Sessizlik bir çeşit duadır

“Nasıl satabilirsin ki havayı!” demişti Şef Seattle, Washington’daki Büyük Reis’e (ABD Başkanı Franklin Pierce) yaptığı  ve mektup olarak kayda geçen konuşmasında…

Topraklarını ellerinden almak gibi bir arzusu vardı Avrupalı misafirlerin. Kızılderililer ne yazık ki beyaz adamın acımasız boğazlamalarına ve topraklarının yağmalanmasına direnebildikleri sürede beyaz halkın gözünde kafasız, putperest, barbar ve tehlikeli olarak tanımlanmışlardı. Bu yüzden verimli topraklarda yaşamamalılardı.

Direnemeyip sayıları azaldıkça sömürgeciler onları “Rezervasyon” adını verdikleri kurak ve verimsiz topraklara yerleştirdi. Yazı dilleri yoktu ve medenileştirme adına onları kendilerince eğitmeye, hatta kaba tabirle adam etmeye koyuldu Beyaz Adam. Batılılar onların seslerini duymak konusunda çok sağır kaldı. Ölülerinin gömülmesine bile izin verilmeden, onları sırtlarında taşıyıp günlerce rezervasyon topraklarına yürüdüler. Oysa onlar toprağın, güneşte parıldayan her ağacın, gürül gürül akan nehrin ve kara ormanların üzerinde salınan sisin bir parçasıydılar. Bu güzellikler onların da değilse beyaz adamın nasıl olabilirdi? Toprakları için ettikleri her mücadele daha çok yok olmalarına sebep oldu. Daha çok acı çektiler.

“Sessizlik bir çeşit duadır” der Apache Kabilesi. Meksikalı’ların onları katletmiş olmasından sonra Geronimo’nun ettiği intikam yeminini anlatırlar aralarında Amerikalılar hala…ve Apache’lerin katledildiklerinde ne kadar sessiz kaldıklarını. İlk önce İspanya sonra İngiltere, Fransa, Hollanda ve diğer sömürgeci devletler Amerika’yı keşfe çıktıklarında asıl onların ne kadar barbar ve şiddet düşkünü olduklarından habersiz olan Kızılderililer gelişlerini sevinçle karşılamışlardı. Ellerinde ne varsa onlarla paylaşmak konusunda hiç tereddüt etmediler. Topraklarını bile paylaşmaya hazırlardı, hatta bu konuyu düşüneceklerini bile açıklamışlardı. Ancak Amerikan yerlilerinin asimilasyonu adı altında, insanlığa sığmayacak bir uygulamaya maruz kaldılar. Silahları yoktu yine de kanlarının son damlasına kadar kendilerini savundular.

Comanche Reisi Tosawi, General Sheridan’a kendini şöyle tanıttı: “Tosawi, iyi Kızılderili”. Yanıt hiçbir zaman unutulmayacaktı: “Gördüğüm tek iyi Kızılderili ölü bir Kızılderilidir”. Birkaç yıl içinde bütün büyük Cheyenne reisleri “iyi bir Kızılderili” olmuşlardı.

Yazılı belgelere bakarsanız 1600’lü yıllarda başlayan bu yok etme süreci 1920’lere kadar devam etti. Kültürleri, dilleri, dinleri onlara ait hiçbir şeyin kalmaması için çalıştılar. Rezervasyonlara yerleştirildikten sonra öncelikli olarak dilleri bununla beraber dinleri değiştirildi. Kendilerine ait olmayan savaşlarda en önden onlar gönderildi. Farklı sahalarda yer almak zorunda kaldıkları için kabilelerin birbirlerini savaş esnasında yok etmelerine sebep oldular. 1835 yılında zorunlu göç sebebiyle Cherokee kabilesi ile yapılan antlaşma ve sonrasında yaşanan dramatik olaylar sonucunda 4 bin Kızılderili ölmüş ve bu acımasız olay tarihe Gözyaşı Yolu (Trail of Tears) olarak geçmişti.

Tüm bu yaşananlar her ne kadar 1920’lerde bir şekilde son buluyor gibi görünse de 1970’lere kadar asimilasyon süreci devam etmişti. 70’lerde ise düzenlenen yasalarla Kızılderililere geleneksel din ayinleri ve kutlamaları için hakları geri verildi. Asıl özür ise günümüzde geldi 2004 yılından beri Cumhuriyetçi Senatör Sam Brownback’in uğraştığı özür yasası Barack Obama tarafından imzalandı ve itibarları Washington’daki Büyük Reis’ten Kızılderililere geri verildi. Bu olay sırasında konuşma yapan Cherokee Şefi Chad Smith, böyle bir özür dilenmesini talep etmediklerini ancak özrün kabul edildiğini söyledi. Smith, “Özür dilemek zordur ve bazen özrü kabul etmek de zordur” diye konuştu.

Amerika’nın yaptığı soykırımın sonucunda nasıl bir psikolojidir bilinmez ancak kendi topraklarından kovup, yok ettikleri kabilelerin isimlerini dünya pazarına sundukları ürünlerde görebilirsiniz. Bu bir çeşit özürdü belki de…

Cherokee: Chrysler tarafından üretilen bir Jip,

Apache: Amerika Hava Kuvvetleri tarafından üretilen bir Helikopter markası, bir bilgisayar donanım ürünleri üreten marka, bir server ismi,

Comanche: ABD Hava Kuvvetleri tarafından üretilen bir Helikopter Markası, Chrysler’in ürettiği bir kamyonet modeli.

Cayenne: Porsche’nin ilk kez ürettiği Jip’e verdiği isim,

Black Hawk: Helikopter markası,

Kentucky: Kökeni; Iroquois Kızılderililerinin kullandıkları dilde “ken-tah-ten” sözcüğünden gelen ve “Yarının Ülkesi” anlamına gelen kelime. Aynı zamanda tüm dünyaya yayılmış bir restoranlar zincirinin ismidir. (Kentucky Fried Chicken).

Pontiac (Ünlü Kızılderili Şefi): 80’li yılların ABD kaynaklı en meşhur spor araba markalarından biri.

 

 

Comments
  1. Kadir Sengul

    İnsanın bu dünyadaki serüveni “BİLİNÇ” adınadır mikrodan makroya doğru bir serüvendir.
    Amerika yerlileri bilinç adına bunun en güzel örneğidir, beğendiğim bir kızılderili sözü eklemek istiyorum,”ÖNÜMDEN YÜRÜME TAKİPÇİN OLAMAYABİLİRİM,ARKAMDAN YÜRÜME ÖNCÜN OLAMAYABİLİRİM,YANIMDA YÜRÜ BÖYLECE İKİMİZ EŞİT OLABİLİRİZ.”bu bana göre yaşamı nasıl bir bilinç düzeyi ile algıladıkları ile ilgili bir çok örnekten bir tanesidir.Bence felsefeleri ve hayıta bakışları daha çok insana anlatılmalıdır.