Ve Hobbit sinemalarda…

Ve nihayet The Hobbit vizyonda… Bugünün gelmesini gerçekten de uzun zamandır bekledim. Peter Jackson’ın çekimlere başlayacağını açıkladığı günden beri adeta yerimde duramıyordum. Filme ait ilk fotoğrafların ve fragmanın yayınlanmasından sonra günler benim için geçmek bilmedi. Çarşamba günü filmi izlemeye giderken, dünyada hiçbir filmin beni böylesine heyecanlandıramayacağından kesinlikle emindim.

Bugün birçok mecrada Hobbit hakkında yazılar okuyacaksınız. Beğenenler olacağı gibi beğenmeyenlerin de çıkacağından eminim. Ben salondan son derece memnun ayrıldım diyebilirim. 2,5 saat adeta su gibi aktı. Eğer The Lord Of The Rings’i seviyorsanız aynı etki kesinlikle sizde de olacaktır. Fakat Hobbit’ten keyif almak için üçlemeyi iyi bilmek son derece önemli. Zira film boyunca The Lord Of The Rings’e birçok gönderme var.

Hikayeye göz atarsak: Bildiğiniz Hobbit üç filmden oluşuyor. Üçleme Yüzüklerin Efendisi’nden 60 yıl önce Orta Dünya’da süregiden bir hikayeyi anlatıyor. Film, korkunç Ejderha Smaug’dan Erebor Cüce Krallığı’nı geri almak üzere destansı bir serüvene koyulan başkarakter Bilbo Baggins’in serüvenini konu alıyor.

Karşısında beklenmedik şekilde Büyücü Gri Gandalf çıkan Bilbo kendisini efsanevi savaşçı Thorin Meşekalkan’in önderliğindeki 13 Cücenin arasında buluyor. Yolculukları onları Goblinlerin, Orkların ve ölümcül Wargların yanı sıra sadece Ölümbüyücüsü olarak bilinen gizemli ve sinsi yaratığın kol gezdiği Yaban diyarlara götürüyor.

Film ile ilgili düşüncelerim ise şöyle:

*Bu filmi biraz da Hobbit dünyasına giriş gibi görmek gerekiyor. Çok fazla savaş sahnesi yok. Daha çok öyküye ve karakterlere değinilmiş. Tıpkı Lord of The Rings gibi asıl heyecan ikinci ve üçüncü filmde olacak.

* Film, 3D ve saniyede 48 kare olarak çekildi. Hobbit Yüksek Kare Hızı teknolojisiyle çekilen ilk sinema filmi. Film seçilmiş sinema salonlarında HFR (High Frame Rate-Yüksek Kare Oranı) 3D olarak, diğer salonlarda ise 2D, 3D formatlarında ve IMAX olarak gösterilecek.  Ben filmi İstinye Park’ta IMAX teknolojisiyle izledim. Biliyorum yer bulmak kolay değil ama gidebiliyorsanız filmi İstinye Park’ta izleyin derim. Bu film kesinlikle iyi bir salonda izlenmeli !

* Bazı sahneler gerçekten uzun olmuş. Bunda filmin üçleme olmasının payı büyük. Örneğin Gollum ile Yaşlı Bilbo’nun tanışmaları son derece güzel ama gereksiz uzatılmış. Film boyunca bu tip sahnelere birkaç kez rastlıyorsunuz. Bu detaylar beni çok rahatsız etmedi ama bazı kişileri sıkabilir.

* Gandalf karakteri bu kez oldukça ön planda tutulmuş. Ian McKellen baba hayli yaşlanmış olsa da gayet iyi oynamış.

* Yüzüklerin Efendisi’ndeki rollerine “Hobbit” üçlemesinde tekrar bürünen birçok isim var. Cate Blanchett (Galadriel), Ian Holm (Yaşlı Bilbo), Christopher Lee (Saruman), Hugo Weaving (Elrond); Elijah Wood (Frodo) ve Andy Serkis (Gollum) gibi…  Frodo’tu tekrar görmek güzeldi.

* Müzikler yine efsane olmuş. Önümüzdeki hafta bununla ilgili ayrı bir yazı kaleme alacağım ama şimdilik Howard Shore’un yine efsane bir iş çıkardığını söylemekle yetineyim.

* Hobbit’in Aragorn’u olarak tanımlayabileceğimiz Thorin’i ben beğendim. Diğer cüce karakterlerinin bazılarına ısınamasam da, oyuncu seçimi yine son derece doğru olmuş.

Sonuç olarak filmi en kısa zamanda bir kez daha izleyeceğim.  Bu film öyle bir kere izlenecek filmlerden değil !

Filmin fragmanı:

YouTube Preview Image
Comments
  1. Esra

    AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA diyorum başka da bir şey demiyorum! 😀
    Emrah, 3D mi izledin filmi? Yoksa 2 D mi? Hangisini tavsiye edersin? Ya bu kadar muaazzam filmlere 3D pek olmuyor bence :/