Smaug’un Çorak Topraklarına doğru…

Ve zamanı geldi. Yıllar önce delice bir hevesle Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin bir sonraki bölümünü bekleyen biz zavallı faniler, on yıldan uzun bir süre sonra olayların 60 yıl öncesini anlatan Hobbit üçlemesinin bölümleri için epeydir gün sayıyorduk.

Benim Yüzüklerin Efendisi filmleri ile olan ilişkim, serinin sadık bir fanı olmanın bir gömlek ötesinde. Çünkü şanslı bir insan olarak üç filmin Türkiye’deki sinema dağıtımında; son filmin de DVD’sinin üretiminde bizzat rol almıştım. Çekimlerin başlaması da dâhil yaklaşık 5 yıllık bir süreçte, deyim yerindeyse her gün Hobbitlerle düşüp Elflerle kalktım! Aynı afişleri, aynı ilanları aynı özetleri defalarca kontrol edip okudum. Filmlerin vizyon tarihleri yaklaştıkça keman teli gibi gerildim ve filmler vizyona girip eski kurt sinemacıların tabiriyle filmler “cam çerçeve indirip” hasılat rekorları kırdıkça kuş gibi hafifledim.

300947id1a_TheHobbit_TDOS_Intl_27x40_1Sheet.indd

Ama büyük sevinç ve rahatlama kısa sürerdi. Zira sizi bekleyen bir sonraki bölümde seyircinin beklentileri ve hissettiğiniz sorumluluk da katlanarak artardı. Kralın Dönüşü’nün 35mm kopyalarının çoğaltıldığı stüdyoda altyazıların kusursuz olması için filmi kare kare izleyen ilk Türk fani olan bendeniz, hem çok mutluydum hem de az küfretmemiştim. Çünkü filmi minicik bir ekranda seyredip tüm görkemini heba etmiştim! O zamanlarda yaşadığımız kimi hüzünlü kimi neşeli anıların devamı için merak edenler www.birinciblog.com daki yazılarıma bir göz atabilirler.

Neyse şimdi yavaş yavaş asıl konumuza doğru ilerleyelim.

Tüm hengâme bitince Yüzüklerin Efendisi serisi, neredeyse batmak üzere olan New Line Cinema’yı sektörün en güçlü firmalarından birine, serinin yönetmeni olan Peter Jackson’ı da Hollywood’un en saygın yönetmenlerinden biri statüsüne taşımıştı. The Lord Of The Rings fırtınası filmleri, merchandising ürünleri ve son olarak home video ürünleriyle tüm dünyada yavaştan durulmaya başlayınca, serinin tutkulu fanları şu soruyu sormaya başladı: Peki, şimdi ne olacak? Hobbit de çekilecek mi? Kim çekecek? Lütfen Peter Jackson çeksin ne olur o çeksin lütfen lütfen…

dagda

Önce ufaktan dedikodular duyulmaya başladı. Evet, The Hobbit filme çekilecekti. Stüdyo prensipte projeye onay vermişti. Ama en önemli soru şuydu: Kim çekecek? Peter Jackson kazandığı haklı başarıyla yıllardır hayallerini süsleyen bir projeye kendini kaptırmıştı: King Kong. Ancak sonuç pek de iç açıcı olmamıştı. Film çok uzundu ve zaman zaman sıkıcı bile olabiliyordu. 20 dakikaya yakın süren King Kong ve T-Rex dalaşı için gülünç bile denebilirdi.

gandalf

Sonra yavaştan bu fiyasko unutuldu ve Peter Jackson’un adı projeyle birlikte anılır oldu. Sonra daha da heyecan verici bir haber geldi. Senaryo yazım ekibine müthiş bir isim dahil olmuştu: sinemanın harika çocuğu Guillermo Del Toro! Açıkçası ben Hobbit’i deli gibi bekleyen gruptan olmadım, olamadım. Ama dünya edebiyatının “sinemaya uyarlanamaz” damgası yiten külliyatı Yüzüklerin Efendisi serisinin altından eşi benzeri görülmemiş bir şekilde kalkan Peter Jackson’un, üçlemenin başını nasıl anlatacağını görmemek söz konusu değildi.

Nihayet geçen yıl 14 Aralık’ta The Hobbit: An Unexpected Journey (Hobbit: Beklenmedik Yolculuk) vizyona girdi ve bizler de görevimizi yerine getirip tıpış tıpış salonları doldurduk. Filmin hikâyesi neydi kısaca anımsamak gerekirse Beklenmedik Yolculuk,  kendini bir anda  ulu ejder Smaug’dan Erebor’un kayıp Cüce Krallığı’nı geri isteyen cücelerin destansı macerası içinde bulan ana karakter Bilbo Baggins’in yolculuk maceralarını anlatıyor.  Ansızın büyücü Gandalf ortaya çıkar ve Bilbo kendini efsanevi savaşçı Thorin Meşekalkan tarafından yönetilen onüç cüce’den oluşan bir grupta bulur. Bu yolculuk onları Goblinler, Orklar, öldürücü Warglar, Dev Örümcekler, Şekil Değiştirenler ve Büyücülerle dolup taşan, tehlikeli topraklara götürecektir.

cüceler2

Amaçları her ne kadar Doğu’da Yalnız Dağ’ın çorak topraklarında olsa da, önce, Goblin tünelinden kaçmak zorundadırlar. Bu sırada Bilbo hayatını tamamen değiştirecek olan Gollum’la tanışır.

Yeraltındaki gölün kıyısında Gollum ile tek başına kalan Bilbo kendisini bile şaşırtacak yetenek zeka ve cesaretle birlikte Gollum’un “kıymetli” yüzüğüne de sahip olur. Bu basit altın yüzük Bilbo’nun bilmesine imkân olmayan bir şekilde Orta Dünya’nın kaderini belirleyecektir.

Bu noktada bir iki kelam etmek lazım… Her şeyden önce film çok uzundu ve bitince “Peter Jackson sakın Director’s Cut bir versiyon anons etmesin amanın” diye makaraya sardığımızı hatırlıyorum.  Ve maalesef Jackson cücelerin yer altı madenlerinde Ork, Goblin, Warg bilimum ecinni tayfasından kaçtığı  sahnede King Kong’da düştüğü bir hatayı tekrarlamıştı (Dev goril ve T-Rex’ler arasındaki savaşın sıkıcı uzun sekans). Ormandaki salya sümük mağara trolleri sahnesi de hem komik hem de mide bulandırıcıydı. Filmin sonunda ise “gideceğimiz yer şurası” diye işaret edilen dağa niye onları kurtaran dev kartallar ile şıp diye gitmediklerini kimse kusura bakmasın ama hiç mi hiç anlamadık. Kaldı ki bu sıkıntı Kralın Dönüşü’nün sonunda da vardır. Frodo yüzüğü Hüküm Dağı’na atacağım diye telef olur ama Gandalf son dakikada kartal shuttle ile onu oradan alıverir.

bilbo

Diğer taraftan anladık ki Hobbit çok daha masalsı olacak. O yüzden bu seriden Yüzüklerin Efendisi kadar epik bir hikaye beklemek doğru değil. Fakat eski dostlar Elrond, Galadriel, Gandalf’ı ve elbette sevimli çirkin Gollum’u tekrar görmek müthiş keyifliydi. Önce Bilbo’nun sonra Frodo’nun minik kılıcı Sting’in nasıl bulunduğunu öğrenmek çok zevkliydi. Yüzük Kardeşliği’nde karşılaştığımız, Moria Madenleri’nde yaşanan ve bizi hüzne boğan cücelerin katliamında yaşananlar hakkında öğrendiklerimiz bizi meraktan kurtardı.  Son olarak şunu da ilave edelim. Filmin çekim hızında ilk kez denenen teknik (saniyede 24 kare yerine 48 kare. Hollywood’da 1920’lerden beri kullanılan standardın tam iki katı!) sebebiyle çok daha gerçekçi ama alışmadığımız için epey göz yoran bir seyirle karşılaşmıştık. İkinci filmde bu duruma daha hazırlıklı olacağımız kesin. Son tahlilde bunların hiçbiri filmin görkemi, harcanan emek ve Peter Jackson’un fantastik hikâye anlatımındaki becerisine şapka çıkarıp önünde saygıyla eğilmemize engel değil.

legolas

Son olarak Smaug’un Çorak Toprakları’nda bizi neler bekliyor ona bir göz atalım.

Bilbo Baggins, kadim büyücü Gandalf ve önderleri Thorin Meşekalkan’ın liderliğinde hareket eden onüç cüce, Yanlız Dağ’a ve Erebor’daki kayıp cüce krallığına doğru yolculuklarına devam etmektedirler. Beklenmedik Yolculuk’ta başlarına gelenlerden kurtulduktan sonra yollarına Doğu’ya doğru devam ederler. Şekil değiştiren Beorn ve dev örümcekler gibi pek çok tehlikeyi içinde barındıran Mirkwood Ormanları, alt etmeleri gereken tehlikelerden sadece bir tanesidir.  Orman elflerinin elinden kaçıp kurtulmayı başaran cüceler Uzun Göl’ün üzerine ağaç kütükleri ile kurulmuş olan Lake-Town’a (Esgaroth) ve nihayet yüzleşmek zorunda oldukları en büyük tehlike olan ejderha Smaug’un ini Yalnız Dağ’a erişirler. Öyle bir tehlike ki hem cesaretlerinin sınırını hem arkadaşlıklarını hem de yolculuğun tüm amacını sınayacak boyutta olan…

bilboorman

Filmi vizyona girdiği Cuma günü Ortaköy Feriye Sineması’nda İngilizce alt yazılı ve 2 boyutlu olarak izledim çok da memnun kaldım. 160 dakika 3D’ye maruz kalmak istemedim. Spoiler vermem vereni de sevmem diyerek film nasıl? kısaca ona bakalım.

*Açılışta sürpriz var, telefonunuzla falan oynamayın çok kısa sürüyor kaçırırsınız.

*Film ilk bölümden daha iyi orası kesin. Aksiyon, macera dozu çok daha iyi ayarlanmış; zevzeklik daha az. İlk filmde filme giydirilebilecek epey nokta vardı. Peter Jackson eleştirilere kulak verip bu filmdeki akışa, olaylara v.b epey dikkat etmiş. Zaman zaman sıkıcı uzun planlar ve “yok artık, daha neler!” dedirten kurtuluş numaraları var elbette ama bu bir fantastik film! Sadece izleyin ve keyif alın…

cüceler

*Uzun zamandır bildiğimiz, tanıdığımız kişilerin ve nesnelerin isimlerinin nereden geldiğini veya kimin nesidir kimin fesidir gibi bilgileri öğrenmek çok eğlenceli. Örneğin Bilbo’nun meşhur kılıcı Sting’in adının nasıl konduğu gibi…

*Madenlerde geçen sahnelerdeki yapım tasarımları ve efektler harika.

*Kızlara müjde: Eski dostlardan Legolas geri dönüyor. Zaten afişten biliyorsunuz. Ve beylere müjde: Lost’un Kate’i orman elfi Tauriel olarak arz-ı endam ediyor ve nefesleri kesiyor.

Gerisi ve çok daha fazlası için film salonlarda sizi bekliyor.

İşte böyle… İçinde yaşadığımız zor zamanlarda bizi buralardan alıp götürecek böylesine cesaret ve yiğitlik hikâyelerine daima ihtiyacımız var. Varsın gelsin ateş saçan Smaug kime ne! Gerçek hayatta ağzından her daim zehir ve salya saçanlar var Smaug’dan bin beter…

Fragman

YouTube Preview Image
Comments
  1. Halis Köybalı

    Keşke kitapları okumuş olsaydınız. Fikir sahibi olmadan, sırf egoyla rezalet bir değerlendirme yazısı yazmışsınız maalesef. Info’nuzda LOTR fanı olduğunuzu yazmış olmasaydınız yine bu durum kabul edilebilirdi ama hem infoda yer verecek kadar sevip hem de bu kadar üstün körü ve sığ bir değerlendirme yazısı yazmak: REZALET

    J.R.R. Tolkien’in hemen her kitabında ‘Deus Ex Machina’ yöntemine başvurduğunu bilmemeniz, kartalların gelmesiyle dalga geçmeniz kitabı, dolayısıyla da filmi bir gram olsun anlamadığınızın en acı göstergesi. Keşke ya bu yazızı ya da infonuza LOTR fanı olduğunuzu yazmasaydınız.