Teori ve pratikte Jasper Hoiby

phronesis

Birincibloğun çok sevdiğim yazarı, arkadaşım Mustafa Gündoğdu bundan bir süre önce modern cazın efsanelerinden e.s.t’yi kaleme almıştı… Benim kendileriyle mazim çok eski değil, haklarında pek ahkam kesmeyeceğim ama nadiren önyargısız, bir seferde sevdiğim bir trio olduklarından, yeri gelmişken önce ne kadar farklı ne kadar şahane olduklarını söylememe müsade edin…

2008 yılında e.s.t’nin atardamarı piyanist Esbjörn Svensson, Kuzey’in fosforlu ışıklarında karanlık sulara gömüldüğünde e.s.t de ne yazık ki onunla birlikte öldü. Elbette kayıtları hala dinleniyor ve yerlerinin ne kadar doldurulamaz olduğu hem dinleyenleri hem caz otoritelerince sık sık telaffuz ediliyor.

Geçtiğimiz cuma akşamı, Londra’nın önde gelen sanat merkezi Southbank’te, Queen Elizabeth Hall’da, bazı kaynaklarca e.s.t’nin mirascısı ilan edilen bir trioyu dinledim. Tıpkı e.s.t’yi ilk dinlediğimdeki kadar heycanlandım. Piyano, davul ve bastan oluşan bu trio, gezegenin karizmatik kontrbas sanatcısı Jasper Hoiby liderliğinde Phronesis adını taşıyor. Klasik bir caz triosu olmadıklarını, e.s.t’nin mirascısı olarak anılmalarının yanısıra trioya basın liderlik etmesinden de anlamış olmalısınız.

phronesis3

Klasik caz triolarında lider piyanodur. Onu davul takip eder. Bazı hallerde piyano ve davul, kim daha heyecan verici olacak acaba telaşında göz temasındadır. Bas aralarında çok çalışır ama genelde izleyiciye hep sessizmiş gibi gelir. Artık özellikle teknoloji sayesinde müzik de müzisyenler de daha anlaşılır, daha duyulur hale geldi. Yenilik ve yaratıcılık alkış aldıkça, hele de mütevazi ve demokrat müzisyenler söz konusu olunca keyif arttı. Artık piyano, davul ve bastan oluşan bir caz triosunda herbir müzisyen kendi mahalinde kendi cumhuriyetini ilan ediyor. İşte Phronesis de böyle bir trio…

Jasper Hoiby İskandinav bir caz müzisyeni. Danimarka doğumlu, 90’lı yılların sonlarından bu yana Londra’da yaşıyor. Phronesis’i 2005 yılında piyanoda Magnus Hjorth ve davulda Anton Eger ile kurmuş. Phronesis’in bugüne kadar kaydettiği toplam 4 albüm bulunuyor. Çıkış albümü Organic Warfare. Ardından 2009 tarihli Green Delay geliyor. Bu albümde piyanist Magnus Hjorth yerini Ivo Neame’e bırakıyor. Üçüncü album, Londra’daki canlı performanslarından birinde kaydedilmiş parçalardan oluşan Alive (2010). Son album ise 2012 tarihli Walking Dark.

Özellikle Alive, Jasper Hoiby’yi ve Phronesis’i tanımak için ideal. Ayrıca yeni cazın nelere kadir olduğunu duymak isteyen her müzikseverin dinlenmesi gereken bir album bana kalırsa. İlk albüm ise harika groove’ları ve e.s.t’ye neden benzetildiklerini anlamak için elzem.

 

YouTube Preview Image

Phronesis’in müziği, altyapısında sıradan bir caz dinleyicisinin aklının eremeyeceği kadar karmaşık bir yapı barındırmasına rağmen kesinlikle kulağa son derece anlaşılabilir geliyor.  Hatta bazen insana notaları okuyabiliyormuş hissi veriyor. Sürükleyici ve hareketli bir sesler bulutu sizi hemen arasına alıyor ve yumuşacık keyifli bir seyahate çıkarıyor. Son derece dolambaçlı yollara girip çıkan bu bulut, bundan ötürü kimseye de hava atmıyor. Olay bir gösteri değil kendiliğinden gelişmiş, doğal bir süreçten ibaret. Üstelik hem renkli hem eğlenceli.

YouTube Preview Image

 

Jasper Hoiby yetenekli bir caz müzisyeni. Yetenekli olduğu kadar akıllı ve iyi kalpli. Sadece triosundakileri değil tüm arkadaşlarını destekliyor. Örneğin Southbank’teki konserin ikinci bölümünde Phronesis’e sahnede Jasper’ın eski kız arkadaşı olduğunu kendisinden öğrendiğimiz caz vokalisti Olivia Chaney ile ikisinin de çok yönlü müzikal becerilerine hayran kaldığımız Dave Maric ve Jim Hart eşlik etti. Hepbirlikte sahneye yerleştiklerinde herşeyden önce gözlerimize şenlik bir görüntü ortaya çıktı. Sonrasında kulaklarımız yeniyle kutsandı.  Yeni diyorum çünkü yaptıkları müziğe çok aklımın erdiğini söyleyemeyeceğim zira über ötesi bir cazdı. Ama kesinlikle çok ilginç ve güzeldi. Davuldaki Anton Eger’in renkli performansını da atlamamalıyım. Kabiliyetinin yanısıra Muppet Show’daki Animal’ı andıran eğlenceli tavırlarıyla beni fena tavladı.

Bu arada belki yakalayanlar olmuştur…Phronesis, İstanbul sahnelerinde de boy göstermiş…Hatta son konser Londra’daki şovdan bir hafta önce IKSV’deymiş.

Felsefede Phronesis, bazı şeyleri-özellikle de daha iyisi için kendi hayatlarımızı- nasıl ve neden değiştirmemiz gerektiği üzerine düşünme kabiliyeti olarak tanımlanıyor. Jasper Hoiby ve triosu teoride ve pratikte bu tanımın ta kendisi!

Iyi haftalar..