Sons of Anarchy : Gidondaki Hayalet

Asiliğin özündeki temel dürtü, “kabul etmemek”tir. Dayatılanı, ezberletileni ve rutini… Ama en çok da otoriteyi ve emredileni… Boyun eğmeme, baş kaldırma gibi reflekslere sahip bir haleti ruhiyedir ve istediğin zaman çekip gidebilme lüksü vaat eder bünyeye. Hem duygusal hem fiziksel anlamda… Asla vazgeçemeyeceği tek besin maddesi ise özgürlüktür. Asilik, özgürlük tutkusundan alır gücünü. Ve en çok da bu tutkusu sayesinde var olur.

1945 yılında sona eren İkinci Dünya Savaşı’nın açtığı en büyük toplumsal yaralardan biri, birey kavramının otorite karşısındaki değeriydi. ‘20’li, ‘30’lu ve ‘40’lı yıllarda doğmuş nesillerin hayata karşı tutunacak tek güçlü dalı olan bireysellik bilinci, savaş sonrası yaşanan sosyal yıkımın ortaya çıkardığı hayal kırıklığıyla yüzleşince ciddi bir sarsıntı geçirdi. Öyle bir sarsıntıydı ki bu; bireyin toplum içindeki yerini sorgulaması, özellikle de endüstrisi zarar görmüş büyük ülkelerdeki halkın genel manzarasını oluşturuyordu.

Amerika’yı ele alalım… Savaş nesli, gelecek endişesini henüz üzerinden atamamışken ikinci buhran dönemine girdi: Vietnam Savaşı. Amerikan birliklerinin (yani %90’ının 20’li yaşlardaki insanlardan oluştuğu toplulukların) 1963 yılında dâhil olup 10 yıl sonra 60 bin kayıpla çıktığı bu dönem, Amerikan gençliğinin 20. yüzyılın son çeyreğindeki profilinin de temelini atmıştı. 1948 yılında Kaliforniya’da kurulan Hells Angels adlı Motosiklet kulübünün muadillerinin Vietnam Savaşı sonrasındaki dönemde artması ve Amerika’da bir “motosiklet kulübü kültürü” oluşumunun o döneme denk gelmesi tesadüf değil elbette. Hayata karşı tüm umutları otorite tarafından parçalandıktan sonra bir silahın namlusuna sıkıştırılıp cephede emirler altında düşmana kurşun olarak fırlatılan bu nesil, kaçış yolunu toplumsal düzenin dışında yaşamakta buldu. İki teker üzerindeki özgür hayat ve bir yere bağlı olmama hissi, asi bir neslin gelişiminde önemli rol oynadı.

NEDİR BU SAMCRO?
Özellikle son 3 sezondur Amerika’nın en çok izlenen dizilerinden biri hâline gelen “Sons of Anarchy” de işte o neslin günümüze yansıyışını ekranlara getiriyor. Daha önce “The Shield” dizisinin senarist, prodüktör ve yönetmenlerinden biri olarak tanıdığımız Kurt Sutter’ın Hells Angels’tan ilhamla 2008’de yarattığı dizi, geçtiğimiz ay beşinci sezonunu tamamladı ve takipçilerini merak dolu aylarla baş başa bıraktı. Biz de bu sayıda diziyi hiç izlememiş olanlar için spoiler’a girmeden, temel bilgilerle olayı özetleyelim dedik.

“SAMCRO” (“Sons of Anarchy Motorcycle Club Redwood Original”) John Teller ve Piney Wynston adlı iki Vietnam gazisinin 1967 yılında birlikten döndüklerinde kurdukları bir motosiklet kulübü. İlk chapter’a Redwood ismini vermelerinin sebebi, o sırada Kuzey Kaliforniya’nın Redwood adlı taşrasında takılmaları. Asıl kurucu olan John Teller filozof ruhlu, anarşist eğilimli bir veteran. Harley Davidson marka motorlara aşırı düşkün. Kulübü kurduklarında birer “nomad” (gezgin) olan ikili; Teller’ın çocuğu olunca, eşi Gemma’nın yaşadığı Charming’e (Kaliforniya) yerleşir. John Teller burada “First 9”dan (kulübün kuruluşu sonrası kadroda olan ilk 9 kişi) Clay Morrow ile Teller-Morrow adında bir otomobil ve motosiklet tamirhanesi açıp geçimini öyle kazanmaya çalışır.

Gel gör ki zamanla diğer motosiklet gruplarıyla takışır Samcro. Para sorunları başlayınca da kulübü mali olarak ayakta tutmak için birkaç yasadışı işe karışır John Teller. Bu da çare olmayınca kurucu üyelerden, aslen İrlandalı olan IRA mensubu bir arkadaşının tavsiyesiyle ufak tefek silah kaçakçılığı işi yapıp kulübü düzlüğe çıkarır. Ancak tatlı paranın büyüsüne kapılan grup üyelerini görünce kulübü kurma ilkelerinin tehlikeye girdiğini fark eder. Tam IRA ile iş birliğini sonlandırmaya karar verdiği günlerde bir tırın altında kalıp ölür. Görüşlerini anlatan “The Life and Death of Sam Crow: How the Sons of Anarchy Lost Their Way” (“Sam Crow’un Hayatı Ve Ölümü: Sons of Anarchy Yolunu Nasıl Kaybetti”) adlı bir manifestoyu ise ölmeden önce bitirmiştir. Yıllar sonra, kulübün başkan yardımcılığına yükselen oğlu Jackson (Jax) bu manifestoyu bulup okumaya başlar ve böylece dizi de başlamış olur.

CHARMING’DE HAYAT
Asıl amacı bir motosiklet çetesinden öte, motosiklet kültürünü sevenlerin bir araya toplandığı bir kulüp kurmak olan John Teller’ın ölümünden sonra başkanlığı devralmış olan Clay Morrow’un önderliğindeki Samcro, üyelerinin günlük hayatta Teller-Morrow’da tamirci olarak çalıştıkları (yasalar karşısında resmi işleri olarak bunu gösterdikleri) ama asıl parayı kulübün silah kaçakçılığından, silah tüccarlığından ve gizli mühimmatların korunması faaliyetlerinden kazanmaktadır. Dizideki anarşi kavramını ise John Teller’ın manifestosundan ziyade Charming üzerinden değerlendirmek daha doğru olacaktır.

Zira anarşiyi şehirdeki bürokratik ve yasal işleyiş üzerinden ele aldığımızda daha somut örnekler çıkıyor karşımıza. Şehrin endüstri devlerince ele geçirilmesini engelleyen, haksızın karşısında duran genelde Samcro oluyor ve bunu sağlayabilmek için illegal yollardan geçmeleri gerekiyor. Silahlar, uyuşturucular, sokak çeteleri, porno yıldızları, polisler, FBI, savcılık ve hatta CIA… Yani “Amerikan rüyası”nın görünmeyen kısmı işte tam da bu noktada devreye giriyor. “Sons of Anarchy” hem trajik yapısıyla hem de aksiyon dolu kurgusuyla bir suçlu dizisinden ziyade, yaratıcısı Kurt Sutter’ın da kabul ettiği üzere aslında bir Hamlet uyarlaması. Üvey baba kralıyla (Clay), öz anne kraliçesiyle (Gemma), geçmişten bir hayalet olarak varlığı hissedilen karakteriyle (John Teller), babasının hayaletiyle yüzleşen prensiyle (Jax), düşmanlarıyla (Samcro’nun rakibi olan diğer motosiklet kulüpleri) ve hatta ikinci gözü de alınan kör kâhiniyle (Otto)…

Asi ve özgür ruhun, motosiklet tutkusunun, düzenin sıkıcılaştırdığı hayatlara sahip olmama arzusunun, kardeşlik kavramının, suç ve ceza algoritmasının, buram buram maçoluk kokan bir sistemin içindeki kadın figürlerinin, aşkın, cesaretin ve bağlılığın sorgulandığı bu diziyi sayfalarımızda konu etmek için biz geçmiş kalmış olabiliriz, ama siz siz olun, henüz izlemediyseniz hemen başlayın. Bu dergiyi okuduğunuza göre, dizide sizi yakalayacak birçok şey bulacağınızdan eminiz. İyi seyirler… Charming’e hoş geldiniz…

YouTube Preview Image

Not: Bu yazı Headbang dergisinin Ocak 2013 sayısında yayımlanmıştır.