Yaşam enerjisi Qi nedir ?

Son birkaç yıl içerisinde Doğu Asya kökenli birçok öğreti etrafımızda yaygınlaşmaya başladı. Yoga, reiki, tai chi, meditasyon derken, bunları sunan merkezler, ciddi ciddi hayatımıza girmiş durumda. Üst üste açılan bu stüdyolardan birine daha evvelden kafayı uzatmış ve saydıklarımdan birini tecrübe etmiş olabilirsiniz. Olmasanız bile bir arkadaşınızın tecrübelerini dinlemişsinizdir. Hatta uzak doğu sporları ilgilendiyseniz de bahsedeceğim şeyden bir miktar bilgi sahibi olmanız mümkün.

Bütün bu öğretilerin temelinde yatan bir olgudur Qi (veya Ki, Chi, Türkçe okunuşu ile Çi). Düşüncesi ilk olarak antik Hindistan’ın Vedaları tarafından 3bin yıl önce bulunmuş ve günümüze kadar Doğu’dan çıkan, ruhani diye adlandırabileceğimiz hemen her öğretide kendisine yer bulmuştur. Batı’da en yakın tabiri ile Ruh ile adlandırılan olgu ile her ne kadar benzeşse de, aslında Doğu öğretisine göre Ruh, Qi’nin bir parçasıdır ve Qi çok daha geniş bir zeminde yer almaktadır.

Qi evrenin her yerine yayılmış ‘yaşam enerjisi’ dir. Bu enerjinin yoğunlaşması, yaşamın ortaya çıkmasına olanak verir. 4 element’in varlığı tek başına hayat yaratımına müsait ortamı hazırlamış olsa dahi, yeterince Qi yok ise, canlı yaşamın ortaya çıkması mümkün olmaz. Bu temel prensibi ile Qi, Mısır’lılar tarafından ayrıntıları ortaya konmuş Ruh (Ka) olgusuna çok yakındır. Aralarındaki en büyük fark, ruh yalnızca beden içerisinde bulunan ilahi bir olgu iken, Qi aynı zamanda bedenin etrafında, hatta yaşam olmayan yerlerde bile mevcuttur. Sürekli bir akış içerisindedir. İçimizdeki ruhun hammaddesidir ve aynı zamanda onu sürekli olarak besler.

Yaşam bir kutlamadır, coşkudur, insan bu sebeple her daim mutludur. Ancak yaşanan tecrübelerin etkisinde ve günlük değişimler neticesinde bu coşku ile bağını bloke edebilir. İşte bu blokajlar, evrensel yaşam enerjisinin (kozmik besin diyelim), ruha ulaşmasını engeller. Beden bir taşıyıcı olarak ruhu içerisinde rahat ettirir, ona tecrübe imkanı sağlar. Ancak düşünsel olarak kişinin yarattığı korku, kaygı gibi negatif durumlar, kişiyi fiziksel olarak tepki vermeye zorlar. Bu tepki sonunda, vücut kendini korumak amacı ile alt beyinden gelen uyarılar veya sinir sistemindeki otonom komutlar ile kas gerilimlerini artırır. Qi enerjisi, vücutta belli meridyenler üzerinden akarak, tamamına kozmik bir enerji sağlarken, bu blokajlar Qi’nin akışını bozar. Bu sebeple yaşam enerjisinden nasibini yeterince alamamış olan kısımlarda hastalıklar ortaya çıkar. Antik doğu öğretilerinde, iyileşme, kişinin hastalığına sebebiyet veren blokajların tedavisine yöneliktir. Temelde kişi zaten varoluş itibarıyla sağlıklı ve mutlu bir yaşam ile donatılmıştır ve hastalıklar bu yüzden dış değil, iç kaynaklıdır.

Chi'nin akış meridyenleri

reiki uygulaması

 

Yoga ve qigong gibi teknikler, Qi’nin vücuttaki dolaşımını rahatlatır, fiziksel blokajları ortadan kaldırarak Qi’nin akışını sağlar. Meditasyon mental ve zihinsel kaosu hedef alarak, Qi’nin farkındalığını ve etkisini artırır. Reiki ve akupunktur, gene muntazam bir Qi akışını tekrar sağlamak için uygulanır. Uzak doğu sporları (aikido, kung-fu, katana, tai chi, vb) Qi’yi kullanarak daha etkin ve dengeli bir savunma sanatı ortaya koyar. Feng Shui, Qi enerjisinin yaşam alanlarınızdaki etkin akışını hedef alır, böylece uygun atmosferi dizayn eder. Belki bu kısım ilginç gelecek ancak simya, büyü, homeopati gibi uygulamalarda da Qi’nin etkisi kullanılır. Eminim hatırlarsınız. Street fighter karakterleri olan Ryu, Ken, Sakura, Dan vb. gibi karakterlerin kullandığı Hadouken de Qi’nin oyun dünyamıza yansımasıdır.

Hadouken

Feng Shui ana prensipleri

En basit haliyle burnunuzdan derin bir nefes çektiğimizde hissettiğimiz Qi, belki de bütün bu farkındalığın ortaya çıkmasında ve geliştirilmesindeki ilk referanstır. Onu bilemem. Qi’nizi artırmak için başvuracağınız aslında birçok olgu var ve bunlar ille de uzak doğu kökenli değil. Şarkı söylemek, müzik dinlemek, dans etmek, kitap okumak, spor yapmak, ilim/bilim öğrenmek, birilerine yardım etmek, gönüllü veya karşılık beklemeksizin birilerine yardım etmek, meditasyon yapmak, dua etmek, ibadette bulunmak veya hoşunuza giden hobiniz ile vaktinizi geçirmek de size Qi’nizi güçlendirmek veya bedeninizdeki dolaşımını geliştirmek için tavsiye edebileceklerim arasında.

Birçok öğretinin Qi ile uğraşması, onu farklı yorumlaması ve özellikle de batı ile doğu öğretilerinin karşılaşması neticesinde, Qi ile ilgili bir çok soru işareti de doğmuştur. Bir qigong ve tai chi eğitmeni olan Dr. Jwing-Ming Yang’a göre Qi, biz batılılarca daha çok biyoelektrik olarak bilinen bir olgunun kendisidir görüşünü ortaya koymuştur. Belki Dr.Yang’ın bu görüşü, Qi’nin hem doğu hem batı öğretileri arasındaki köprüsü niteliğindedir. Bu şekli ile daha evrensel bir olgu niteliğini alıyor olsa da, kanımca Qi bilgeliğinin yalnızca bir bölümünü nitelendirir.

Sonuç olarak ne yaparsanız yapın, az evvel Qi’nizi artırmak ile ilgili verdiğim tavsiyelerden birini mutlaka uygulayın derim. Çünkü içinizdeki ruhu beslemeden, muhtaç olduğunuz yaşam coşkusundan mahrum kalırsınız. O zaman yaşam yalnızca nefes alıp vermek şekline indirgenir ve bir bitkiden farkınız kalmaz. Görevlerinizi ve sorumluluklarınızı bir bitki gibi yerine getirip duruyorsunuz. Kendiniz için peki ne yapıyorsunuz?

İyi seyirler..

 

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>