Türk edebiyatının şansı Afili Filintalar

Bazı şeylerden geç haberdar olmak, aslında insanı biraz sıksa da iyice bir oturma, demlenme yaşamak adına da daha bir faydalı olabiliyor. Afili Filintalar’ı da (AF) ilk çıktığı anda değil, ancak iki yıl sonra tanıma şansına eriştim bu düzlemde. Yani AF ile tanışmam 2009 yılı sonu değil, 2011 sonuna denk geldi. Aradaki iki yıllık süreyi son zamanlarda bir kayıp olarak değil, aslında bir kazanç olarak görmeye başladım zira. Yani geç oldu, güç olmadı hamd olsun.. AF’tan ilk aldığım kitap, daha önceki bir yazımda bahsettiğim gibi Alper Canıgüz’ün Oğullar ve Rencide Ruhlar’ı olmuştu. Sonrası malum; kim olduklarını, neci olduklarını ve ne yaptıklarını araştırdım öğrendim bu tayfanın ve son kertede kendileri için yorumum, son dönem Türk edebiyatının başına gelen en büyük şanslardan biri olduğuydu.

Alper Canıgüz-Murat Menteş-Emrah Serbes

Neydi peki bu AF? Efendim, AF dediğimiz oluşum, 2009 yılı sonunda Alper Canıgüz, Murat Menteş ve Ah Muhsin Ünlü (Onur Ünlü) tarafından kurulan bir blog aslında. Ardından bu bloga Emrah Serbes, Murat Uyurkulak, Hakan Albayrak, Fatih Altınöz, Hakan Bıçakçı ve Gökdemir İhsan (ve daha fazlası) gibi önemli kalem ve fikir adamları da katılınca, ister istemez hem beklenmedik bir ilgi çekti bu oluşum hem de o sinerjiyle büyümeye devam etti. BB’deki çete kavramı onlarda da var ve çok kaliteli yazar ve edebiyat adamlarını barındırıyor AF. Aslında çok kozmopolit bir yapısı var. İdeoloji yapıları bile dünya üzerindeki bitki örtüsü gibi rengarenk. Komünistinden, İslamcısına; liberalinden yeşil sosyalistine kadar geniş bir spektrumu bulunuyor yazarların. Ağır basan olgu muhafazakârlık sanırım. Hatta anarko muhafazakârlık.. Bu yönüyle de beni daha çok cezbetti her zaman AF. Progresif değildiler, bir yanları örselenmiş bir muhafazakârlık vaat ediyorlardı size..

Bu kavram önemli, biraz üstünde durmak istiyorum. Yazarların sahip olduğu dünya görüşü, sizi hiçbir zaman uzaklaştırmıyor o yazardan. Bir de düşünürseniz 30 küsürlük bir çeteden bahsediyoruz. Örnek vermem gerekirse, Murat Uyurkulak… Onun Tol’unu okurken –yazarla fikirlerimiz 180 derece ters olsa da- bir damla olsun yazdığı şeye cephe almadım, bilakis beni çeken tarafı oldu hep. Aynı şey Murat Menteş için de geçerli, Alper Canıgüz için de, Ah Muhsin Ünlü için de, Hakan Bıçakçı için de. Onların o muhafazakar tavrı okuyucuyu –en azından beni- her zaman kendilerine çeken bir başka yönleri oldu.

Behzat amirimizin yaratıcısı Emrah Serbes

Açıkçası AF’taki çoğu yazarı okumadım. Ama son dönemde en çok okuduğum şeylerin başında AF’taki yazarların kitapları geliyor. Emrah Serbes mesela.. Erken Kaybedenler’ini okumuştum geçen yaz, ve çok ama çok beğenmiştim. Bunca yıl okumadığım bir kitabına önceki hafta bir şans vereyim dedim, hay demez olaydım. Emrah Serbes’in ‘Her Temas İz Bırakır – Behzat Ç. Bir AnKara Polisiye’sinden bahsediyorum. Kitabı bitirmemle tarumar olmam bir oldu. Behzat Ç.’yi hiç izlememiş bir insan olarak, ama ilk sezonun finalini de sağda solda konuşulduğu için duyduğumdan, kitabın sonunda kafamı ellerim arasına alıp sağa sola küfür ettim! Keşke 2006 yılında okusaydım bu kitabı da Behzat amirimi de baştan takip edebilseydim! Serinin ikinci kitabı Son Hafriyat’ı gün itibarıyla edinmeyi düşünüyorum bu arada.

Murat Menteş son dönemde Yeni Şafak’ta yazıyor.

Yine de en azından Onur Ünlü’yü takip etmeye çalışıyorum Leyla İle Mecnun sayesinde. Çünkü kendisinden bir daha ne zaman Gidiyorum Bu gibi bir şiir kitabı gelecek, o hala muamma. Alper Canıgüz’e zaten şurada geniş geniş değinmiştim. Ama Murat Menteş… Ece geçen haftalarda Korkma Ben Varım’ı yazmıştı hatırlarsanız. Onun beğenmesi benim için bu kertede önemliydi. Zira Ece’nin edebiyat mezunu olmasından mütevellit beğeni çıtası yüksek ve kolay beğenmez diye düşünüyorum. Tahmin edersiniz, bir şeyin uzmanı olduğunuzda artık o kanalları o kadar kolay beğenemezsiniz, hep eleştiri geçer kafanızdan. Benim için de mükemmel bir kitaptır o. Ama Dublörün Dilemması’nın bir adım gerisindedir nedense. Dublör’e başladığım ilk anı hatırlıyorum.. Hayatımda sayılıdır, bir gecede bir roman bitirdiğim. Bana bunu yaptırmıştı Menteş, hem de her satırda ağzımı şaşkınlıktan aça aça…

Referans verdiğim isimleri okumanız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Türkiye’de gerçekten farklı ve aykırı şeyler yapıyorlar. Daha da güzeli AF deyince, örgütlenmiş de oluyorlar ister istemez. Bazılarınızın kafasında o vakt-i zamanındaki spaghetti western tarzı gibi şeyler gelebilir, yani çıtır çerez olarak görebilirsiniz bu kitapları. Tıpkı benim yıllar evvel öyle gördüğüm gibi. Ama bir kere o kitaplardan birinin sayfalarını koklamaya başlayınca, diğerleriyle devam etmek istiyorsunuz. Hem de deli gibi. Ve yanılmanın bazen çok güzel olduğunun da farkına varıyorsunuz böylelikle. Keşke her yanılgımız böyle olsa diyorsunuz.. Okuyun AF’ı, AF’takileri. Her gün yanınızdan geçen adamlardan biri olduklarını göreceksiniz; size akbilini uzatan, sizden ateş isteyen, size saati soran adamlar onlar.. Bu yüzden güzeller, bu yüzden samimiler. Başlamak içinse kişisel önerim Dublörün Dilemması olacak.. Devamı da kendiliğinden gelecektir zaten.. İyi okumalar..

Not: Ziyaret etmek ve feyz almak için: www.afilifilintalar.com

Comments
  1. Burcu saçkan

    Ah Muhsin Ünlü’nün gidiyorum bu adlı şiir kitabını okudum ve çok beğendim. Kitabın Bir Eskimo türküsü ile başlaması da ayrıca bir tebessüme sebep oluyor. Resulullahla benim aramdaki farklar isimli şiiri de bir o kadar hüzne yol açıyor. Farklı duygular arasında git gel hissiyatı yaşatmış Ah Muhsin Ünlü… Yazı için teşekkürler

    • Mustafa Gündoğdu

      ah muhsin’den kuvvetle ihtimal bir daha bir şiir kitabı gelmeyecek, malum nedenlerden ötürü. ama gidiyorum bu, benim de -bazı şiirlerini hiç anlayamasam da- çok sevdiğim bir kitaptır. özellikle ah o gemide ben de olsaydım ve resulullahla benim aramdaki farklar, kitabın ve dahi ah muhsin ünlü’nün opus magnum’u.
      ‘annemi üzdüm
      böylece bana hep tirenler çarpsın’
      dizesi bile onun ne kadar naif bir yapıda olduğunun gösteriyor. beğeni için teşekkürler benden de (: