Preppy: O da ne…Ya da kim?

Bir “preppy” değilseniz bu konuda ahkam kesmeniz zor. Çünkü bu giyim kuşamın da ötesinde, bir yaşam tarzıdır. Peki “preppy” kimdir, stili nedir? Kolejli stili olarak da bilinir. Ancak üniversite yazılı veya timsah logolu tişört giymenin çok ötesindedir. “Preppy” stili ve sevgisi çoğu zaman genetiktir. Babadan oğula, anneden kıza geçer. Bulaşıcıdır ama herkese geçmez, kaliteli bir “virüs” olarak çok seçicidir! Gelelim bizi en çok ilgilendiren kısmına, yani gardırobuna: Gerçek bir “preppy”nin dolabında özetle az ve öz, kaliteli parçalar; büyük bir sadakat, titizlik ve istekle takip ettiği kurallar vardır.

Belki komik gelecek ama “preppy”lerin anayasası vardır. Gerçek bir “preppy” spor giyinir. Zaten kendisi spor tutkunudur. Çocukluğundan beri en az bir spor dalıyla haşır neşirdir. Hemen sonuca varıp “Ben de preppy’yim” demekte acele etmeyin. Olup olmadığınıza, yazının sonunda karar verin. Devam ediyoruz: Kadın veya erkek, dolabında mutlaka lacivert bir blazer ceket vardır.

Yaz mevsiminde en çok beyaz tişörtler ve ince (yazlık) kazaklar giyer. Tümünün gerçekten paketten yeni çıkmış gibi bembeyaz olması önemlidir. Kıyafetlerine iyi bakar ancak bu konuda takıntılı değildir. Çok sevdiği bir pantalonunun paçaları eskidi, tiftik tiftik oldu diye onu giymekten vazgeçmez. Favori tişört ve kazaklarını “iyice eskiyene kadar taşımaya devam eder. Hiç gitmediği, mezun olmadığı bir üniversitelerinin tişörtlerini giymez.

Preppy erkeği, aksesuar denince sadece kaliteli bir saatle yetinir. Ancak kadın veya erkek, her ikisine de favori aksesuarlarını sorun, en iyi tenis raketleri, en iyi spor çantalarını, ilgilendiği sporla ilgili her türlü aksesuarı söyler. Onun için piercing tabudur. Dövmeden de uzak durur. Ve trençkotsuz bir hayat düşünemez. Peki yaşam tarzına göz attığımızda neler görürüz? Spor, hayatının bir parçasıdır ancak bu konuda da epey kuralı vardır. Futbolla alakası yoktur. (Çocukluğunda oynamış olabilir.) Tabii ki kalabalık aile toplantılarında çocuklarla eğlenmek için birkaç saatliğine top peşinden koşmaya bir itirazı yoktur. Bu basketbol için de geçerli. (Ancak kendisine bir pota gösterip top verin, ıskalamaz.) Favorileri tenis, golf, squash, yelkendir… Bir kulübe ait olmayı önemser, ikili ya da kalabalık sporları sever. Kayak, dağa tırmanma, bisiklet de onun için iyi fikirdir. Kendini geliştirebileceği, bir ödül, bir kupa kazanabileceği dalları seçer. Öfkelenip küfretmez, tenis raketini parçalamaz, rakibini tebrik eder, över. 80li yılların müziklerini bir başka sever. Ancak yenilikleri takip eder, müzik kültürü zengindir. Çevresi geniştir, arkadaşlarını paylaşmayı, onları bir araya geldiği diğer insanlarla tanıştırmayı sever. Deniz kenarını özellikle sezon dışında tercih eder.

Her fırsatta (özellikle hafta sonları) şehir dışına kaçmak onlar için bir yaşam tarzıdır. Her fırsatta seyahat ederler. İlk pasaportuna henüz bebekken sahip olmuştur. Gittiği yerlede turist gibi gezmez, görülecek yerleri çoktan görmüş olduğu için, yurt dışına, arkadaşlarının düğünlerine katılmak, Wimbledon veya French Open gibi tenis turnuvalarını izlemek, arkadaşlarını ziyaret etmek için; Güney Afrika’ya safariye, iş için Tokyo’ya, keşfetmek için Yeni Zellanda’ya, kayak için İsviçve ve Avusturya’ya gider. 20lik bir “preppy” iyi müzik festivallerini kaçırmaz.

Galiba ruhunuzun bir kısmı “preppy”, öyle değil mi? Bu arada, bu tarzı en iyi yasıtan markaların başında arasında Tommy Hilfiger, Ralph Lauren, Gap ve Lacoste var. Emin olmak veya daha fazla bilgi edinmek için, bu yazıda referans olarak kullandığım, espirili bir dille yazılmış “True Prep” adlı kitabı okuyabilirsiniz. “True Prep”, Lisa Birnbach ve Chip Kidd. Knopf, Borzoi Books.