Yaşamak mı daha zor yoksa ölmek mi?

still6

Geçtiğimiz günlerde gazete sayfalarına ‘İranlı rock grubunun dört üyesi intikam kurbanı oldu’ şekilde bir haber düştü. Ölüm haberlerine alışmış bir ülkede bu çok sıradan bir haber gibi durabilir. Fakat bu dört genç hayallerinin peşinde doğdukları ülkeyi karşılarına almış, müzik sevdalısı gençlerdi.

 no_one_knows_about_persian_cats

Şimdi biraz geriye gidelim. Bilenler bilir; İranlı yönetmen Bahman Ghodabi, ‘Sarhoş Atlar Zamanı’ ve ‘Kaplumbağalar da Uçabilir’ gibi filmlerini art arda sıralamaya başlayınca hak ettiği şekilde tüm sinema dünyasının dikkatini üzerine çekmişti. Yasaklara ve sansüre rağmen ilerleyen İran sinemasının önde gelen isimlerinden biri olarak, kaliteli filmlerle bir çokları için kapalı bir kutu olan ülkesini dünyaya sunmaya devam ediyordu. Bahman Ghobadi ve Türk yapımcı Mehmet Aktaş’ın ortak yapımı olan Cannes ödüllü 2009 tarihli “No One Knows About Persians Cats” İran’da yapılması yasak olan rock, blues, hip-hop gibi müzik türlerine gönül vermiş gençlerin müzikal serüvenlerini anlatıyordu. Yarı belgesel, yarı kurgu tadında ki film aslında yasaklarla sınırlanmış bir ülkede hayallerin peşinden koşan gençlerin dünyasına gerçekçi bir bakıştı.

 fft64_mf1774280

Bu filme konu olan gruplardan Yellow Dogs’du. Ve grup üyeleri, tıpkı filmdeki gibi ülkelerinde müzik yapamadıkları ve hayatları tehlikede olduğu için 3 yıl önce Tahran’dan New York’a kaçtı. Ülkelerinde yeraltı müziği yapan 4 genç müzisyen 3 yıl önce New York’a yerleşti ve Brooklyn Williamsburg’da yaşamaya başladı. Grubun kaldığı ev kısa sürede kentteki İranlı müzisyenlerin buluşma noktası haline geldi. Maalesef hayallerinin peşinden koşan bu gençler bir intikamın kurbanı oldu.

 no-one-knows-about-persian-cats-band

Bir dönem grupta yer alan fakat grubun eşyalarını çaldığı için gruptan attılan arkadaşları Ali Ekber Muhammed Rafi kanlı bir eyleme imza attı. Rafi, geçtiğimiz pazar gecesi 3 katlı eve gelerek gitar çantasına sakladığı yarı-otomatik tüfeğini çıkardı. Önce evde bulunan, Yellow Dogs ile turnelere çıkan 35 yaşındaki besteci-müzisyen Ali İskenderiyan’ı alnından tek kurşunla vurdu. Ardından grubun davulcusu, 28 yaşındaki Arash Farazmand’ı yatak odasında öldürdü. Saldırgan hemen bir kat aşağı inerek Arash’ın kardeşi ve aynı zamanda grubun gitaristi olan 27 yaşındaki Soroush’u, ardından da salonda bulunan 25 yaşındaki İranlı müzisyen Sasan Sadeghpourosko’ya ateş etti. Geride 4 ceset bırakan Rafi, tetiğe basarken bir yandan da, “Neden beni İran’dan buraya getirip aranızdan attınız?” diye bağırıyordu.

 yellow-dogs-nyc-l

Gözü dönmüş saldırgan, üçüncü kattaki yatak odasında saklanan bir başka İranlı rock grubu Free Keys’in üyesi Pooya Hüseyni ile yüzyüze geldi. Hüseyni, Rafi’ye silahını indirmesini söyleyerek karşı koydu. Rafi de beklenmedik bir şekilde Hüseyni’yi vurmadı. Onun yerine çatı katına çıkıp kalan tek kurşunu kendi kafasına sıktı ve intihar etti. Grubun diğer iki üyesi, saldırı esnasında evde olmadıkları için hayatta kaldı.

Grubun en büyük hayallerinden birisi de İstanbul’da bir konser vermekti. Hayatın o saçma ironik yönü maalesef bir kez daha gerçek oldu.