Yelekli adamların yükselişi

Mumford & Sons yeni albümleri Babel’i geçtiğimiz eylül ayında piyasaya çıkardı. Yeni albüm, çıkış albümleri 2009 tarihli “Sign no more” kadar iyi değil. Zira “Sign no more” sadece Amerika’da 2,5 milyon kopya satmış, 2011’de BRIT kazanmış kayda değer bir işti. Ama şu bir gerçek ki, İngiltere onları seviyor.  Hatta şu sıralar Coldplay’e benzetiliyorlar.  Coldplay de ikinci LP, “A Rush of Blood” ile uluslararası ün yapmış, Chris Martin Gwyneth Paltrow ile evlenince üzerlerine bir de yıldız tozu yağmıştı. İkinci albümle birlikte Mumford & Sons’ın solisti Marcus Mumford da aktris Carey Mulligan ile evlendi. Müzik endüstrisinde başarının denklemi bu kadar basit mi? diye sormayın. Bilemem, hem zaten bu başka konu.

Country blues rock karışımı, yıldız soslu Mumford & Sons’ın yaptığı müziği de aslına bakarsanız her zaman dinlemem. Ama bluegrass ve folk enstrümanları (banço, mandolin, piyano, kontrbas vs vs) folk ve alternatif rock ritimleriyle karıştırıp sakin sakin çalmalarını seviyorum. Biri yazmış, “Mumford Sons, Old Crow Medicine ile U2’nun, Bruce Springsteen’in evindeki buluşmasıdır” diye. Aynen katılıyorum. Vintage gardroplarını, şarkı sözlerindeki melodramı seviyorum. Çok kitap okuyorlar, o huylarını da seviyorum. Mesela Marcus’un bir online kitap kulübü var. Onu ayrı seviyorum.

YouTube Preview Image

İngiltere’de binlerce müzik etiketi var. Müziği kategorize etmeye bayılan bu millet, Marcus Mumford, Ben Lovett,  Winston Marshall, Ted Dwane’den oluşan Mumford and Sons’ı,” West London folk” sahnesine koyuyor.  Ve bu sahnedeki isimler gün geçtikçe çoğalıyor çünkü Batı yakasının yelekli adamları fena halde taklit ediliyor. Ortalıkta bir yelekli adam furyası dolaşıyor. Bunlar arasında çok berbat örnekler de var ama iyi müzik de… Üstelik hiç şüphesiz yeni bir jenerasyon yükselişte.

Buyrunuz Mumford’ın yeni oğlan ve kızlarından tadımlık bir seçki size:

The Lumineers

Mumfords’un sounduna ve görüşüne en çok benzeyen bunlar. Denver merkezli trio, Ho Hey single’larıyla 1 milyon sattı. Ho Hey mandolinli bir balad ve 2012’nin en sevimli parçalarından biri sıfatıyla anılmakta. The Lumineers’in akustiğinde Neyla Pekarek’in çellosunun, Wesley Schultz’un vokalinin katkısı büyük. El çırpmalar, basit ritimler… Pek şekerler. Yeni albümleri de çok kısa süre sonra Decca etiketiyle müzikmarketlerde.

Of Monsters and Men

Björk’ün memleketinden kendileri. Kendilerinden çok “Little Talks” adlı parçaları meşhur.  Grup 7 kişiden oluşuyor. Vokalleri Nanna Bryndís Hilmarsdóttir ve Raggi Þórhallsson paylaşıyor. Bu paylaşımları Arcade Fire’a benzetiliyor. İzlanda’dan bugüne kadar çıkan fantastik ritm ve şarkı sözlerinden farklı olarak pek mütevazi oldukları söylenebilir.

The Staves

Watford’lı kızkardeşler Emily, Jessica ve Camilla’dan oluşan The Staves 30’lu yıllarda Oklahoma’nın bağrından kopmuş gelmiş gibi. Mumford & Sons’ın geçmiş zaman sesleri yok onlarda ama şarkıları aynı dünyadan geliyor. Tatlı armoniler, akustik sesler, vokaller… The Staves ilk kez 2010 yılında Tom Jones’un gospel albümünde geri vokallerde yer almıştı. Bu ay ilk albümleriyle sahnedeler.

Little green cars

İrlandalı genç bir dörtlü. 15 yaşında biraraya gelip müzik yapmaya başlamışlar. Amerika’da kısa süre önce Glassnote çatısı altına girdiler ve ilk albümlerinin yapımcısı Mumfords & Sons, Coldplay, Arcade Fire ile de çalışmış olan Markus Dravs. Little green cars, buraya kadar sıraladığım gruplar arasında en sert sesli olanı. Elektro gitarları, ağır aksak melodileri var. İlk single’ları John Wayne’i sevdim ben.

Dawes

Kaliforniya kökenli rock dörtlüsü. Şarkı sözü yazarları gruptan ayrılana kadar sınırlarda gezinen bir indie grubu olarak varoluşlarını sürdürmüşler. Sonrasında Mumford dünyasına adım atmışlar. Şu an yaptıkları herşeyde Kaliforniya olduğunu iddia ediyorlar. İlhamın merkezi orasıymış. 70’li yılların Laurel Canyon sesine hayat verdikleri konuşuluyor. İki albümleri var. North Hill ve Nothing is Wrong. İkisinin de yapımcısı aynı kişi; şarkı sözü yazarı Jonathan Wilson.

Willy Mason

Henüz 27 yaşında olmasına rağmen arkasında 3 albümlü, pek kalabalık bir müzikal yol bırakmış kişi. Vokalist ve şarkı sözü yazarı Willy Mason’ın 2005 yılında yayınlanan single’ı Oxygen, “ilham veren kült klasik” olarak kayıtlarda yerini almakta. Son single’ı I Got Gold ise Snow Patrol, Elbow gibi grupları bünyesinde bulunduran ve uzun soluklu gruplara yatırım yapan Fiction Records etiketli.

Oxygen/Willy Mason

YouTube Preview Image

When My Time Comes/Dawes

YouTube Preview Image

The John Wayne/Little Green Cars

YouTube Preview Image

Mexico/The Staves

YouTube Preview Image

Little Talks/Of Monsters and Men

YouTube Preview Image

Ho Hey/The Lumineers

YouTube Preview Image

 

Comments
  1. Gamze

    super yazi, super grup ellerinize saglik. mumford’larla “into the wild” pek tabi izlenir..