Plaza yaşamında tutunma rehberi

SUN-PLAZA-2Pek çoğumuz haftada en az beş gün, hayatımızın ortalama 9 saatini satmak suretiyle, yaşamımızı idame ettirmek üzere para kazanmaya uğraşıyoruz. Ne var ki çalışma ortamlarımızın 30 yıl öncesine nazaran çok daha farklı olduğu bir gerçek. Hayatımızın saatlerini daha şık, kullanışlı ve rahat ofislerde satmak, insana belki de eskisinden daha az koyuyor olabilir. Özellikle bu konfor ve şıklığın kaynağı plazaların hayatımıza girişi, iş dünyasında yepyeni bir kültürün ve bambaşka bir çalışan türünün oluşmasına sebep oldu. Bu tür insana takım elbise ve kurumsal şirket kafasından çıkarak “beyaz yakalı” diyenler var – gel gelelim ben kendilerini “plaza insanı” olarak tanımlamayı tercih ediyorum. Zira ister takım elbise/tayyörle gezsin, ister ajansta çalışıp saçı sakalı birbirine karışsın, iş yaşamını plaza ortamında idame ettirenlerin hemen her özellikleri ortak.

Diyelim ki siz de bir plaza insanı olmaya imreniyor, ya da haftaya İstanbul’un en büyük iş merkezlerinden birinde işe başlayacak taze kan olarak plaza içinde nasıl davranacağınızı bir türlü kestiremiyorsunuz. O zaman BirinciBlog imdadınıza yetişti – zira bu yazı tam da size göre. Plaza yaşamında tutunmak ve ortamın hakkını verebilmek için aşağıdaki maddeleri harfiyen uygulamanız yeterli.

1)      Her zaman dik, vakur ve adeta karşı dağları siz yaratmışsınızcasına yürüyün. Asansöre bindiğinizde kimseyle göz teması kurmamaya, selam vermemeye ve mümkünse gözlerinizi Blackberry’nizden kaldırmamaya dikkat edin. Bu sayede kafası çok meşgul, işinden başka hiçbir şeye vakit ayıramayacak bir insan havası yakalayacak, diğer plaza insanları tarafından takdirle karşılanacaksınız.

2)      Yaptığınız iş ister fotokopi çekmek, ister bir excel dosyasından diğerine copy-paste yapmak olsun, sanki şirketin tüm yükü omuzlarınızdaymış gibi davranın. Bırakın gözlerinizdeki endişe ve davranışlarınızdaki acelecilik dışarı yansısın.

3)      Birileri size telefon mu etti? O an makinadan aldığınız dandik sütlü kahvenizi yudumlayarak facebook’ta kimin önceki akşam dansözle karşılıklı göbek attığına bakıyor bile olsanız, en ciddi ses tonunuzu kullanarak “Canım, şu an çok önemli bir toplantıdayım, ben seni çıkınca aricam,” deyin ve hemen kapatın. Böyle bir vaziyette, sizi arayan kişiye sonrasında dönmemek de hanenize artı olarak yazılacaktır. Ne kadar önemli işler yaptığınızı ve her şeyin kafanızdan nasıl da uçup gittiğini vurgulamak için elinize geçecek bu ikinci fırsatı muhakkak değerlendirin.

Şirketin gelecek yılki satış stratejisini kadınlarkulübü.com okuyarak belirlemeye çalışan bir ablamız.

Şirketin gelecek yılki satış stratejisini kadınlarkulübü.com’da türlü forumlar okuyarak belirlemeye çalışan bir hanım.

4)      Şayet kadın bir plaza çalışanıysanız, giyim kuşamınızı ne kadar önemli olduğunuzu yansıtacak şekilde düzenlemenin sizin elinizde olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Giyeceğiniz yüksek ökçeli ayakkabılarınızın topuğunu yere her hışımla vuruşunuzda, etrafınızdakiler sizi takdir edecek, bu insanın beynine beynine çakılan ses sayesinde size duydukları saygı bir kat daha artacaktır. İş yaşamınızdaki deneyiminiz ve mevkinize göre topukların yüksekliğini artırabilirsiniz.

5)      Kimseye cana yakın ve samimi davranmayın. İnsanların yüzüne donuk bir gülümseme ya da doğrudan ölü balık bakışlarıyla bakmanız sizi dışarıdan kalifiye, önemli ve ciddi gösterecek, plaza yaşamına layık bir plaza insanı olmanız için gerekli havayı katacaktır.

"Free friday" için belirlediğiniz "Casual-chic" tarzınızı Starbuck armalı bir kahve bardağı ile tamamlamaya ne dersiniz?

“Free friday” için belirlediğiniz “Casual-chic” tarzınızı Starbuck armalı bir kahve bardağı ile tamamlamaya ne dersiniz?

6)      Öğle yemeği dönüşünde elinizde taşıyacağınız bir bardak kahve, kafeine olan ihtiyacınızın altını çizecek, özellikle Amerikano türü sert kahveler içiyor olmanız ise yine yoğun, mühim ve önemli işleri halledebilmek için dikkatini toplamaya ihtiyacı olan bir kişi olduğunuz imajını yaratacaktır.

7)      Sıklıkla mezun olduğunuz üniversiteye gönderme yapın. Lafların arasına sıklıkla “Ben Harvard’dayken…” ya da “Ben MBA yaparken…” gibi ifadelerle başlayan cümlecikler sıkıştırın. Çevrenizdekilerin üniversite anılarınızı ya da aldığınız sertifikaları alfabetik sıraya göre bilmeye can attığını düşünmeniz size bu konuda yardımcı olacaktır. Bu sayede yalnızca kişiliğinizle değil, etiketinizle de sempati toplamanızın mümkün olduğunu unutmayın.

8)      “Bizınıs” dünyasında ne kadar çok tanıdığınız olduğunu vurgulamak için hiçbir fırsatı kaçırmayın.

Samimiyet kokan sohbetleri ofis dışına taşıyın. Asansörde, kafeteryada - her yerde gülen ağzınıza rağmen gülmeyen gözlerinizle beğeni toplayacaksınız.

Samimiyet kokan sohbetleri ofis dışına taşıyın. Asansör kafeterya fark etmez; gülen ağzınıza rağmen gülmeyen gözlerinizle her yerde beğeni toplayacaksınız.

9)      Telefonunuzun ses kısma düğmesi yokmuş gibi davranın. Bu sayede telefonunuz her ısrarla çaldığında, çevrenizdekilerden takdir görmeniz mümkün olacak, bu dinmeyen zil sesleri sizin mühim bir plaza çalışanı olduğunuza yorulacaktır. Arayanın, kuzeninizin sünnetini haber vermek isteyen Necip dayı olmasının hiçbir önemi yoktur. Siz en tenor sesinizle bozmadan devam edin.

Tüm bunları başarıyla uyguladığınız ve “proaktif” olarak kendinizce başka yöntemler de geliştirdiğiniz gün, plazaya yaraşır bir çalışan olduğunuzu ve “title”ınızın hakkını verdiğinizi söylemek mümkün olacaktır. Hayatınızın neredeyse %80’ini geçirdiğiniz bir plaza içinde kendiniz mi, yoksa plazadaki diğer herkese benzeyen bambaşka biri gibi mi davranmayı tercih edeceğiniz ise size kalmış. Muvaffakiyetler dilerim.