Tek derdimiz Murat Boz’un memeleri !

Geçen hafta Türkiye’nin gündemini sarsan olay Murat Boz’un tatilde çekilen fotoğrafları oldu (!). Gazetelerin ana sayfasına kadar çıkan haber günlerce konuşuldu. Bir kısmımız gülüp geçti, bir kısmımız ise gerçek mi değil mi diye tartışmaya koyulduk. Çıkan polemikler üzerine Hürriyet gazetesi “resimler photoshop değildir” dedi de en azından bu tartışma rafa kalktı. Doktor ve estetikçilerden görüşler alındı, erkeklerde meme büyümesinin yaygın olduğunu, erkek estetiğinde en çok yapılan operasyonun da meme küçültme olduğunu öğrendik çok şükür. Görsel basın konuyla yakından ilgilendi. Twitter’da da top tweet olan konu sosyal medyada bayağı bir geyik malzemesi oldu. Gerçi bazılarına ben de güldüm ama neyse; amacım konuyu ısıtmak değil kesinlikle, başka bir yere bağlayacağım az sabır…

Bu arada büyük Türk düşünürü (!) Yüksel Altuğ’un”Kadınlık olimpiyatlarda ölüyor” yazısı da gölgede kaldı ama olsun, bu konu daha önemli.

Kim ne derse desin Türk milleti olarak dedikoduyu ve magazini seviyoruz. Yok Cem Yılmaz kayınpederine çocuğunu göstermemiş, yok Hadise eski formuna kavuşmuş…

Bu arada haftanın en çarpıcı açıklaması Cüneyt Arkın’dan geldi. Esquire dergisinin yaptığı ropörtajda “Bu hayattan ne öğrendin?” sorusuna Cüneyt Abimiz “hoyratça sevişecek, iştahla yiyeceksin” demiş…

 

Oysa geçen hafta 8 askerimizin acısı hala yüreğimizdeyken, İzmir’deki patlamada 1 asker daha şehit oldu. Yaralılara kan vermek isteyen binlerce kişiyi taksi ve toplu ulaşım araçları bedava taşırken bir çoğumuz gururlanmış, duygulanmışken, basında çıkan “İzmirliler oruç tutmaz o yüzden çok giden olmuş” yorumu geldi.

Toplum olarak gitgide bölünmeye başladığımız bu dönemde Türk-Kürt kutuplaşması, Sünni-Alevi zıtlaşması, Laik-Dindar tartışması had safhada. Çoğumuzun teröre lanet edip, üzüldüğü dönemde en çok dehşete düştüğümüz yorum ise sosyal medyada çıkan “en iyi Kürt ölü Kürt’tür” başlığı oldu. Bu nasıl bir zihniyettir anlamak mümkün değil, çok üzgün ve kızgın olabiliriz ama insanların ölümünü istemek bu kadar kolay mı? Biz ne zaman bu kadar acımasız olduk ?

Eskiden Türk takımları yurt dışında başarıya koşarken hepimiz destekler, birlikte sevinirdik, Galatasaray UEFA şampiyonu olduğunda Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzon formaları ile sokaklara dökülmüştük. Ama bugün olsa sadece o takımın taraftarı sevinir eminim. Sporda bile cepheleştik, bölündük. Bakmayın Olimpiyatlarda Aslı ve Gamze’nin el ele madalya aldığında havalara uçmamıza, Gamze Bulut’un Fenerbahçe sporcusu olduğunu sonradan öğrenip “Fenerli anca ikinci olur zaten” diye laf sokan bir sürü sosyal medya kahramanı var ortalıkta. Hele rakip takım ve taraftarlarına ağza alınmayacak küfür ve hakaret edenleri ise hiç anlamıyorum. Ben hasta Fenerbahçe’liyim, babam, kardeşim ve eşim Galatasaray’lı. İnsan bu durumda rakibine nasıl küfür edebilir nasıl kötülüğünü isteyebilir ki. Bu kadar mı nefret doldu içimiz?

Bu arada komşularımızın durumu da karışık. Irak’ın ne olduğu belli değil, İran’a savaş açmaya hazır bir sürü ülke varken başımıza bir de Suriye çıktı; savaş neredeyse kapımızda. Ama Murat Boz bizim için daha önemli… Savaş çıkarsa artık bize cephede şarkı söyleyip moral verecek ya ondan…

 

 

 

Comments
  1. İbrahim Sali

    Guzel bi yazin olmus, fazla detaya girmeyecegim inci sozluk veya genel anlamda sozlukler hakkinda bir yazi bekliyoruz sizden, sevgiler. :)

  2. Metin Tiryaki

    Tesekkürler.
    Sözlüklerle ilgil tam olarak neyi kastediyorsunuz anlayamadım.
    Sevgiler.