Sirk fabrikası Cirque du Soleil’den Alegria

Guy Laliberte ve Gilles Ste-Croix. 1979’da ağızlarından ateş püskürten, bir kaç hokkabazlık bilen, biraz müzisyen iki sokak şovmeni. Bir araya gelerek bir düş kurarlar. Eşi benzeri olmayan bir gösteri hazırlayarak, insanları şaşırtmak, eğlendirmek ve duygularını kışkırtıp, hayal güçlerini uyandırmak isterler. Laliberte’nin aklında bir çok gösteriyi içinde barındıran tiyatral bir sunum vardır. Gilles’in ortağı ile birlikte işlettiği otelde konaklayan sokak göstericilerini de aralarına katarak, yola çıkarlar. Ancak hiç paraları yoktur ve gösterinin hazırlanması için kaynak gereklidir.

Gilles, dikkat çekmek ve yerel yönetimden destek bulmak adına Quebec’e kadar olan 90 km yolu tahta çubuklar üzerinde yürüyerek kateder. Bu çabası sonuçsuz kalmaz, istedikleri maddi desteği alırlar. Les Echassiers adıyla anılan gösteri grubu, her ne kadar insanları etkilemeyi başarmış olsa da, ilerleyen zamanlarda finansal olarak bir hezimet ile sonuçlanır. Gene de halktan ve eleştirmenlerden, yaptıkları ile ilgili güzel tepkiler alıyor olmaları, onlara motivasyon olur.

4 yıl boyunca ellerinden geleni yapıyor olmalarına rağmen, işler rast gitmeyecek gibi görünür; ancak vazgeçmezler. 1983 yılına gelindiğinde süpriz bir gelişme olur. Jacques Cartier’in Kanada’yı keşfetmesinin 450. yıldönümü kutlamalarında (1984) farklı şehirlerde gösteriler yapmaları için, Quebec yönetimi, ikiliye 1.5 milyon dolar verir. Laliberte yeni şovun adını Le Grand Tour du Cirque du Soleil olarak belirler ve artık şans bu ikiliden yanadır.

Cirque du Soleil, bugün 30 kadar farklı şova imza atan bir sirk fabrikasıdır. Şov diyerek geçmemek lazım aslında. Her birinin kendine özgü bir teması ve temayı yansıtan soundtrackı, hepsini bütünleyen kostümleri ve dekorasyonu olması, aslında şovdan çok duyusal bir şölen halini almaktadır.

Montreal merkezli firmanın 40 farklı milletten 4000 kadar çalışanı yıllık yaklaşık 850 milyon dolar ciro üretmektedir. Şirket merkezinde arge atölyeleri, pratik salonları, kostüm atölyesi, dekor atölyesi ve stüdyo bulunmaktadır. Şirketin misyonu bir hayali devamlı kılmak üzerine kurulu. Sirk dünyasına yenilikler getirmek, fiziksel limitleri zorlayarak yepyeni gösteriler ortaya çıkarmak, bu şekilde klasik sirk anlayışından çıkarak kendini sürekli yenileyen öncü bir sirk yaratmak. İnsanlara sadece görsel değil, duysal, duygusal, yaratıcı ve tematik bir deneyim yaşatmayı da amaç edinmiş bir hayalden bahsediyoruz. Yani üzerinden 30 küsür yıl geçmiş olmasına rağmen halen güncelliğini koruyan bir hayalden. Dünyada yaklaşık 90 milyon insanın deneyimlediği bir hayalden..

Daha evvelden İstanbul’a gelmiş olan bu topluluğu izleme imkanım olmamıştı ancak geçen hafta itibarıyla, rahmetli üstad Barış Manço gibi, o 90 milyonluk kervana ‘1’ de ben ekledim efendim. Şu sıralar Fenerbahçe-Ülker Arena’da misafir ettiğimiz Cirque du Soleil, bu sefer Alegria performansı ile karşımızda. Alegria, kuruluşlarının 10.yılına özel olarak tasarlanmış bir gösteri. Kendinden önceki şovlara nazaran daha ağır ve hüzünlü olarak tasarlanmış. En beğenilen Cirque du Soleil şovlarından biri halini almış. Performansın soundtrack’ı, şirketin en çok satan gösteri albümü olarak belirtiliyor. Alegria ispanyolca ‘neşe’ demek. Hüzünlü anlarda İspanyolların söylediği ‘neşe, neşe, neşe’ üçlemesinden esinlenilmiş.

Gösteri de aynen bu şekilde inişli çıkışlı gidiyor. Yer yer ağırlaşan gösteri, birden bire müzik, ışık ve dans ritimleri ile hızlanıyor, ellerinizi şaklatıyor, içinizi kıpırdatıyor ve sonra gene hafif hafif duruluyor. Kostümler Tim Burton’ın hayal gücü ile ortaya çıkmış sanki. Kendinizi Holywood stüdyolarında hissetmenize neden oluyor.

Alegria, güç ve karşıtlık olguları üzerine tasarlanmış bir gösteri. Hüzünü de biraz buradan geliyor. İki çocuğun bir diğerini öldürmesinden etkilenen mimar ekip, politik ve sosyolojik öğeleri sorguluyorken çıkıyor bu hikaye. Kralsız kalan bir toplumda, yenilikçilerin eski zihniyetle olan karşılaşmasının hikayesi. Sahnenin çapraz oryantasyonu, sahne üzerinde bulunan kilise kubbesi, kubbenin orta kısmında gücü sembolize eden balkonu (krallık) ve karşıtlığı ifade eden iki taraftaki merdiven aslında bu olguları anlatmaya çalışan sembolizmalarla dolu. Bunları bilerek şovu seyretmeniz, şovun temasını anlamanıza yardımcı olacaktır diye rahat rahat anlatıyorum.

2009 yılında 15.yılını geride bırakan şov aslında o tarihte emekliğe ayrılmış. Ancak bir kaç ay sonra daha küçük boyutlarda gösterilmek üzere yeniden tasarlanmış ve böylece Fenerbahçe Arena gibi mekanlarda sergilenebilecek boyutlara düşürülmüş. En büyük eleştirimi de bunun üzerine yapmak istiyorum. Çünkü bir sirkte görmekten en çok haz aldığım uçan adamlar (trapezciler) bu gösteride kısıtlı alan sebebiyle çok da ihtişamlı değiller. Gösterileri de çok kısa sürüyor zaten ve iyi bir final yapamıyor. Ancak onun dışında, bir sirkin, bir müzikalin, bir tiyatronun, bir dans gösterisinin muhteşem birleşimine tanık oldum. Bu yüzden kötümser hiç bakamıyorum. Kaldı ki, ateşle oynayan adamlar, trambolinlerdeki akrobatlar, trapezdeki sololar ve her gösteriden sonra sahneye çıkan iki komedyen, uçan adamların eksikliğini dolduruyor. Turuncu saçlı göbekli komedyen, kesinlikle şovun en eğlenceli siması.

İnsanları eğlendirmek, var olmayanı icat ederek farklı birşeyler yapmak, sirk dünyasına örnek olmak iki insanın hayaliydi. Bir kaç yıl fena bocalamışlar. Ama bugün hayallerinin karşılığını da alıyorlar, yaptıklarının hakkını da veriyorlar. Hayallerinizden vazgeçmemenizi dilerim. Çünkü tutkuyla yaptığımız her şeyin, en başarılı olacağımız şey olduğuna inanıyorum. O sebeple içinizden gelene, bu ikili gibi siz de şans verin..

İyi seyirler …

 

Cirque du Soleil – Alegria :

YouTube Preview Image
Comments
  1. elif

    Kesinlikle harika bir gösteriydi. Detaylı anlatım için teşekkürler.