The Borgias: Bir suç ailesinin anatomisi

Hani öyle yapımlar vardır ki, iyi deseniz içinize sinmez, kötü deseniz haksızlık etmiş olursunuz. Kararsız kalmanıza rağmen sizi içine çeken bir ya da iki karakterin akıbetini merak ettiğiniz için, peşinden sürüklenir gidersiniz. Yayınlanacak 2. sezonuyla yakında izleyenleriyle buluşacak olan The Borgias’ın ilk sezonu bende böyle bir etki bırakmıştı maalesef.

Bilmeyenler için Borgia Ailesi denilince akla ne gelir aktaralım. Rönesans döneminde İtalya’da büyük güç kazanmış, 15. ve 16. yüzyıllarda entrikalarla kilise ve siyasette çok etkili olmuş İspanyol kökenli soylu (!) bir aile. Döneminde Rodrigo Borgia papalık tacını elde etmek, kardinalleri ve kiliseyi satın almak için elinden geleni yapmış. Akabinde bu haksız yarışı kazanarak VI. Alexander  adıyla papa olmayı başarmıştır.

Bundan sonraki süreçte oğlu Cesare Borgia ve kızı Lucrezia Borgia’ı türlü amaçları uğruna kullanmış. Genç yaşına rağmen kardinal unvanını kazandırdığı oğlunu, bir yandan da kanlı suikastleri planlaması için görevlendirmiştir. Kızını da siyasi çıkarları uğruna üç kere evlendirdiği tarihi bir gerçektir. Ve maalesef bu üç Borgia arasında diziye yansımayan ensest hikayeler dönmektedir.

Buraya kadar, Rodrigo Borgia’nın kansız bir karakter olduğunu anlamışsınızdır. Bazı kaynaklardan oğlu Cesare’ın babasından da beter kana susamış, öldürmeyi sanat haline getirmiş hatta erkek kardeşini öldürüp unvanını ele geçirmiş acımasız biri olduğunu okuyabilirsiniz. Hatta kısa süre önce yeni sürümü yayınlanan Assasin’s Creed; Brotherhood Ps oyununda, oyunun baş düşmanı olarak Cesare Borgia ve ordusu hikayeye konu edilmiştir.

Gelelim dizimize… Rodrigo Borgia rolünde Jeremy Irons göz dolduruyor ve rolünün hakkını fazlasıyla veriyor. Ama tarihi R. Borgia’la pek uyuşmuyor. Entrikacı, duygusal arada melankolik, hırslı ama en kötü kararları çaktırmadan oğlunun omuzlarına bırakıyor ve durumdan sıyrılıyor. İşte burada oğlu rolündeki François Arnoud (Cesare Borgia) dizinin bütün gerilimini ve kritik sahnelerini sırtlanıyor. Bir izleyici olarak öncelikle bu karaktere takıldım diyebilirim. Öyle ki ailesi söz konusu olunca fazlasıyla  korumacı. Kız kardeşine duyduğu aşk kıvamındaki alaka, karakteri duygusal açıdan yakalamamızı sağlıyor. Öldürmekten çekinmese de çok acımasız gelmiyor, gelemiyor bir türlü. Lucrezia ise sanırsınız kanatsız bir melek. Halbuki tarih sayfalarında güç ve servete düşkün olmasının yanı sıra ciddi bir sanat sever, (Rönesans’ın etkisi olsa gerek) entrikacı bir kadın olarak anılıyor. O da abisine aynı şiddetle düşkün. Dizi bu üç karaktere sırtını yaslıyor. Bunun dışındaki karakterler karton olarak fonda kalıyor diyebilirim.

Benim gibi gerçeğinde kimdir bu aile gibi bir araştırma yapıp diziyi izlemeye başlarsanız hayal kırıklığı yaşamanız olası. Lakin ilk sezonu devirdim 2. sezondan haber ver derseniz aşağıdaki fragmanda göreceğiniz gibi ‘ilk sezon aperatifti, henüz yeni başlıyoruz’ duygusunu alabilirsiniz. Bu da merak uyandırmıyor değil. Ben kendi adıma 2. sezona güveniyor ve merakla ailenin gerçek yüzünü göstermesini bekliyorum. Bol entrikalı 15. Yüzyıl Roma’sın da tarihten bir kesit izlemek için en ideal yapım.

Şimdiden iyi seyirler…

İkinci sezon fragmanı:

YouTube Preview Image