Roger “Two Tumbs Up!” Ebert

4 Nisan günü, 2013 yılında birbiri ardına duymaya alıştığımız ölüm haberlerine bir çentik daha attı. Bu kez sarsıcı kayıp sinema dünyasına denk geldi ve 1967 yılından beri Chicago Sun Times gazetesindeki film eleştirileriyle gerçek bir efsaneye dönüşen sinema eleştirmeni Roger Ebert hayatını kaybetti.

İşin ilginç tarafı dolaylı da olsa ben de onun eleştirileri ile çalışma fırsatı bulmuştum. Palermo ve As Sanat’ta DVD ürün müdürlüğü yaparken kapak çalışmalarının çevirileri benden geçiyordu. Doğal olarak da bazı çeviriler orijinal kapaklardan birebir yapıldığı için zaman zaman Siskel&Ebert ya da Gene Siskel öldükten sonra Roeper&Ebert imzalı pek çok kritiğin de dilimize Türkçe karşılığını elimizden geldiğince yazma şerefi bana nail olmuştu.

ebert1

Mesela şimdi aklıma gelenlerden biriyle ilgili anımı anlatayım: Palermo’da çalıştığım yıllarda Paramount stüdyolarının home-video ürünlerinin Türkiye temsilciliğini yapıyorduk. O yıllarda ciddi sorunlar yaşayan ünlü rock grubu Metallica “Some Kind Of Monster” adında bir film çekmişti. Bu filmin basın bültenini çalışırken Roger Ebert’in Richard Roeper ile beraber kaleme aldığı  “Two tumbs up!”adlı meşhur kritiği ile tanışmıştım.

Ebert ve Roeper, filmi çok beğenmiş ve kısa ve öz bu şekilde bir kritik yazmıştı da bunun Türkçesi ne olacaktı? Açıkçası “Başparmaklar yukarı!” pek güzel olmadı ilk denememde. “İki başparmak yukarı” da olmadı,  “Barnaklar yukarı” zaten hiç olmazdı. Evirdim çevirdim öyle koydum böyle koydum en sonunda  “Tam 12’den!” çevirisini bülten için uygun gördüm. Zira bence orijinaline en yakın anlamı Türkçede bu şekilde verebilecektik.

On yıldır kanserle mücadele eden yetmiş yaşındaki Ebert, 2 Nisan günü blogunda kanserinin nüksettiğini duyurmuş ve okurlarına yazı temposunu biraz düşüreceğini söylemişti. 46 yıl önce Chicago Sun Times gazetesinde film eleştirmenliğine başlayan Ebert, 1975 yılında Pulitzer ödülü kazandıktan sonra ABD çapında büyük bir üne kavuştu.  Ebert yaşına ve hastalığına rağmen, sosyal medyada ciddi büyüklükte takipçi kitlesi kazanmış ve neredeyse öldüğü güne dek üretmeye devam etmişti.

RogerEbertAnchor

Ebert, kanser hastalığı sebebiyle yemek yeme, içme ve hatta konuşma yeteneklerini yitirmesine rağmen yazmayı asla bırakmadı. Filmler ve sinema sanatına çok büyük bir tutkuyla bağlı olan Ebert’in eleştirileri, hiçbir zaman anlaşılmaz olmamıştır. Bir şeyi neden beğendiğini ya da beğenmediğini sinemayla hiçbir ilgisi olmayan en basit insanların dahi anlayabileceği bir dille yazmıştı.

Yazılarının en önemli özelliklerinden biri de müthiş mizah anlayışıdır. Bu yüzden onun için “halkın eleştirmeni” demek de mümkün. Çünkü sinemayı besleyen, ayakta tutan onun her şeyi olan izleyicilerin, hangi filmlere gideceklerini belirlemede en güvendikleri eleştirmen adı olarak Roger Ebert adı her zaman rahatlıkla söylenebilir.

SISKEL  EBERT

Son olarak Ebert’in mizahi yönünü öne çıkaran bir iki meşhur kritiğini burada analım:

Godzilla, 1998
“Going to see Godzilla at the Palais of the Cannes Film Festival is like attending a satanic ritual in St. Peter’s Basilica.”

Üç aşağı beş yukarı çevirisi şöyle bir şey:

“Cannes Film Festivali’ndeki Palais’de Godzilla’yı seyretmeye gitmek, San Pietro’da bir şeytan ayinine katılmaya benziyor!”

Crocodile Dundee In Los Angeles, 2001
“I’ve seen audits that were more thrilling.”

Çevirisi şöyle bir şey:

Daha heyecan verici hesap uzmanları (denetmenler) görmüştüm.

Gittiğin yerden de kritiklerine devam etmen dileğiyle büyük üstat…