Spora mı şova mı?

Bir dönem ortalıkta, reklam panolarında yeni açılacak bir spor salonunun reklamı vardı ve sloganı muhteşemdi. “Sporda hava atılmaz ter atılır”. O dönemler bendeniz de evimin yakınlarındaki spor salonlarını arşınlayarak, en az cep telefonu operatörlerinin bedava konuşturan (aradan sıkıştıran) kampanyaları kadar karmaşık olan tarifeleri inceleyip en uygununu seçmek için uğraş vermekteydim. Zira dost meclisinde “Abi senin salona aylığı kaça gidiyosun?” sorusuna karşılık, ortamda mutlaka “benim salona 5 senelik verdim parayı çok ucuza geldi” diye ortaya atılan bir arkadaşı bertaraf etme mecburiyeti doğardı.

Bu 5 sene ödeme yapan arkadaş, o 5 sene dolana kadar, haftada 3 kez iş çıkışı çok sıkı bir tempoyla eve gidip mal gibi oturup bir elinde atıştırmalık boy Halley, diğer elinde kola zero ve salon üyelik kartına bakarak şu kelimeleri tekrarlayacak. “Bugün çok yorgunum ama yarın kesin gidiyorum abi”

Spor bir yaşam biçimiymiş ben onu anladım. Zorlama yapılan her şey gibi, hatta zorlama yapılan her şey içinde en çok spor zorlamayla olmuyor. İstanbul’daki salonlar 2 tip insanla dolu, bunlardan ilki sırf sosyalleşmek için en marka eşofman, ayakkabı, telefon ve kukalık setiyle sürekli salon içinde fink atanlar, ikincisi de yine benzer donanımlara sahip ama ek olarak ellerinde bir matara dolusu sütle ya da suyla karışıtırılmış amino asit, ya da whey tozlarını içerek diğer kankalarıyla kol ve göğüs ölçüsü karşılaştıranlar.

Hal böyle olunca benim de salondan ve dolayısıyla spordan soğumam uzun sürmedi ve her Türk gencinin hayatında bir kez de olsa yaptığı “gidilmeyen spor salonu üyeliği” konsepti hayatımdaki yerini aldı. Sizi bilmiyorum ama içeride bangır bangır çalınan club hatta ve hatta bakkal derecesine varan kötü müzikler, sürekli şov yapar gibi ortalıkta gezinen ya da kaldırabileceğinden çok fazla ağırlığı her kaldırmaya çalıştığında şişirilen lastik gibi sesler çıkartanların arasında ben değil spora, hayata konsantre olamam.

Evet spor salonunda tanıştık, çok mutluyuz

Nedense bu yapaylık mı diyeyim özentilik mi diyeyim, bizim ülkemizde her alanda olduğu gibi burada da var. Sürekli yeni yeni antrenman isimleriyle salona verdiğimiz para yetmiyor bir de özel dersten atlayalım, özel dersten atladık yetmiyor bir de personal trainer ile atlayalım şeklinde sonu gelmeyen bir atlama zıplama durumu var ortada ki normal şartlarda evde bu kadar atlasak zıplasak zaten istediğimiz forma kavuşmuş olacağız. Üstelik de hiç masrafa girmeden ve evimizin konforunda.

Bilinçsiz ve tamamen tüketim toplumu güdüsüyle yapılan sporun sonuçları da vahim oluyor tabii ki. Neredeyse gariplik derecesine varan kol, göğüs ve karın kasları her yaz olduğu gibi bu yaz da beach’lerimizi dolduracaktır eminim. Bütün kış çalışıp yazın gittiği tatilden bir arkadaşımı arayan elemanın “Usta kızlar hasta oldu vücuduma, yakıyorum Bodrum’u” şeklindeki gururlu yaklaşımı halen aklımdadır.

İşte spor salonuna ödediği paranın hakkını sonuna kadar alan bir arkadaşımız

Peki bu kadar sportmen Billy bir toplumuz da neden olimpiyatlarda ya da spor müsabakalarında madalya yerine nal topluyoruz? Çünkü spor bir disiplin işidir. Bakın Rusya’ya erkek çocuklar küçüklükten başlayarak yüzmeye, atletizme yönlendirilir, kız çocukları ise baleye ya da jimnastiğe. Hal böyle olunca olimpiyatlarda “in dı tabeley” bu disipline sahip ülkelerin bayraklarını görürsünüz. Bendeniz şahsen salon olayını bırakıp bireysel olarak boksa başladım. Gayet de memnunum. Tavsiye de ederim. Sağlıklı kalınız canlar.

Comments
  1. NaturalBornJedi

    everything is something happened! yani türkçesi salon içinde koşu, bisiklet falan mı olurmuş, şahsen ben bisikletime atlar gezerim..

    • Enis Hazan

      Arabayla spor salonuna gidip, orda hiçbir yere gitmeyen bir bisikletin üzerinde kilometrelerce yol katetmek, hatta katettiğini sanmak nedir ya???

      • NaturalBornJedi

        matrix diyoruz biz ona?!

  2. Gökalp soygul

    Planet fitness reklamlarını mutlaka izle…:)
    Görüşlerini paylaşıyorlar…

    • Enis Hazan

      Sağolasın Gökalp’cim, izliycem mutlaka 😉

  3. Onur Günçer

    Merhaba,

    Malesef yazınız tamamen bu sporu kötülemek için yazılmış. Yaptığınız gözlemin kısa süreli olduğunu düşünüyorum. Zira salonlarda bulunan 3. insan tipini, bu sporu tutku haline getirmiş, kimseye hava atma derdile değil de artık alışkanlıktan, bağımlılıktan giden insan tipini es geçmişsiniz. Ha, bu sporun narsisizm i arttırdığı gerçeğini inkar edemeyiz o ayrı bir konu.

    Bir de bu yazıda yer alan resimleri ne düşünerek koydunuz özellikle merak ediyorum!

    • Enis Hazan

      Merhaba Onur bey, yazının sonunda salon dışında bireysel olarak spor yaptığımı belirten birisi olarak sporu kötülemem mümkün değil, zaten yazım da sizin bahsettiğiniz 3.insan tipinin gözünden yazılmıştır çünkü ben de sizin gibi o gruba dahilim.