Paris notları… Bir daha da Davos’a gelmem!

Paris ve Davos ne alaka? Az bekleyin, anlatacağım. Geçen hafta iş için Paris’e gittim. Bu şehre gidenler veya gidecek olanlar görmesi gezmesi gerekenleri zaten ezbere bilir. O kısmı es geçiyorum. Ben, Paris’teyken kahvaltıda okuduklarımı, öğrendiklerimi paylaşmak istiyorum.

İş için de olsa Paris çok keyifliydi. Sabahları kendime bir eğlence buldum: Rue Cambon’daki otelimde, kahvaltı sonrası, sürahideki filtre kahvesi bitene kadar, International Herald Tribune gazetesini okumak. Üç sabah, üç sayı, pek çok ilginç şey öğrendim. Bu arada, o sıralarda Paris Haute Couture defileleri devam ettiği için, ünlü moda yazarı Suzy Menkes’in yorumları tabii ki ilk açtığım sayfalar oldu.

İlk gün gazetenin Kültür sayfasında Eski Mısır tanrıçası Nefertiti ile ilgili bir yazı vardı. 100 yıl önce Mısır’daki bir arkeolojik kazı sırasında, Mısır tarihi konusunda uzman Alman Ludwig Borchardt tarafından bulunan Nefertiti büstü, şu anda Berlin’deki Neues Museum’daki çok özel bir serginin en önemli eseri olduğu için, eski bir tartışmayı tekrar alevlendirmiş: Bu kadar değerli bir tarihi eser Mısır’a iade edilmeli mi, Berlin’de mi kalmalı?

Büst ilk defa 1920’de aynı müzede sergilenmiş. 47 cm yüksekliğinde ve çok iyi durumdaki Nefertiti şu anda bulunmasının 100 yılının şerefine düzenlenen, döneme ait başka tarihi parçalarla birlikte “In the Light of Amarna, 100 years ot the Nefertiti Dicovery” adını taşıyan serginin odak noktası. 7 Aralık’ta açılan sergi, Nefertiti eseri nereye ait tartışmalarına hız kazandırmış. Bizim bu meseleye çözüm bulamayacağımız belli de, yolunuz Berlin’e düşerse, fırsatı kaçırmayın, Neues Museum’da 13 Nisan 2013 tarihine kadar devam edecek sergideki Nefertiti’yi de ziyaret edin. Umarım o zamana kadar Berin’e gitme imkanımız olur, güzelliğin, güzel kadının simgesi kabul edilmiş Nefertiti’yi görürüz.  (Alttaki video Almanca seslendirilmiş olsa da, izleyin, sergi hakkında fikir veriyor.) www.neues-museum.de

YouTube Preview Image

Gazetenin İş Dünyası sayfasındaki bir başlık da dikkatimi çekti: Liz Alderman’ın kaleme aldığı “Who’ll be in Davos, and who will be not” (Davos’ta kimler olacak, ve kimler olmayacak). Buyurun size dünyanın iş ve siyasi elitini İsviçre’de bir araya getiren forumla ilgili bir detay: 2005’te özellikle Sharon Stone; 2006’da da Angelina Jolie ve Brad Pitt ikilisi Davos’ta ilgi odağı olduğundan, yani diğer herkesi gölgede bıraktığından beri, “Davosçular” (onlar kimler, gerçekten bilmiyorum), ünlü katılımcı konusunda isteksizmiş. Geçen yıl Mick Jagger; daha önceleri de U2 üyesi Bono ve oyuncu Richard Gere da Davos’a gitmişti.

Kim ne derse desin, tabii ki forumun bu yıl da bir Hollywood yıldızı oldu. Davos 2013’ün ünlüsü, Africa Outreach (Afrika’ya Yardım, gençleri HIV ve AIDS konusunda bilinçlendirmeyi amaçlayan) projesini tanıtmak için orada bulunan Güney Afrikalı oyuncu Charlize Theron’du. Amaç bu kadar anlamlı ve güzel olunca, ünlülerin bu ağır, çok ciddi organizasyonun bir parçası olmaya devam etmesinin ne sakıncası olabilir ki?