Şişşşş… Sanatçı uyuyor!

tilda2moma

Dünyada bu haftanın en çok konuşulan olaylarından biri New York’un ünlü çağdaş sanat müzesi MoMA’da, İskoç asıllı Oscarlı aktris Tilda Swinton’un enstelasyonu “The Maybe”ydi.

Geçtiğimiz cumartesi MoMA’nın ziyaretçileri büyük bir sürprizle karşılaştı. Müzede sergilenen eserlerden biri uyuyan bir aktristi. Enstelasyonun açıklamasında “The Maybe 1995/2013. Canlı sanatçı, cam, çelik, yatak, yastık, çarşaf, su ve gözlük” yazıyordu. Cam bir fanusun içinde beyaz çarşaflı yatağa gündelik kıyafetleriyle uzanmış, başucunda bir sürahi su ve gözlüğüyle uyuyan bu aktris Tilda Swinton’dı.

Swinton 6 buçuk saat boyunca fanusun içinde uyurken, MoMA’nın ziyaretçileri hayretler içinde onu izledi. Bu kadar ünlü biriyle aniden karşılaşmak, onu yakından görmek, bir cam fanusun içinde uyurken görmek, ne yaptığını anlamaya çalışmak, anlayıp hayret etmek gibi türlü duygulara kapıldılar büyük ihtimalle.

Tilda Swinton, MoMA’da Louvre’daki Mona Lisa muamelesi gören bu enstalasyonu yakın sanatçı arkadaşı Cornelia Parker ile kurgulamış. Bu çalışmayı da aslında ilk kez MoMA’da sergilemiyorlar. Bundan yaklaşık 15 yıl önce Londra’da, Hyde Park’taki Serpentine galeride, daha sonra Roma’da Barracco’da da sergilemişler.

MoMA’daki enstelasyon önümüzdeki haftalarda 6 kez daha tekrarlanacak. Tıpkı cumartesi günü olduğu gibi yine öncesinde hiçbir açıklama ya da duyuru yapılmayacak.

tilda1-swinton-sleeping-moma

40 yaşındaki Tilda Swinton sinemanın kendine özgü karakterlerinden. Yer aldığı sanat filmleri, Hollywood’daki aykırı duruşu, kırmızı halıdaki avant-garde kostümleriyle, şu sıralar da David Bowie ile olan dostluğuyla anılıyor. Bowie’nin yeni albümünde yer alan The Stars (Are Out Tonight) adlı parçanın kısa film tadındaki nefis klibinde boy gösterdi son olarak hatırlarsınız.

Tilda Swinton’ın bu vasıflarından başka vasıfları da var. Örneğin şair. Okul çağlarından bu yana şiir yazıyor. Sihirli, gizemli, güçlü ve hınzır gibi sıfatlarla tanımlanan kimliğinde dadaizmden esinlendiği hayal gücünün etkisinin büyük olduğunu söylüyor.

Bence kendisi başlı başına bir sanat eseri ama bu enstelasyon da en az onun kadar etkileyici bir iş olmuş.

tilda3n_750_472_Tilda-Swinton-waehrend-ihrer-Performance-The-Maybe-am-Museum-of-Modern-Art-MOMA-in-New-York-Foto-dpa.b3dea990a0afed03dc3ec3c65bef27f2-1

“Nesi etkileyici”, “Ne saçma iş”, “Neden böyle bir şey yapmış ki” diyenleri duyar gibiyim. O kadar ünlü olmasa, bu iş MoMA’da yapılmamış olsa kimse dönüp bakmazdı diye düşünenler olabilir.  “Sanat için uyudu” gibi başlıklar atan gayriyaratıcı Türk medyası gibi olayı sıradanlaştıranlar, heyecanlı İngiliz ve Amerikan medyaları gibi işi, üzerine “tarihteki en güzel uykular” konulu makaleler yazmaya kadar götürenler de olabilir. “Yeni değil ki, bu fikri taa Uyuyan Güzel’den bu yana biliyoruz zaten” diyen çokbilmişler de vardır kesin aramızda.

Olabilir… zira yeni zamanlarda yeni sanatı anlamak kolay değil.

tilda

Uzun yıllar önce, ben çocukken, babam bir gün eve kocaman bir tablo getirmişti. Basit metalik bir çerçevesi olan bu tablo. beyaz bir kanvasın orta yerinde biri mavi biri kırmızı iki  mürekkep lekesinden ibaretti. Babam bir öğrencisinin yaptığını, ona hediye ettiğini söylemiş, tablo uzun yıllar evimizin duvarlarında asılı kalmıştı.

Eve ilk geldiğinde herhalde 12-13 yaşlarındaydım. Karşısına geçip uzun uzun “ne bu” diye düşündüğümü hatırlıyorum. İlk tepkim “Bunu ben de yaparım” olmuştu. Sonra resme baktıkça o mürekkep lekelerinin içinde evler, arabalar, hayvanlar, insanlar görmeye başladım. Zaman içinde ben bakmaya devam ettikçe lekeler büyüyüp şehirlere, ülkelere, gezegenlere dönüştü. Yıllar sonra anladım ki bunu yapanın amacı da buydu. Bakanı düşündürmek, ona hayal kurdurmak, kendi gördüğünden başka görüler yaratmak…

Sanat eserinin türlü türlü vazifeleri olabilir, hiçbir vazifesi olmayıp sadece sahibinin hayal ettiğini paylaşma arzusundan da doğmuş olabilir. Sevmek sevmemek, beğenmek beğenmemek keyfidir. Ama şu bir gerçek ki günümüzde sanat hakikaten müthiş bir gelişim içerisinde. Sadece New York, Londra ya da Paris’te değil İstanbul’dan Şangay’a dünyanın her yerinde olağanüstü işler yapılıyor. Ai Weiwei’nin işleri kitleleri en az Michelangelo’nun heykelleri kadar heyecanlandırabiliyor.

Ben Tilda Swinton’un yaptığını sevdim.  Yakından görebilmeyi isterdim.