Terracotta ordunun izinde

Bir Arkeolog ve Sanat Tarihçisi olarak ölmeden önce kesinlikle görmek istediğim bir tarihi eser –aslında bu bir başyapıt, yapıtlar nasıl adlandırırsanız- vardı: M.Ö. 210-209 yıllarında gömülen Çin’in  ilk  imparatoru Qin Shi Huang’ın 29 Mart 1974 yılında Çinli köylülerce tarla sürerken tesadüfen bulunan anıt mezarı ve onu öteki dünyadaki yaşamında koruyacak olan toplamda 7000 (yanlış duymadınız) adet pişmiş toprak askerden oluşan dev ordusu…

Sadece 20.yüzyılın değil belki de arkeoloji tarihinin en büyük arkeolojik buluntusundan bahsediyorum size. Ya da başka türlü ifade etmeye çalışayım. Mısır’ın meşhur Keops-Kefren ve Mikerinos piramitlerinin hiç bilinmediğini varsayın. Sonra bir gün yerin altında gömülü halde bu piramitlerin bulunduğu haberi gelsin. Nasıl? Yeteri kadar şok edici mi?

Sadece bu mezarı ve askerleri, atları, atlı savaş arabalarını görmek için Çin’e gitmeyi çok istemişimdir. Geçenlerde kısmen de olsa bu dileğim gerçek oldu. Nasıl mı? Kültür ve Turizm Bakanlığı Müzeler Genel Müdürlüğü ile Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Kültürel Miras İdaresi Başkanlığı tarafından “2012 Türkiye’de Çin Kültür Yılı” etkinlikleri kapsamında Topkapı Sarayı Müzesi’ndeki Has Ahırlar Bölümünde açılan “Çin’in Hazineleri Sergisi” sayesinde…

Açılışına Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, İstanbul Valisi Avni Mutlu, Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Kültürel Miras İdaresi Başkanı ve Kültür Bakanı Lixiaojie, Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Zhang Qıngyang katıldığı sergi 20 Şubata kadar açık kalacak şimdiden söyleyeyim.

Açılış sırasında serginin İstanbullular için büyük bir fırsat olduğunu söylemiş Sayın Günay ve eklemiş  “Çin yılının kapanması muhteşem bir sergi ile oldu. Topkapı Sarayı dünya arkeolojisi eserlerine ev sahipliği yapıyor. Sergilenen asker heykellerinin her birinin yüz ifadesi, saç şekilleri birbirinden farklı. Bu sergi İstanbullular için kesinlikle kaçırılmaması gereken büyük bir fırsat”.

Aynen katılıyorum çünkü bu gerçekten kaçırılmaması gereken büyük bir fırsat. Sergi tamamen terracota askerlerden oluşmuyor tabii ki. Binlerce yıllık Çin sanatını getirilen dört heykele ve bir ata emanet etmek saçmalık olurdu elbette. Serginin üç salondan oluştuğunu söylemek lazım. Orta salon bronz, taş, demir seramik gibi malzemelere sahip eserlerden oluşuyor. Günlük kullanım eşyalarından tutun da Buda heykellerine kadar hayatın her alanından örnekler göreceksiniz. Girişe göre ortanın sağındaki alanda zamanının eğlence anlayışı, müzik aletleri ve giyimi hakkında çok önemli ve aydınlatıcı kanıt niteliğinde bulunmuş çizimlerin büyütülmüş reprodüksiyonları ile karşılaşacaksınız.

Ve gelelim asıl konumuza oluşturan soldaki salona…

Şimdi siz korkacaksınız bu salonda bulunan 4 asker ve 1 atı görmeye mi gideceğiz diye. İnanın yetiyorlar. Eserlerin arkalarına yerleştirilen dev fotoğraf ve aynalı sergi alanı sayesinde askerler çoğalıyor. Bir de Çinli yetkililer amiyane tabirle büyük bir kıyak yapmışlar biz Türklere. Hiçbir şekilde ülke dışına çıkartılmasına izin verilmeyen, terracotta ordunun en yüksek rütbeli askeri –bir general!- heykelini görme şansına sahip olacaksınız bu salonda. Size tavsiyem bu salona geçtiğinizde cep telefonunuzu, MP3 playerınızı ve fotoğraf makinenizi (zaten yasak resim çekemezsiniz) kapatıp çantanıza koyun, saate bakmayın ve zamanda geriye doğru bir yolculuk yapın ve sadece hayal edin. Karşınızda duran dört heykelden binlerce olduğunu, aralarında da dört atlı arabaların olduğunu, atlarını çeken askerleri gözünüzün önüne getirin. Olmadı mı? Sergiye gitmeden önce The Mummy Tomb Of The Dragon Emperor’u izleyin o zaman daha iyi anlarsınız demek istediğimi.

Bu eserler için 700.000 işçi tarafından verilen akıl almaz emeği, dökülen teri-belki de kanı-, öteki dünyaya dahi hükmetmeye kararlı hırslı imparatoru ve onun sadık askerlerini düşünün.

O zaman daha interaktif bir deneyim yaşayacağınıza emin olabilirsiniz. Sergi ile ilgili bilgi için http://www.topkapisarayi.gov.tr adresini ziyaret edebilirsiniz

Comments
  1. p4Rad0x

    siz çok safsınız bu yapıtlar Türklere aittir çin üzerine yatıyor çindeki piramitler Türklere aittir araştırabilirsiniz ve bu yapıt ta tam o alrak Mete Han zamanına denk geliyor araştırın çok cahilsiniz