Sen iyisi mi beni de Fazıl Say

1Bu ülkede şu ya da bu gerekçeyle kılıfına uydurulup yaka paça içeri tıkılmış, yıllarca içeride kalmış aydınları sanatçıları düşünün. Aydınların, sanatçıların ismi değişiyor, bu kılıfı hazırlayan hükümetler, o hükümetlerin ideolojileri de…

Nazım Hikmet’i vatan haini sayan ve O’nu ömrünün sonuna kadar vatanından uzak bir şekilde sürgün hayatına reva gören zihniyetle, bugün Fazıl Say’a 10 ay hapis cezası veren, beş yıl uslu durması kaydıyla bunu hapis cezasına dönüştürmeyen zihniyet aynıdır. Değişmeyen tek şey zihniyet bu ülkede…

Evet, içeri tıkayanın eli değişiyor. Bize ise bu ele kızmak kalıyor. Bir ele kızıyoruz, diğer elden tokat geliyor. Tokat atana kızıyoruz, bu sefer başka bir tokat diğerinden geliyor. Kısacası ‘başımızı kaldırıp’ tokat atana bakamıyoruz.

Bir ülkenin sanatçısı (ister sevin ister sevmeyin ancak dünya ülkeleri tarafından saygı duyulduğunu kabul edin) Ömer Hayyam’ın olarak varsayılan rubaileri retweet ettiği için halkın manevi değerlerine hakaret ettiği gerekçesiyle yargılanabiliyor.

2Hangi halk, hangi değerler diye sorasımız geliyor değil mi? Zira bu ülkede hakaret ise bunun alası hemen her kesime yapılmadı mı zamanında ya da hala yapılmıyor mu? Hadi biraz düşünelim. ‘Gavur İzmirli’ olurdu ama İzmir halkının bundan incinmesi yasaktı, polisten dayak yiyen öğrenciye ‘biri’ çıkıp ‘Kadın mıdır kız mıdır’ derdi ama O öğrencinin incinmesi yasaktı, AKP’li bakan kanserli bir çocuğa ‘dilenci’ muamelesi yapardı ama O çocuğun incinmesi yasaktı…

Ki işin ‘azınlığa’ atfen yapılan hakaret kısmına girmiyorum bile. Yani siyaset jargonumuzda süregelen yüksek seviyeli söylemler (!), Say’ın ‘inançlara saldırması’ gerekçesiyle bir anda belli bir kesim tarafından tepki çekip zarar mı gördü?

Benim derdim ve eminim ki benim gibi birçok kişinin derdi bir ülkenin aydınının, sanatçısının artık kendisini bir anda inançlar üzerinden yürüyen hesaplaşmaların ortasında buluvermesi. Hem de adaletin O’na biçtiği gözdağı ile birlikte. Keza Fazıl say 5 yıl düşünmezse hapisten sıyıracak…

Peki acaba bu karar, toplumda nasıl bir infial yaratacak, nasıl bir kaosa yol açacak, her şeyi bir kenara bırakalım zaten güvenimizin yeterince sarsıldığı bizlerin, adalete olan güveninin devamlılığını ne şekilde etkileyecek?

Ve asıl soru şu: Bu birilerinin umurunda mı?

3Emek’in kapatılmasını protesto eden buna karşı çıkan sanatçının ya da aydının üzerine su, biber gazı vs… sıkarak bastırmaya çalışmanın, önünde laik, demokratik, sosyal, hukuk devleti gibi terimlerin bulunduğu bir ülkede kabulü mümkün değildir.

Bu ülkede N.Ç’nin tecavüzcüleri serbestse, Sakarya’da tecavüze uğrayan 14 yaşındaki kızın tecavüzcüleri serbestse, eve giren hırsız tarafından tecavüze uğrayan kadının tecavüzcüsü serbestse, kendisine ‘kerhane çocuğu’ diyen milletvekiline dava açamayan sanatçı, ‘kutsal’a edilen davadan hapis cezası alıyorsa, bu ülkeyi yönetenler çıkıp “şerefsizler”, ” tinerciler”, “zerdüştler” diye bağırıyorsa, seni iyisi mi beni de Fazıl Say…

Comments
  1. Uğur

    kesinlikle katılmıyorum. inanmaya bilirsin, saçma gelebilir, saygı duymayabilirsin ama bu sana hakaret etme hakkı vermez. gayet net ve açık. aynısını atatürk’e veya bu milletin değer verdiği başka bir şeye de yapılsaydı benzer tepkiyi kendi adıma gösterirdim. bu hükümet ne kadar gösterirdi bunu tartışabilirsin ama bunu savunamazsın.

  2. Burcu

    Fazıl Say’ın retweet ettiği o bahsi geçen rubainin bu ülkede inanan insanların inançlarında bir erozyon yarattığını düşünmüyorum. En nihayetinde inanç ve düşünce özgürlüğü kapsamında “yakıştı” ya da “yakışık almadı” diye düşünebilirdik ve tartışabilirdik bunu en fazla. Ama 10 küsür ay hapis cezası vererek, üstüne yetmeden işaret parmağımızla gözdağı vererek değil! O zaman bu ülkedeki ateistlerin ya da azınlıkların bugün topluca dava açması lazım değil mi? İş buraya varır ki bu da görmek istediğimiz manzara değil…