignatius Perrish doğuştan şanslıydı. Seçkin ve zengin bir ailenin çocuğuydu, sağlığı yerindeydi, toplumda saygın bir yeri vardı. Tüm bunların yanında çocukluk aşkını, Merrin’i bulmuş, onunla mükemmel bir hayata adım atmıştı. Kendini masal kahramanları gibi hissediyordu.

Ama bir gün Merrin’in korkunç bir cinayete kurban gitmesiyle her şey değişiverdi. Tek şüpheli olmasına rağmen Ig hiçbir zaman resmen suçlanmadı ve yargılanmadı. Bu yüzden de adını temize çıkaramadı. Gideon halkına göre o, babasının gücü sayesinde cinayetten paçayı sıyırmış bir zengin çocuğuydu ve bu düşünceleri değiştirmek için yapabileceği hiçbir şey yoktu. Görünüşe göre Tanrı dahil herkes onu terk etmişti. İçindeki şeytan hariç herkes…

Bir sabah beynini zonklatan bir baş ağrısı ve şakaklarında bir çift boynuzla uyandı. Ve bu korkunç görüntüsünü perçinleyen şeytani bir güç ve yetenekle. Madem iyi biri olmanın ona hiçbir yararı olmamıştı, artık şeytana bir fırsat tanımanın zamanı gelmiş demekti.

 

Normal Değilim Normal’den Daha İyiyim – Dr. Dale Archer (Altın Kitaplar – Kişisel Gelişim)

Başladığınız hiçbir işi bitirmeden, bir aktiviteden diğerine mi koşuyorsunuz?

Mükemmeliyetçiliğinizi hayatınıza katkıda bulunan bir özelliğe dönüştürmeyi başaramadınız mı? Bu özelliğinizin bıkkınlık yaratan bir saplantı olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Ruh haliniz sürekli değişiyor, bazen kontrolünüzü mü kaybediyorsunuz?

Ya endişeleriniz? Korkularınız sizi harekete mi geçiriyor, yoksa donup kalmanıza mı yol açıyor?

Tanınmış psikiyatr ve popüler televizyon kişiliği Dr. Dale  Archer, “akıl sağlığı” kavramını yeniden tanımlayan bu güçlü çalışmasında aslında hepimizin genetik ve bireysel deneyimlerimizle şekillenen özgün birer kişiliğe sahip olduğumuzu gözler önüne seriyor. Elinizdeki bu kitap sayesinde psikoloji geleneğinin “sorun” olarak algıladığı sekiz kişilik özelliğiyle ilgili testleri yapıp kendinizde hangilerinin ağır bastığını tespit edebilir ve sizi diğerlerinden ayıran o özelliğin aynı zamanda ne kadar olağanüstü kıldığını da hayretle keşfedebilirsiniz.

 

Şahmerdan – Sait Faik Abasıyanık (İş Bankası Kültür Yayınları – Öykü)

1953 yılında, Amerika’daki Uluslararası Mark Twain Derneğinin onur üyeliğine layık görülen Sait Faik Abasıyanık’ın öykülerinden oluşan bu derleme, Abasıyanık’ın üslubunu ve öykücülüğünü bilen herkes için kaçırılmaması gereken bir öykü kitabı. Şayet daha önce edinip okumadıysanız, ya da büyükannelerden kalan kitaplığın içinde izine rastlamadıysanız şuradan online sipariş verebilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

Eleştirel Denemeler – Roland Barthes (YKY – Deneme)

Yazı’nın ve yazın’ın büyük ustası Roland Barthes denemeleriyle YKY’de.
“Limonun başlangıçtaki biçimine gereksinim duyar mıyım? Bütünüyle ampirik insanlığımın gerek duyduğu şey kullanıma hazır edilmiş limondur, yarı soyulmuş, yarı kesilmiş, yarı limon, yarı tazelik, kusursuz ve yararsız elipsinin çarpıcılığıyla ekonomik niteliklerinin birincisiyle, büzüşmeyle değiş tokuş ettiği o değerli anda yakalanmış limon. Nesne hep açıktır, açıkta durur, hep bir eşlikçisi vardır, kapalı töz olarak yok olana dek, insanın inatçı maddeden çıkarmayı becerdiği tüm kullanım erdemleri içerisinde kâra dönüşene dek.”

 

 

 

 

By Satoshi de Kim? – Jonathan Lee (Everest Yayınları – Roman)

Bir zamanların popüler fotoğrafçısı Rob Fossick, hayattan elini eteğini çekmiş, apartman dairesinin karanlığına sığınmıştır. Annesinin beklenmeyen ölümünün ardından ortaya çıkan ve Bay Satoshi isimli birine iletilmesi gereken gizemli bir paket onu anılarla kuşatılmış bir inzivadan, Tokyo’ya; insanı bir girdap gibi içine çeken şehir hayatının ortasına fırlatır.

Rob, bu yabancı şehirde, birbirinden eksantrik yeni arkadaşlarının da yardımıyla, Bay Satoshi’nin gizli kimliğinin peşine düşer. Bu yol, şimdiye kadar yüzleşmeye çekindiği hayatın ve varlığından bile haberdar olmadığı gerçeklerin hazırladığı sürprizlerle doludur.

 

 

 

Aziyade – Pierre Loti (Kapı Yayınları – Roman)

”Derin bir hendeğin içinde, kuzgunî bir kütle hâlinde, eski Müslüman kabirlerini gölgelendiren kederli servi ormanını görüyorum. Bu ağaçlar, geceleyin ruha sükûnet veren bir koku neşrediyorlar. Geniş ufuk saf ve sakin… Yüksekten bütün bu şehre hâkim bir mevkideyim.

Servilerin üst tarafına parlak bir örtü gerilmiş: Haliç Daha üst tarafında, tamamıyla yüksekte, bir şark şehrinin gölgesi: İstanbul gözüküyor. Üstünde ince bir hilal asılı duran çok yıldızlı semada minareler ve cami kubbeleri oyulmuş… Ufuk gecenin solgun rengi üstünde hafif mavi gölgelerle boyanmış kule ve minarelerle saçaklanmış… Üst üste cami kubbeleri müphem renklerle ta aya kadar uzanıyor, insanı büyüklükleri karşısında hayran bırakıyorlar.”

Bir yanda masal gibi bir şehir, bir yanda, masal dekorlarıyla süslenmiş derin bir aşk… Aziyade, renklerin, süslerin, yıldızların ve gizli sevdanın bulutlan arasında parlayan edebî güzellik… Hayatının bir dönemini İstanbul’da geçiren Pierre Loti’den 1879 tarihli bir aşk romanı; bir diğer deyişle İstanbul’un aşk olarak dile gelişi…

 

Çocuklar için:

Miguel – Alfredo Gomez Cerda (İletişim – Çocuk Kitapları)

Miguel’in herkesinki gibi, sıradan bir hayatı vardı: Okul sonrası arkadaşlarıyla spor sahasında buluşup maç yapıyor, akşamları televizyon seyrediyor ya da video oyunu oynuyor, hafta sonlarıysa anne babasıyla alışveriş merkezinde zaman geçiriyordu. Bu pek rahat ve keyifli rutin, bir pazar günü alışveriş merkezinin otoparkında tanıştığı evsiz bir adam yüzünden tepetaklak olur. Miguel beline kadar çöp bidonuna girmiş, içini karıştıran bu tuhaf adamdan başta biraz çekinir. Ne de olsa anne babası onu her fırsatta sokakta karşılaştığı yabancılarla, hele de böyle sıra dışı kişilerle konuşmaması konusunda uyarmıştır… Ne var ki bu beyaz sakallı, uzun ve dağınık saçlı adamın tuhaf bir çekiciliği vardır ve Miguel kendisini ona yakınlaşmaktan alıkoyamaz. Umursamaz tavırlı ihtiyar, birden kitaplardan, şiir okumayı ne kadar sevdiğinden söz etmeye başlar…

Miguel evsizlere, yalnızlara, ailesinden uzak olanlara, yani kısaca “herkes kadar şanslı olmayanlar”a odaklanıyor. Yazar Alfredo Gómez Cerdá, okuru başkalarını anlamaya ve hayatı onların gözünden görmeye çağırıyor.

Kitaptan bir bölüm okumak için şuraya göz atabilirsiniz.