Tuna nehrinin incisi: BUDAPEŞTE

Macaristan’ın başkenti Budapeşte, Tuna Nehri’nin iki yakasında ziyaretçilerine farklı sürprizler sunan büyüleyici  bir şehir. Göz kamaştıran mimarisi, dolambaçlı, eski ve dar sokakları, leziz mutfağı ve eğlence dünyası ile en az 3 günlük bir seyahati hakediyor. Yedi ülkeden geçip Karadeniz’e dökülen Tuna’nın incisi olaran ün yapmış Budapeşte… 139  yıldır bu isimle anılan şehir, 1873 yılında Buda, Peşte ve Obuda şehirlerinin birleşmesiyle oluşmuş. Nüfusu yaklaşık 2 buçuk milyon…

Şehri gezmenin en iyi yolu onu ikiye ayırmak. Önce Buda, sonra da Peşte’yi dolaşmak sizi hem ulaşım güçlüklerinden hem de zaman kaybından koruyacaktır. Biz de işe Buda tarafından yani Tuna Nehri’nin Batı yakasından başlıyoruz.. Şehrin iki önemli tepesi bu yakada. Bunlardan ilki Kale Tepesi. 13. yy dan itibaren Buda kenti,  kale ile Matyaş kilisesi arasında gelişmeye başlamış ve Moğol saldırılarından sonra, 1255 yılında, Kral Bela kalesini buraya kurarak Buda’yı başkent yapmış. Osmanlı saldırılarında ve 2. Dünya Savaşı’nda kale yıkılsa da yeniden inşa edilmiş.

 

 

 

 

 

 

Bugün kale  kompleksinin tam ortasında Matyaş Kilisesi duruyor. Meryem adına inşa edilen kilise, tarih boyunca birçok taç giyme törenine ev sahipliği yapmış. 1541’den itibaren, Osmanlı döneminde 145 yıl boyunca camii olarak kullanılmış. Kanuni Sultan Süleyman bu topraklardaki ilk cuma namazını, Matyaş Kilisesi’nde kılmış.

Sokaklarda gezerken Türk olduğunuzu sürekli hatırlıyorsunuz Budapeşte’de.  Bir köşede Mustafa Kemal Atatürk anısına yaptırılan bir yol, diğer köşede Gül Baba Türbesi… Türbe 1541 yılında Budin Savaşı’nda esir düşen Bektaşi dervişi Gül Baba için 1548’de yapılmış. Rivayete göre Buda’ya gülü ilk tanıtan Gül Baba olmuş. Kesin olan Gül Baba’nın Türkler kadar Macarlarca da sevilip sayılmış olması. Cenaze namazına Kanuni Sultan Süleyman’la birlikte 200 bin kişi katılmış.

Osmanlı dönemine ait bir başka önemli tarihi anıt ise Buda tepesindeki Lovas Sokağı’nda bulunan son Buda Valisi Abdurrahman Abdi Arnavut Paşa’ya ait. Budin’in, yani Macaristan’ın başkenti Budapeşte’nin son Osmanlı Valisi Abdurrahman Abdi Paşa, şehri kuşatan Avusturya ordusuna karşı tüm yokluklara rağmen iki buçuk ay direndi.

Ancak Avusturyalılar, 2 Eylül 1666’da Budin’e girerek 145 yıllık Türk hákimiyetine son verdiler. Abdurrahman Abdi Paşa ise çarpışmalar sırasında şehit düştü. Ama  Macarlar  Paşa’nın kahramanlığını asırlar boyunca unutmadılar ve şehit düştüğü yere çok daha sonraları dikilen anıtın üzerine son derece centilmence bir ifadeyle şöyle yazdılar:  ‘145 yıllık Türk egemenliğinin son Budin Valisi Abdurrahman Abdi Arnavut Paşa, bu yerin yakınında 1666 Eylül ayının 2. günü öğleden sonra yaşamının 70. yılında maktul düştü. Kahraman düşmandı, rahat uyusun!’

 

Buda tarafındaki bir diğer önemli bölge ise Gellert Tepesi. Yine hem arabayla hem de yürüyerek çıkabileceğiniz bu tepede, şehrin neredeyse tamamından görülebilen, Başpiskopos Gellert’in 1902’de yapılmış olan heykeli karşılayacak sizi. Hemen yanı başında ise  Özgürlük anıtı Budapeşte’yi Nazilerden kurtaran Sovyetler Birliği ve tüm kahramanlar anısına dikilmiş…

 Paris’in Eyfel kulesi, New York’un Özgürlük Anıtı gibi, Budapeşte’nin de en çok akılda kalan yeri Parlamento binası… Tuna Nehri kıyısında, sadece Budapeşte’nin değil Macaristan’ın da gururu adeta. Nehir kenarına indiğimizde ise Marks-Engels anıtı ve Parlamento Binası çıkıyor karşımıza. 1884 yılında inşa edilen Parlamento Binası; 95 metre yüksekliği, 268 metre uzunluğu ve cephesini süsleyen 233 heykeli ile gözalıcı bir yapı.

Ve Kahramanlar Meydanı.. Bu meydan Macar tarihinin de kısa bir özeti gibi aslında… Budapeşte’nin bulunduğu bölgeye ilk olarak Romalılar yerleşmiş ve günümüz Macarlarının ataları Urallardan göç edip 896’da gelmişler buraya. Tabii ki kral Arpat önderliğinde. İşte kahramanlar meydanı da 1896 yılında Macarların bölgeye gelişinin bininci yılı anısına yapılmış..Yedi atlı heykel  Budapeşte’yi kuran 7 Macar kabilesini temsil ediyor..

Peşte tarafı ise şehrin yeni yüzünü sergiliyor bize. Sokaklar daha hareketli, dükkânlar ve müzeler Budapeşte’nin yerlilerinin yanı sıra turistlerle dolup taşıyor. 1851’de inşa edilen, 96 metre yüksekliğindeki kubbesi ile Aziz Stephan Kilisesi ve Ulusal Opera Binası, yarım günde gezilebilecek yerler olarak çıkıyor karşımıza.

 

Gelelim Macar mutfağına; yemekler için söylenebilecek ilk şey; fazlasıyla baharatlı ve acılı oldukları. Aslında Türk yemeklerinden çok fazla bir farkı olmasa da yemeklerinin içine kattıkları değişik baharatlarla masalarına faklı lezzetler kazandırmışlar. Gulaş (Kul aşı) adı verilen yemekleri Macaristan’ın en özel yemeklerinin arasında yer alıyor.  Dana etinden yapılan bu yemeğin içine katılan kimyon, salça ve defne yaprağı ile değişik bir lezzet ortaya çıkmış.

 Estergon kalesine gidin!

Budapeşte’nin 66 kilometre kuzeyindeki  Estergon, tarihle ilgilenenler için mutlaka görülmesi gereken yerlerden bir başkası. Macaristan’ın ilk başkenti olan kentteki en önemli yapı tabii ki Estergon Kalesi. Yüzyıllarca Osmanlı imparatorluğuna ait olmuş yapı,  bir müze olarak hizmet veriyor. Kalenin tepesinden Tuna Nehrinin nefis manzarasını izleyebilirsiniz.

 

 

Comments
  1. Budapesteden sonra kesinlikle estergon sehrine gidilmeli cok haklisiniz. Manzaranin ihtisami halen aklimda. Gece Budapeste dahada ayri bir guzel . Iyi rsimlemisiniz tebrikler

  2. Merbaha arkadaşlarım. Bana derler Sinan. 29 Eylül doğumluyum.
    İzmir’ de oturuyorum. 25 sene önce doğmuşum :
    ).

    Hi Adult men,

    This one websitre website is all about mahpeyker kösem sultan. Did you know who’s
    the woman