Sana büyü yaptım

7 ayrı cami çeşmesinden 7 ayrı bardak su, 7 ayrı akarsu kıyısından 7 ayrı taş getirdim. Taşların her birini ayrı ayrı okuyup üfledim, bir tasın içine koydum. Suları ayrı ayrı okuyup üfledim, tasa döktüm. Tasın etrafında 7 tur döndüm. Taşları aldım, her birini birbirinden çok uzak yerlere gömdüm. Suyu 7 ayrı bardağa paylaştırdım. Havaya, yere, sağıma, soluma üfledim. 7 ayrı suyu 7 ayrı akarsuya döktüm ve şöyle dedim: Eynessera, eynessera, eynessera…

“A aaaa keçileri mi kaçırdın” dediniz? Yok merak etmeyin, kaçırmadım. Büyü yaptım!

YouTube Preview Image

İstanbul seyahatim dönüşü 3 saat 45 dakika süren uçak yolculuğumda bir kitap okudum. Birincibloğun güzide yazarlarından Orhan Meriç’in hediyesi olan bu kitap, büyüler üzerineydi. “A’dan Z’ye Büyüler” ismiyle müstesna, insanlık tarihi kadar eski bir fenomenin antolojisini sunuyor okuruna. Aşktan güzelliğe, paradan sağlığa her derde deva, Anadolu topraklarında nesilden nesile aktarılmış yüzlerce büyü birarada! Hiç burun kıvırmayın; 21. yüzyılda dünya yok yere savaşabiliyorsa hala, büyü de yapılabilir pekala.

İnsanlığın tarihi kadar eski bir geçmişe sahip olan büyü, tarihsel süreç içerisinde hemen hemen her dönem ve toplumda yaygın bir uğraş, güçlü bir toplumsal olgu olmuş. Ansiklopedide, “insana ve doğaya ilişkin olayları, maddi dünyanın ötesinde gizemli dış güçler aracılığıyla etkileyip yönlendirdiğine inanılan törensel eylem” olarak tanımlanıyor. Gündelik hayattaysa bazıları “ilkel insanın bilgi ve akıl yetersizliğinin kabulü” olarak ifade ederken bazıları “yarı bilim” diyor.

Eskiçağdan başlıyor büyünün hikayesi. Çoktanrılı dönemde büyücüler bilge kişiyken Ortaçağ’da cadılara dönüşmüş. Büyünün kamu hizmeti, büyücünün kamu görevlisi olduğu zamanlar da olmuş, büyünün şeytan icadı sayıldığı büyücülerin avlandığı zamanlar da… Orta Dünya’daki Gandalf da büyücüydü, Jeanne d’Arc da mesela. Bir de Oz Büyücüsü var, o bambaşka.

Şimdilerde modern zamanlarda, bilim ve teknoloji almış başını gitmiş, dinler kalıplarında sıkışıp kalmışken ezoterik haller içindeyiz yine. Reiki öğreniyoruz, meditasyon yapıyoruz. Kozmozu anlamaya çalışıyor taşlara soruyoruz. Meleklerle konuşuyor, düşünce gücüyle şifa arıyoruz. Hiç düşündünüz mü neden? Çünkü aslında bir geleneği sürdürüyoruz. Çünkü bunların hiçbirinin çingenelerin aşk büyülerinden, kocakarıların muskalarından, okunmuş şekerler yiyip kafamıza kurşun döktürmekten farkı yok.

Fark belki şurada: Bazılarımız artık deforme olmuş gelenekleri, hurafi inançları reddederek, bazılarımız içinde yaşadığımız çağdaş toplumla kendi inanç ve geleneklerimiz arasında bir paralellik kurup yorumlayarak yaşıyoruz hayatı. Henüz bunlardan biri ya da diğerini seçmediyseniz Gün Yayıncılık’ın biz fanilere kazandırdığı A’dan Z’ye Büyüler’i okuyun derim.  Okuyup seçim yapamasanız bile, Anadolu’nun bir zenginliğinden daha haberdar olur, olmadı bir büyü yapar hafiflersiniz.

YouTube Preview Image
Comments
  1. Orhan Meriç

    Handeciğim sıkıcı yolculuğuna neşe katabilmek ne güzel olmuş :-) Güzel yazı olmuş eline sağlık. Bu arada en sonda koyduğun Voodoo Child videosu benim aklımı aldı. O nasıl bir cover öyle yav! Sevgiler.

  2. hande

    nefistir evet! begendigine sevindim:)

  3. Orhan Meriç

    Hande bu yazıya Natasha Atlas’tan I Put A Spell On You coverı da yakışırmış şimdi aklıma geldi. Bul dinle bayılacağını düşünüyorum :-)

  4. Hande

    Orhancim buyulu sarkilar diye bir yazi yazalim derim :) hey sizin buyulu sarkiniz hangisi?