Rakı şisesinde balık olsam

107044_0

Güzel ve yalnız ülkemin değişmeyen gizli gündemlerinden biri elbette içki yasakları. İçki demişken ilk akla gelen ise milli içkimiz “Rakı”. Hatırlarsanız kısa bir süre önce siyasetin polemik konusu “sulu rakı” oldu. Başbakan Erdoğan’ın “Bunların ne içtiklerini merak ediyorum. Meğer rakıyı sulu içiyorlarmış” sözlerine CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu sosyal medyada şöyle yanıt vermişti. “Tayyip Erdoğan, kul hakkını susuz götürür”. Tartışmaya katılan bir diğer isim olan CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce de “Yetim hakkı yiyen sarhoş olsaydı, AKP’liler ayakta duramazdı” demişti.

Anlayacağınız içki tartışması ve yasakları bitecek gibi gözükmüyor. Biliyormusunuz, polemiklere konu olan rakı’nın bir ansiklopedisi var. Yaklaşık 600 sayfalık bu kitabın tanıtım bülteni ise şu şekilde:

rakı-ansiklopedisi

“Ansiklopediler tarih boyunca kültürel gelişimin dinamosu olmuştur. Hangi dilde, hangi konuda olursa olsun, her ansiklopedi insanlığın ortak kültür mirasına yeni değerler katar, bilgi birikimini derinleştirir. Bugüne kadar hazırlanan ilk Rakı Ansiklopedisi de öncelikle bu evrensel amacı taşıyor. Yaşayan rakı kültürünün bütün yönleriyle kavranmasını sağlayacak bilgileri derleyen sistematik başvuru kaynağı olarak kütüphane raflarındaki yerini alıyor.

Her sayfasına anason kokusu sinmiş bu ansiklopedi, 500 yılı aşkın bir zaman diliminin izini sürüyor. Rakı kültürünün ayrılmaz parçası, üç temel kavram olan rakı, meyhane ve çilingir sofrası, bu 500 yılı aşan tarihsel süreçte mercek altına alınıyor. Tarih, edebiyat, mizah, sanat, müzik, sinema, folklor, kent kültürü, eğlence kültürü gibi alanlardan derlenen maddeler, rakı jargonundan seçilmiş 600’ü aşkın sözcük maddesiyle ve rakının çevresinde oluşturduğu toplumsal ve kültürel olguları değerlendiren incelemelerle harmanlıyor. Bu anlamda Rakı Ansiklopedisi’ni, “rakı” temasına odaklanan bir “popüler kültür tarihi ansiklopedisi” olarak değerlendirmek de mümkün.

Yedi kişilik danışma kurulunun katkılarıyla, 55 yazarın kaleme aldığı 1755 maddelik Rakı Ansiklopedisi, kütüphanelerden çıkıp rakı sofralarına ve sofraların vazgeçilmezi olan muhabbete konu olmayı bekliyor.”

istanbulfoto5

Kitaptan tadımlık bir şeyler için Vefa Zat imzalı “Lüks Nermin” hikayesine bir göz atalım isterseniz.

“Asıl adı Şaziye Zeren Topçu; 1950 ve 60’ların ünlü sefa yuvası patroniçesi. İstanbul’un gece hayatında iz bırakan Lüks Nermin’in mekanı Fransız Kültür Merkezi’nin arkasındaki Zambak Sokağı’nın 21 numaralı binasındaydı. Konforlu ve itinalı hizmet hizmet anlayışıyla Avrupa’daki benzerlerini aratmazdı. Meşin koltuklu ve kırmızı kadifeli giriş salonunda dekolte giyinmiş hanımlar, meyhane sonrasında soluğu burada alan hali vakti yerinde müşterileri karşılar, gümüş tepsiler içinde hatır kahvesi ve çifte kavrulmuş lokum ikram ederdi. Bunu yaparken ölçüyü fazla kaçırmadan göğüs titretirlerdi.

Lüks Nermin’de yüklü paralar ödenirdi, ama karşılığı da eksiksiz olarak alınırdı. Faaliyet odalarının hepsi ayrı renk ve zevkele döşenmişti. Bir odanın ise tavanı ve dört duvarı aynayla kaplıydı. Bu tür mekanlara yapılan baskınlar sırasında polis buraya pek uğramazdı. Adeta korunurdu. Bu nedenle oldukça güvenli bir yerdi. Hatta Lüks Nermin’in üst düzey diplomatik seviyedeki yabancı misafirlere hizmet verdiği kimi gazetelerin magazin köşelerinde sık sık yer alırdı.

Şöhreti Demokrat Parti zamnında zirve yapan Lüks Nermin, 1959’da İstanbul’a gelen Endonezya Devlet Başkanı Sukarno’yu eğlendirmekle görevlendirildi. Kadınlara düşkünlüğü ile ve her gittiği ülkede en az bir macera yaşamasıyla tanınan Sukarno, Lüks Nermin’in gönderdiği kızlardan memnun kalmıştı. Ancak ülkesine döndükten bir hafta sonra belsoğukluğuna yakalandığı anlaşılınca diplomatik skandal koptu. Bunun üzerine Lüks Nermin’e gözdağı vermek için randevuevine baskın düzenlendi. Arama sırasında birkaç dolar bulundu ve ünlü mama Türk Parasını Koruma Kanunu’na aykırı hareketten altı ay hapis cezasına çaptırıldı.”

istanbul-eat-yakup2-3

Meyhane kültürü demişken, yine üzücü bir haber tez yayıldı. “Entellektüel meyhane” Yakup 2’nin sahibi Yakup Aslan dün tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Özellikle kültür-sanat ve basın mensuplarının uğrak yerlerinden biri olan mekan, Asmalımescit’in simgelerinden biriydi. Yakup Aslan meyhane masalarında dostluğu, sohbeti, hayata dair her şeyi paylaşan bir kesim için önemli bir isimdi. Ayrıca mekan, müdavimlerinin portrelerini barındıran bir sergiye de ev sahipliği yapmıştı. Mekanda, sıkça gelen yazarların kitaplarının yer aldığı bir de kütüphane bulunuyor. Ünlü şair Edip Cansever’in “Çağrılmayan Yakup” adlı bir şiirinde adını da zikrettiği Yakup Aslan’ın cenazesi bugün Zincirlikuyu camisinde kılınacak ikindi namazından sonra aynı yerde toprağa verilecek. Yakup Aslan, insanların mutlu olmasıyla mutlu olan, onların keyif almasından keyif alan bir insandı. Kısaca o herkesin dostuydu…

Orhan Veli’nin dediği gibi:

Eskiler alıyorum
Alıp yıldız yapıyorum
Musiki ruhun gıdasıdır
Musikiye bayılıyorum

Şiir yazıyorum
Şiir yazıp eskiler alıyorum
Eskiler verip Musikiler alıyorum.

Bir de rakı şişesinde balık olsam…

Hani bir banka reklamı vardı “paha biçilemez” başlığı altında. Evet hayatta bazı şeylere gerçekten bir bedel biçilemiyor. Örnek mi? Boğaz, dostlar, rakı ve balık…

No Responses