Su kullanmanın suyu çıkmış.

Ben küçükken İstanbul’da çok fazla su kesintisi olurdu. O zamanlar annelerimizin elimize tutuşturduğu bidonlarla en yakın çeşmeye gidip o günkü bulaşığa filan yetecek kadar suyu eve taşırdık (evet, Çengelköy’de bir zamanlar çeşmeler ve dereler vardı. Ne yazık ki çok değil, sadece 20 sene öncesinden bahsediyorum). Suya olan doğal ihtiyacımız bir yana, bir de bu tip zorlukları birebir deneyimleyince insan susuzluktan bir kat daha korkuyor. Bırakın temizlik ihtiyaçlarımızı karşılamayı, içecek su bile bulamayabileceğimiz günlerin çok yakınında olduğumuzu ise hiçbirimiz kabullenmek istemiyoruz.

Orta doğu’da kıyametler kopmasının nedeni şimdiye değin petrolmüş gibi gözükse de, bu dünyada petrolden daha kıymetli sıvılar var. Dünya üzerindeki içilebilir su rezervleri git gide azalıyor ey millet! Öyle deniz suyunu arıtarak tatlı su elde etmek filan gibi yöntemler ise şimdiye kadar yapılan araştırmaların sonucunda çok pahalı ve işe yaramayacak gibi gözüküyor. Bu durumda yapacak tek bir şey var: Hem kendi iyiliğimiz, hem de gelecek nesiller için; sadece insanlar da değil, şu dünyadaki her tür canlı varlık için suyumuzu dikkatli kullanmak. 5-6 parça bulaşık ya da çamaşır için makine çalıştırmamak, diş fırçalarken suyu sanki babamızınmışçasına açık bırakmamak, pek kıymetli arabamızı temizlemek için hortumdan yaldır yaldır su akıtmamak gibi küçük önlemlerle en azından kişisel tüketimimizi azaltmak mümkün. Kullandığımız suyun parasını devlete ödüyoruz tamam da, bize suyu sağlayan devletler değil maalesef… Doğayı bu denli acımasızca sömürmeye devam ettiğimiz sürece, parayı arıtarak su elde etmenin yöntemlerini araştırmamız gerekecek korkarım.

Size günlük su kullanımınız konusunda fikir verecek kısa bir video var aşağıda. İnsan durumun vehametini izleyince daha bir anlıyor:

YouTube Preview Image