Paul Auster’dan Bay Vertigo

Düşünün ki henüz daha 10 yaşındasınız. Sokaklarda yaşayıp gününüzü gün ediyor, başkalarının yarım bıraktığı yiyeceklerle karnınızı doyuruyor ve sokaklarda yatıyorsunuz. Birbirinin aynısı geçen günlerden birinde yanınıza uzun melon şapkalı, gizemli bir yabancı geliyor ve size uçmayı öğreteceğini ve sizi meşhur edeceğini söylüyor. Bu yabancıya verecek cevabınız ne olurdu? Bu yaşımdaki yoğun fantastik edebiyat merakım o dönemlerde olmadığı için ben muhtemelen bana böyle bir teklifle gelen yabancıdan koşarak uzaklaşırdım bir çoğunuzun da yapacağı gibi. Ama Harika çocuk Walt’un hikayesi hiç de öyle değil.

vertigo02Walter Clairborne Rawley 1920’lerin Amerika’sında Saint Louis’de yaşayan 10 yaşlarında bir sokak çocuğu. Ve kimsenin farkına bile varmadığı belki de defalarca kafalarını bile çevirmeden yanından geçtiği bu genç adam, hayatının bir gün karşısına çıkan Yehudi Usta sayesinde hiç beklemediği bir yöne doğru gideceğinden habersiz sokaklarda oradan oraya savruluyor. Soluk benizli, komik bıyıklı ve dışarıdan bakıldığında çulsuz bir sihirbaz gibi görünen bu enteresan kişilik Walt’a hayatının fırsatını sunacağını vaad ediyor ve onu da yanına alıp şehir dışında yine kendisi kadar enteresan akrabalarıyla yaşadığı evine götürüyor.

Sürekli Yehudi Usta’nın aşağılamalarına ve hakaretlerine maruz kalan Walt bıkmadan usanmadan aklında sadece uçma fikriyle bütün bunlara katlanmaya çalışırken beklenen oluyor ve Yehudi Usta sözünü tutuyor. Hikayenin bundan sonrası yine Paul Auster’ın nereye bağlayacağını bir türlü kestiremediğimiz yerlere gidiyor. Peki neden Bay Vertigo? Bildiğiniz gibi Vertigo çok ciddi bir baş dönmesi hastalığıdır ve hikayenin sonlarına doğru neden kitaba bu ismin verildiğini gerçekten çok basit ama çok güzel bir kurguyla öğreniyoruz.

Auster’ın kitaplarını okuyanlar onunla ilgili şu gerçeği çok iyi bilirler. Auster romanlarının vurucu bir sonu yoktur. Son derece durağan ve havada bırakılmış bir şekilde karşımıza çıkar. Bay Vertigo’da da durum farklı değil. Ancak o sona gelene kadar Auster’ın anlatımı o kadar detaylı ve akıcıdır ki artık kitabın sonuna gelindiğinde okuduğunuz yerlerin sizde bıraktığı izler kalır ve sanırım Auster’ı dünyanın en çok okunan yazarlarından birisi yapan da bu özelliğidir. Ben özellikle mekan tasvirlerini çok severim. Gözünüzün önüne rahatça getirebileceğiniz kadar ayrıntılı anlatımı ile kitabı okurken o mekanlarda gezinmemizi garanti eder bu detaylar. Auster’ın bunu çok iyi başardığı da su götürmez bir gerçektir.

Her ne kadar “insanoğlunun uçması” ana fikri üzerine yarı fantastik diyebileceğim bir roman olsa da Bay Vertigo, bir insanın hayatının bir anlık bir kararla nerelere sürüklenebileceğini anlatan çok keyifli bir kitap. İlk olarak 1994 yılında yayınlana ve benim çok geç keşfettiğim Bay Vertigo’da sanırım ben de kendi çocukluk hayallerimden birazını bulduğum için bana çok samimi geldi. Yazın okumak için eğlenceli ve gerçekten bir solukta okuyacağınız bir yeni tarz arıyorsanız işte size harika çocuk Walt ile tanışmanız için fırsat.