Üniversite sınavları kalkar mı?

Benim zamanımda 7 yaşını dolduran her çocuk eğitim ve öğretim hayatına başlardı. Bugünlerde artık 4+4+4, birden forvete fazladan iki adam koyduk sanki, artık önümüz açık. Sınavla yerleştirme sistemi bir tarafta konuşulurken, bir taraftan da OSYM ve YOK tartışmaları aldı başını gidiyor. Siz gelişmeleri heyecanla takip ediyor olabilirsiniz, ben açıkcası pek de umursamıyorum. Siz şaşırıyor olabilirsiniz, ben maalesef şaşırmıyorum.

Bendeniz 80’liyim. Kredili sistem ilk kalktığında, liseye başlıyordum. Oo biz iyiyiz derken bu yeni sistemde, aynı hocalar aynı derslere aynı öğrencilerle giriyorlardı, yani değişen birşey olmamıştı pek. Biz liseyi bitirdik, OSS ve OYS ye girdik, ardımızdan gelenler için üniversite sınavı teke düşürüldü. Bir çoğumuzun ileri matematik sorularındaki bir yanlışı, bizim senemizde binlerce insanın ardına bırakırken, bizden bir sonraki yıl yapamadığımız o sorular çıkmadı. İşte o zamanlar şaşırmıştım. O günden beri sınava giriş kaç şekle büründü. Artık sınavlara takılacak isimler ve kısaltmalar bulamıyor durumdayız. Sistem olmadı başa sardı, sonra baktılar ve daha çok sınav yaparsak daha seçilmiş insan yetiştiririz dediler. Tutar mı?

Bilgi size öğretim yolu ile aktarılır. Bir tür tecrübe edilmiş ve onaylanmışlık paketleri gibidir. Alırsınız, saklarsınız, gerek olduğunda kullanırsınız. Günümüz okul sistemleri işte bu amaç üzerine kurulmuştur yani bilgi paketlerinin nakli. Belli bir şekilde, tarifte, kurallarla belirli, kurumsal bir kimlikte.. Bizim ülkemizin öğretim sistemi efendim, bilgi vermek açısından tartışılmayacak bir sistemdir. Bunu sonuna kadar savunurum.

Gelelim şu eğitim kısmına. İşte bizde oturmayan kısım. Sınavlarla, ödevlerle, notlarla ulaşılamayan bir vizyon. Ne yapılırsa yapılsın öğrenci öğretilsin diye yapılıyor. Birileri en garanti ve gerekli bilgiyi, tek tip olarak hazırlıyor, birileri onları ezberliyor, ezberletiyor, sınavlar yapıp ne kadar ezberlediğinizi denetliyor, ezberi iyi olanlar iyi yerlere geliyorlar, gene tek tip. Kulaktan kulağa bilgi azalır, hatta zamanla niteliğini bile kaybeder elbet. O yüzden yeni yeni şimdilerde öğretmenleri de düzenli eğitip sınava tabi tutuyorlar. Ezberler kontrol ediliyor.

İngiliz ya da avrupa öğretim sistemlerindeki vizyon ve uygulama, öğretimi bir paket olarak değil de bir başlangıç şeklinde görüyor. Siz onu düşünmek, anlamak, onu geliştirmek, hatta ortaya koymak, sunmak durumunda kalırsınız. Bütün bunları yapmak için araştırmak, planlamak, kendinizi ve zamanınızı yönetmek zorunda kalırsınız. Size öğretim, bir eğitim ile sunulur. Hatta eğiticiler, öğrencilerini bir manada kendileri seçebilmektedir. Amaç sizi hayata hazırlamaktır, koç ya da sabancı’da müdür olmak için yarıştırılmak değil. Zaten emin olun, o müdürler de öyle bir tek okumakla, ineklemekle olunmuyor.

Öğretimin amacı kişiyi eğitime tabi tutarken bir taraftan da ihtiyacı olan bilgileri önüne koymaktır. Hocanın derste anlattıkları ayrıdır, notlar ayrıdır, okuma parçaları da farklı kaynaklardan eğitmen tarafından seçililen klavuzlardır. Siz bunların hepsi ile ancak sınavda 70’ler alırsınız. Bu sizin parasız eğitime devam etmeniz için de yeterlidir. Ama dahiler ile inekleri de ayıran bir sistemdir. Çünkü iyi olmak için kendiniz örnekler türetmelisiniz veya bir konu üzerinde bir tartışma sunabilmelisiniz. Aksi halde yanlızca müfredata uyan, klavuzları takip eden, yönetmelikleri uygulayan bir sistem içinde gün geçtikçe zaten eskirsiniz. İçinde bulunduğumuz durum da biraz budur.

Bizim sayısız eğitimcilerimiz olmuştur. Eğitimci kimlikleri, öğretici kalıpların üstünde oldukları için, canlarını iyice sıktık ve çoğu yurtdışına kaçtı. Hani hep Amerika beyin göçü yapıyor deriz ya, oysa çoğu zaman eğitimcilere daha iyi olanak sağladığı için, tercih ediliyorlardır. Herkes öğretici olabilir günümüzde. Yetenekten çok bilgi sahibi olmanız yeterli. O yüzden olsa ki öğretmenler çocuğu hem okulda, hem dershanede, hem de özel derslerde elden geçirirler ama bazen odun odundur, öğretimin ulaşamadığı beyinler olur.

O beyinler aslında süprizlerle doludur. Sanatçılar, dahiler, başarı sahipleri ve beceriksizler hepsi bu klüpten çıkabilir. Onlar farklı şeyler denerler, tutarsa iyi, tutmazsa da gelir geçerler. Tutturanları bir süre sonra ders kitaplarına alırız. Oysa başarı keşfedilmemiş yerlerdedir, bir yaratım gerektirir. Öğretilenler, yeni başarıları değil, iyi ortalamaları hedeflemektedir. Eğitim ise yenilikçidir, zihin açar, yaratıcıdır, arayıştadır, kendini anlamaktır, farkındalığı yükseltir. Eğitimde öğretim, yalnızca araçtır.

Benim ilkokul çocukluğumdan beri geçen 25 yıl içerisinde, yaklaşık üç senede bir sistemler değişti. Hiç bir sistemi, bir nesil deneme gibi bir şansımız olmadı. Halen de magazin haberi gibi hayatımızı meşgul etmekte. O yüzden bir sözüm olsun istiyorum. Öğretimi 100 farklı şekilde verseniz bile, eğitmen yetiştiren bir sistem tasarlamazsanız, özgür bireyler yaratmazsanız, gün geçtikçe sistem içinde kaybolup gideceğiz. Sonra da bir bakmışsın, bilen ama uygulayamayan, yaratamayan bir kuşak yaratmışız.

İyi seyirler..

Comments
  1. Rap Erbabi

    helal be kardeşim.. on numara açıklamışsın…

    • Erdal Batıbay

      teşekkür ederim, beğenmenize sevindim. dilerim biraz da bu gözlükten bakabilsin öğrenci velileri ve eğitim yetkilileri.