Sürprizlerle dolusun rock müzik

Benim bu ara eski defterleri açasım geldi arkadaşlar, beğenen okur beğenmeyen de küfretmesin lütfen. Canım buralarda dolanmak istiyor bir süre. Malum gündem rezil, futbol muhabbeti bitti bitecek, bahar gelmiş ama nazlanıyor eski güzel zamanları anasım var.

led-zeppelin

Hayatım boyunca doğduğum yıllarda, aklımın erdiği gençlik yıllarımı yaşamak istedim, yani 70’lerde, yani rock müziğin altın yıllarında… Daha güzel zamanlar olabilir mi bana söyleyin. Led Zeppelin orijinal kadrosu ile bir iki yılda bir albüm çıkarıyor, keza Deep Purple öyle. Black Sabbath Ozzy Osbourne ile esip gürlüyor. Uriah Heep diye bir güzellik var. “Sympathy” diye bir şarkı çalıyorlar, vokal adamın aklını alıyor. Öyle ki zamanında bu dört grubu insanlar “The Big 4” of Hard Rock olarak adlandırır oluyorlar. Yani Hard Rock’ın 4 Büyüğü… Deep Purple ara veriyor Rainbow kuruluyor. Kiss diye müthiş eğlenceli matrak adamlardan kurulu bir grup var. Yaa bir dakika bir dakika “Kral” Elvis Presley hayatta daha ne konuşuyoruz ki!

BlackSabbath

Neyse bu yazının sebebi Kiss ile ilgili başıma gelen güzel bir olay üzerine çiziktireyim istedim bu gün. Arkadaşım Led Zeppelin dedin Deep Purple dedin Rock’ın 4 Büyüğü dedin, neden daha gazoz bir grup olan Kiss teranesi okuyorsun bize derseniz grupla ilgili hoş bir olay yaşadım bu son Hollanda gezimizde. Hani Emrah ve Enis ile beraber The Lord Of The Rings  – The Return Of The King performansı izlemeye gittiğimiz gezide… Konserin ertesi günü Rotterdam… Günlerden Pazar… Hava muhteşem… Eve dönüş uçağı gece yarısı ve yapacak hiçbir işimiz yok!

Aylak aylak Rotterdam’ı keşif turuna çıktık. O park senin bu sokak benim diyerek dolanıp duruyoruz. Emrah tutturdu “gelirken gördüğümüz küçük göletler falan olan bir park vardı onu bulalım!”.  Kaybola kaybola geziyoruz. Bir ara lunaparka bile gittik. Enis’le akıl alan bir alete binip çığlık çığlığa çocuklar gibi eğlendik falan. Bu gezintiler sırasında bir parka kurulan bitpazarına rastlamamız da günün bonusu oldu. Enis’le plak kurcalamaya başladık. Eski plak kapaklarının hastası olduğum için ilginç bir şeyler bulur muyuz diye daldık 1 ila 5 Euro arasında değişen fiyatlarla satılan plak denizinin içine. Bir tane Queen yakaladım. News Of The World… Kapağı aşağıdaki gibi bir güzellik…

queen

Bu arada Enis de zevkine göre eskilerden bir şeyler yakaladı. Bana da sipariş veriyor ama karıştırırken aman usta Europe  – Final Countdown bulursan haber ver falan diye. O dakikaya kadar bir sürü yere baktık Amsterdam’da falan bulamadık. Sonra birden ta-taaam bir kutunun sonundaki grubun içinden aranan kanı buldum ve Enis’e “dileğin gerçek oldu kardeş!” diyerek malum plağı uzatıverdim. Pırıl pırıl çiziksiz mükemmel bir kondüsyonda Final Countdown!

Sonra benim plağın parasını ödemek için tezgahının başında duran arkadaşa 5 Euro uzattım. Queen 2 Euroymuş. Eleman ceplerini kurcaladı, bakındı arandı sonra bana bir avuç bozuk para saymaya başladı. Aman usta ne yaptın diyerek ben bir plak daha alayım dedim elimi plaklara atıp ana sayfa görselinde kullandığım Kiss Paul Stanley solo albümünü çıkarıverdim aradan. Oraya baktığım halde gözden kaçırmıştım bu albümü. Hay Allah niye görmemişim ki ben bunu diye düşünürken sonra bu kaça diye sordum 3 Euro imiş –diğerlerine göre pahalı haa- Neyse biri 2 diğeri 3 Euro bizim hesap tamam oldu, plakları koltuğumun altına sıkıştırdım pazar turumuzu tamamladık. Yolda ilerlerken soluklanmak için bir cafe-bar bulduk kendimize. Buz gibi birer bira içip bir yandan da ganimetlerimize bakalım dedik. Bilin bakalım ne oldu? 3 Euroluk Kiss plağının içinden ne çıktı? Bakınız aşağıya!

kiss

4 parçadan oluşan puzzle şeklinde pop bir Kiss posteri! Adeta Gollum’un kıymetlisi!

İşte bunun için seni seviyoruz rock müzik! Her zaman sürprizlerle dolusun. Kiss’in de dediği gibi God Gave Rock and Roll To You!

 

YouTube Preview Image

 

Dayanamadım bir Kiss parçası daha. Bir klasik!

 

YouTube Preview Image

 

Comments
  1. canberk duman

    Yemin ediyorum ağlamak üzereyim! Bu plaklar nedir ya! 2 euro, 3 euro nedir! Yemin ederim şu an berbat bir durumdayım. Hayatımın albümlerini gördüm plaklarınızın arasında. Şu an rotterdam’da olup o plaklardan koliler dolusu almak için piyanomu bile satarım(aslında o kadar da değil)
    Bu arada daha 18 yaşında olmama rağmen köklü bir plak arşivim oluştu diyebilirim. Queen albümlerini tamamladım en son. Led Zeppelin’lerden III ve IV var. Black Sabbath Paranoid falan. /0’ler ve 60’lar sonuna dair tüm progresif, hard – soft – glam rock grupları, klasikleri falan doludur bende. Ayrıca 80’lere dair çoğu şey.

    Virtüözleri severmişsiniz, ben piyanistim ve orkestra şefliğine ve besteciliğe hazırlanıyorum konservatuarın. Chopin etütlerinden 11 tanesini ve Heroic polonezi çaldım. Ne denli virtüözik olduklarını tahmin edemezsiniz 😀