Yedi psikopat, bir kara komedi harikası

Bazı filmleri sevmenin ötesinde bir bağ kurarsınız. Hem özel olarak sizin zevkinize göre yapılmış gibidir, hem de kendiniz yapmış olmayı dilersiniz. Ünlü İrlandalı oyun yazarı Martin McDonagh’in ilk uzun metrajlı filmi In Bruges benim için böyle bir deneyimdi. Yalnız değilmişim ki daha 2008’de çıkan kara komedi hemen kült statüsüne erişti. Zekice ve hayvan gibi komik diyalogları, bir o kadar sert ve hüzünlü hikayesi, uçuk ama sevilesi karakterleri, harika görsellik ve müzikleriyle benim içim kusursuz bir film olan In Bruges’le McDonagh daha tek filmden favori yönetmen ve senaristlerim arasına girmişti. Üstüne yıllardır ısınamadığım Colin Farrell’ın da fanı yapmıştı.

O zamandan beri McDonagh’in ikinci filmini duyurmasını bekliyordum. Seven Psychopaths, Colin Farrell, Sam Rockwell, Christopher Walken, Woody Harrelson, Tom Waits gibi gerçeküstü bir kadroyla duyurulunca benim için hali hazırda dopdolu olan 2012 yılının en sabırsızlıkla beklediğim filmi olmuştu. Yine bir kara komedi olan filmin konusu iki köpek hırsızının yanlışlıkla bir mafya babasının köpeğini çalması şeklinde özetlenmişti. Filmin konusu hakkında bunun ötesinde ipucu vermeyen fragmanı harika olsa da In Bruges’e göre daha aydınlık ve basit bir komedi havası veriyordu. Ben yine de McDonagh’tan bundan daha fazlasını bekliyordum ve yanılmamışım. Filmin fragman ve promosyonlarına izleyicinin gözünü korkutmamak için olduğundan daha basit bir komedi süsü verilmiş. Karşımızda konusu ve temaları bunun çok daha ötesine giden, In Bruges seviyesinde bir film var. Aslında In Bruges hakkında söylediğim her şey zaten adamın tarzı olduğundan Seven Psychopaths için de geçerli. Yine hayvanlar gibi kahkaha atıyor, bir grup psikopata hüzünleniyor, görsellere hayran kalıyoruz.

Filmin iki ana teması var. İlki Colin Farrell’in senarist karakteri Marty’nin Seven Psychopaths adında bir film yaz(am)ıyor oluşu. Film boyunca karakterler başlarına gelen bin türlü olaya rağmen bir yandan bu senaryonun nasıl olması gerektiğini tartışıyorlar ve bu konuşmalar hep izlediğimiz filmin kendisine gönderme yapıyor. Seven Psychopaths elbette bunu ilk kez yapan film değil ama bu taktiği bir hikaye anlatma aracı olarak en zekice ve eğlenceli şekilde kullananı. Bu teknikle film hem klasik Hollywood formüllerinin dışına çıkabiliyor, hem de karakterlerin filmin nasıl gitmesi gerektiğini anlattığı sahnelerde onları daha iyi tanımamızı sağlıyor.

Filmin ikinci teması psikopat kavramının incelenmesi. Zira Marty dışındaki karakterlerin hepsi kelimenin gerçek anlamıyla farklı cins bir psikopat. En iyi komedi oyuncularının dramatik roller de yapabilen çok yönlü oyunculardan çıktığını düşünürüm. Seven Psychopaths’in psikopatları hem harika bir komedi oyunculuğu sergilerken hem de karakterlere gerçeklik ve derinlik ekleyebiliyorlar. Sam Rockwell’in yine döktürüyor, karakteri Billy açık ara filmin en komiği. Son yıllarda genelde kısa konuk rollerde izlediğimiz Christopher Walken’i yeniden hakettiği derinlik ve zenginlikte bir karakteri oynarken görmek paha biçilmez. Bir de filmin başında Boardwalk Empire sevenler için hoş bir sürpriz bulunduğunu da ekliyim.

Kötü habere gelirsek.. Filmin Türkiye’de vizyona girip girmeyeceğine dair bir duyuru henüz ortada yok, zira ne yazık ki yurtdışında pek iyi iş yapmadı. Ama benim için şimdilik yılın filmi olan Seven Psychopaths’i ne yapın, ne edin, bulup izleyin.

Filmin fragmanı:

YouTube Preview Image
Comments
  1. Emrah Gürkan

    Mutlaka izleyeceğim Sinan,

    • Sinan Demirer

      Izlemediysen In Bruges’u de siddetle tavsiye ederim.

  2. Seyhan Ahen

    aldım listeye.