Bahar aylarının gelmesiyle birlikte kişioğlunun hormonlarında hareketlenmeler olmuyor değil. Sürekli bir üreme dürtüsü güdümlü hareketler, ortaokul öğrencisi misali salyalar akıtarak aşık olmalar, karşımızdakini tavlayacaz diye maymunlaşmalar, şarkılar, şiirler, rakı masasında efkarlanmalar, üşenmeden kenan doğulu konserine gidip bağıra bağıra “festival gibisin katılmak istiyorum” söylemeler filan derken, yeminle herkesin ibresi aşırılıklara...
Geride kalan bütün aşklar, eskimeye mecburdur. Peki, sebeplerini hiç yitirirler mi? Bir aşk her ne sebepten başlarsa başlasın yüreğinde, bitmesi aynı sebepten midir? Asla… Bir giriş, gelişme ve sonuç dizgisi gibi hikaye yazar aşk. Onu derseniz kimse yazamaz, kelimeler bir türlü bulunmaz. Kendi hikayesine, iki karakter gibi kılar sizi....