Woody’nin yeni terapisi: Mavi Yasemin

WSJ-570x310

Yazı yazmak terapi gibidir. Yazarsın rahatlarsın. Aynısı müzik dinlemek, resim yapmak, şiir okumak için de geçerlidir. Türlü türlü terapi yöntemi vardır. Sayısı bir değil bin değildir, insandan insana değişir…

Ömrü hayatımda yaşadığım en şizofrenik Haziran’dı geride bıraktığımız Haziran. Denediğim türlü terapi yöntemlerinin hiçbiri işe yaramadı. Yazı yazamadım. Şiir okuyamadım. Müzik dinleyemedim.

Kafayı yemek üzereyken, bir akşam iş çıkışı gazete bayinde onu gördüm. Bir derginin kapağında, siyah kemik çerçeveli gözlükleriyle bana bakıyordu. Koştum eve geldim. Bilgisayarımı açtım,  arşivden rastgele bir tanesini seçip Play’e bastım. O gün bugündür her allahın günü bir, bazen birden fazla Woody Allen filmi izliyorum. İzlediklerimi tekrar izledim, ayrıca izlemediğim bir dolu filmi olduğunu şaşarak ve keyifle fark ettim.

80 yaşına merdiven dayamış Amerikalı yazar, yönetmen, aktör, müzisyen Woody Allen, yaşayan bir efsane. Benim onu sevip anlamam için 30’lu yaşlarıma erişmem, hatta biraz da buralarda yol almam gerekti. Bir ara Woody Allen’ı bu kadar çok sevmeye başlamamın hayra alamet olmadığını, bunun bir yaşlılık emaresi olup olmadığını çok düşündüm. Hala bu sorunun yanıtından emin değilim.

woody lobster

Woody Allen Amerika’nın en üretken yönetmenlerinden biri. 1969 tarihli ‘What’s up Tiger Lily’den bu yana, yeni filmiyle birlikte eserlerinin sayısı tam 48’e ulaştı. Yani neredeyse her yıl bir yeni film çekiyor.

Sabırsızlıkla ve merakla beklenen yeni filmi Mavi Yasemin, Eylül’de vizyona girecek. Kısa süre önce görücüye çıkan fragmanı da, bunca sabırsızlık ve merakın boşuna olmadığının kanıtı.

New York’lu son derece gösterişli bir yaşam süren çekici ve göz alıcı bir ev kadınının, girdiği mali krizle değişen hayatını konu alan filmde başrolleri Cate Blanchett ve Alec Baldwin paylaşıyor. Amerikalı komedyen Louis Szekely ve İngiliz aktris Sally Hawkins’in rollerinin de son derece dikkate değer olduğu konuşuluyor.

Sinema eleştirmenleri, yeni filmin özellikle drama açısından zengin olduğunu, Woody Allen hayranlarının ziyadesiyle tatmin olacağını yazıyor.

YouTube Preview Image

Woody Allen’ın filmlerinin her birinin tadı ayrı. Aralarında kendimden çok şey bulduklarım da oldu, hiçbirşey bulamadıklarım da. Bazıları beni çok eğlendirdi, bazıları hüzünlendirdi. İkisine birden sebep olanların sayısı hayli fazla. Favorim çok ama seç birini derseniz, “Play It Again Sam” derim, zira yeri bende başka.

Woody Allen, filmlerinde canlandırdığı karakterlerden çok farklı bir adam değilmiş gerçek hayatta. Ayrılmaz bir parçası olan siyah gözlüklerini 17 yaşından bu yana takıyormuş mesela. Brooklyn aksanı, en az gözlükleri kadar ayrılmaz bir parçası. Duş alırken direnden uzak durması, tıpkı filmlerinde canlandırdığı karakterlerin pekçoğunda da olan takıntılı hallerden bilinen bir tanesi.

En enteresanı bence bunca yıldır hiç değişmemiş olması. Bir insanın görüntüsü bu kadar mı aynı kalır. Saçlarının ağarması ve hafifçe kamburlaşmış olmasından başka Woody Allen, 30’lu yaşlarında neyse bugün 77 yaşında da aynı. Belki bu da yine takıntılarının bir sonucu.

Bu arada Woody Allen’ın ilerleyen yaşına ragmen hala film yapan nadir yönetmenlerden olduğunu eklemek gerek. Kariyeri pek çok açıdan Woody Allen’a benzeyen Chaplin ve 70 yaşında işi bırakan Fellini’yi bir kenara bırakacak olursak, onun gibisi pek yok.

Woody Allen Bananas 1971

Son dönemde yaptığı ve gişede büyük başarı gösteren Vicky Cristina Barcelona, Midnight in Paris, To Rome With Love gibi popüler filmler bir yana, Woody Allen, bugün Amerikan sinema endüstrisinde sahip olduğu yüksek itibara rağmen Hollywood’dan uzak durmuş, büyük paralarla film yapmamış bir isim aynı zamanda. Buna karşın pekçok filminde çok ünlü isimleri görmüşlüğümüz var. Woody Allen’ın filmleri Mia Farrow, Diane Keaton’dan başlayarak Goldie Hawn, Meryl Streep, Penelope Cruz, Julia Roberts, Drew Barrymore, Scarlett Johansson, Natalie Portman, Cate Blanchet gibi onlarca starın resmi geçidi gibi.

Woody Allen’ın bu isimlerden hiçbirine star ücreti ödemediği, aksine pekçoğunun onun filmlerinde rol almak için can attığı da yazılıp çizilenler arasında. En son, son filmin yıldızı Cate Blanchett, “O telefonu uzun zamandır bekliyordum” diye konuşmuş mesela.

woody

Sözün özü Woody Allen bence bir dahi. Üretkenliği, filmlerindeki keskin mizah, sıradan konulara sıradışı bakış açısı, hayal gücü, zengin zihninin ürünü. Bugün hala sahip olduğu enerjisini de yine paslanmasına asla müsade etmediği zihnine borçlu. Bu arada “arıza” bir adam olduğunu alenen yerleştirmek gerek buralara bir yere. Filmlerindeki ilham perisi olduğu yazılıp çizilen güzel kadınlardan evlat edinip sonra aşık olduğu şimdiki karısına, cast’ı seçerken insanlarla bir dakikadan az bir süre konuşup karar verdiğine ve herşeyin kendi zihin hızında ilerlemesi ısrarıyla bir sahneyi birden fazla kez pek tekrarlamadığına dair söylentilere bakılırsa hakkında bildiğimiz ve öngördüğümüz gerçeklerin dışında çok daha fazlası da var mutlaka.

Son okuduğum röportajında, bu yaşta neden hala film yapıyorsun diye sormuşlar. Şöyle yanıt vermiş:

“Bilirsiniz akıl hastanelerinde hastalara terapi için bazen çamur verirler bazen de sepet ördürürler. Film yapmak da benim sepet örgüm. Eğer çalışmazsam bu benim için çok sağlıksız olur. Burada oturduğum yerde endişeden ölürüm. Oysa kalkıp hangi aktörü seçsem, burada kimi oynatsam, bu sahne iyi mi değil mi diye düşünmek daha güzel. Hayatın çözümsüz ya da çözümleri acılı olan büyük bulmacaları yerine çözülebilir küçük bulmacalarıyla meşgul oluyorum. Ve bu işten keyif alıyorum.”

Woody Allen, henüz son filmi vizyona girmeden bir sonrakinin çekimlerine başlamış bile. Bu ümit verici. Umarım sepet örmeye daha uzun yıllar devam eder!