Özgürlük Festivali “Sziget”

12_n

Sziget Macarca ada anlamına geliyor. Yaklaşık 20 yıl önce bir grup gencin kendilerini daha özgür hissedebilmek için mekan tuttukları Obudai adası artık Avrupa’nın en büyük müzik festivallerinden biri olan Sziget efsanesinin doğmasına neden oldu. Bu müzik cumhuriyetini olan Sziget bu sene 5-12 Ağustos tarihleri arasında “Özgürlük Adası” konsepti ile yapıldı. Dünyanın dört bir yanından ziyaretçilerinin akın ettiği Sziget, festival kavramının içine tümüyle dolduran bir şölendi ve bizdekilere hiç benzemiyordu. 76 hektar ormanlık devasa bir alana yayılmış festivalin her köşesinde sizi çekecek bir şeyler var. Bu kalabalığa rağmen alana giriş ve çıkışlarda hiçbir sıkıntıyla karşılaşmıyorsunuz. İçerideki kuyruklar genelde çok fazla değil. Tuvaletler Türkiye’deki örneklerine göre daha temiz. Sahne alacak müzisyen sayısı ise inanılmaz. 10’u büyük olmak üzere, 60’dan fazla sahnede izlenilecek isimler kesinlikle önceden not alınmalı. Festival alanının kalabalığına, sahnelerin uzaklığı eklenince daha fazla konser izlemek istiyorsanız mutlaka bir telaş içinde olmanız gerekiyor. Fakat bütün bu telaşa ve çok izlemek istediğiniz bir gruba yol alırken istem dışı bir yerlerde takılıp kalıyorsunuz. Sonuçta üzülüyor musunuz peki? Kesinlikle hayır. Bütün bunlara ilave olarak; çeşit çeşit pazarlar, dünya mutfakları, dev bir sirk, sokak tiyatrosu, tribute sahneler, barlar sokağı, atölyeler, değişik çadır alanları, kumsal eklenince yaşanan curcunayı siz hayal edin artık.

 IMG_2471

Postkolik adına izlediğim Özgürlük adası maceram Cuma sabahı saat 6 sularında Atatürk Havaalanı’nda başladı. Yeni Rakı’nın davetlisi olarak bir grup müzik yazarı ekiple yolculuğumuz start aldı. Festivalin son üç gününe katıldığımızdan ötürü Nick Cave başta olmak üzere birçok dev ismi izleyemedik. Fakat Blur, Editors, Franz Ferdinand, Mika, Seeed, Peter Björn & John, Leningrad, !!!, Babylon Circus, Tame Impala, Zaz, Empire Of The Sun, Calexico, Emir Kusturica & The No Smoking Orchestra başta olmak üzere birçok sıkı grubu takip etme imkanı bulduk.

 IMG_2248

Yeni Rakı, bu sene rakı kültürünü Türkiye dışında tanıtma çalışmalarına Sziget’de devam etti. Festivalin en gözde etkinlik mekanlarından biri olan Roma Tent’in bu seneki sponsoru Yeni Rakı’ydı. “Fusion Is Beatiful’ konsepti ile, İstanbul’un o tarifsiz ruhunu ve meyhane kültürünü festival alanında yaşadık. Roma Tent’te dünyanın değişik yerlerinden gelen birçok isim sahne aldı. Indian Circus, Dutch pop-reggae-folk, Bossa Nova, swing, caz esintileri festival boyunca ilgiyle dinlendi. Dünya barmen şampiyonu Tolga Germiyanoğlu’nun hazırlamış olduğu okaliptüslü ve kavunlu rakı kokteylleri ise farkı lezzet arayanlardan tam not aldı. ‘Rakının bir raconu var, olur mu öyle şey?’ diyenler bile kesinlikle bir kez olsun denemeli.

 IMG_2271

Evet festivalde yer alan insanların tek bir gayesi var; gerçekten eğlenmek. Bu nedenle sahnedeki müzisyenin ne kadar sattığı, ne kadar meşhur olduğu ya da ne tarz müzik yaptığı değil, ne kadar eğlendirdiği ve o enerjiyi ne derece ayakta tutmayı becerdiği tek önemli kriter. Konserleri izlerken kimse kimseyi rahatsız etmiyor. Çünkü temel gaye sadece eğlenmek.  Bu nedenlerden ötürü müzik yoğunluğuna rağmen müziğe ilginin az olduğu bir festival Sziget. Sziget’e girerken size bir festival pasaportu ve para kartı veriyorlar. Kartın içine yüklediğiniz para her yerde geçiyor. Pasaportun içinde festival programı ve bilmek isteyeceğiniz her ayrıntı mevcut. İsterseniz pasaportu normal pasaportlarda olduğunu gibi resimli ve işlenmiş hale getirebileceğiniz bir stant mevcut. Bu pasaportla birlikte artık bir Szitizen yani Sziget vatandaşı oluyorsunuz. Tek ortak dilin ‘özgürlük’ olduğu bir ütopik bir ülke. Ayrıca bu pasaport ve kolunuzdaki bileklikler şehirde size türlü türlü indirim hakkı kazandırıyor.

6_n

Bazı İsimler:

Festivalin ilk günü bizi Ana sahnede Kaliforniyalı !!! (chk,chk,chk) karşıladı. İlk albümlerinden bu yana düzenli takip ettiğim ekibin müziğini kendimce şöyle tanımlıyorum. New-rave-disko.

!!! sonrası ekipte bulunan birçok arkadaşı şoka uğratan bir ekip sahne aldı. Seeed. Daha önce neden ıskalamış olduğumu defalarca kendime sorduğum Seeed çok keyifli bir müzik yapıyor. Samimi olmak gerekirse onları sahnede görene kadar hiç tanımıyordum. Reagge-dancehall kırması müzikleri büyük bir kalabalığı kendinden geçirmeye yetmişti. Grubun enerjisi ve sahne şovları çok keyifliydi.

 IMG_2461

İzlemeyi en çok istediğim isimlerden biri olan Blur sahneye Girls & Boys hitiyle çok sıkı bir giriş yaptı. Damon Albarn aradan geçen onca yıla rağmen zımba gibi bir müzisyen. Zaman zaman temposu düşen bir setlists’e rağmen gece oldukça keyifliydi. Özellikle Country House’da Damon’ın seyircilerin arasına karışıp bir halk çocuğu olması gönülleri fethetti. Bis için çıktıkları son üç şarkılık performansın doruk anları elbette 17. ve son şarkı olan Song 2 oldu. Tabiri yerindeyse tozu dumana katarak sahneye veda ettiler. Bir anlamda iptal edilmek zorunda kalan İstanbul konserinin intikamını almış olduk. Ama kesinlikle Blur, ilk fırsatta İstanbul’a gelsin ve biz yine kendimizden geçelim.

 IMG_2399

Pazar günü Franz Ferdinand öncesi Fransız ska-punk-reggae-swing-jazz grubu Babylon Circus herkesi zıplatmak üzere sahnedeki yerini aldı. Tahmin edileceği gibi konser eller havaya şeklinde Flash Tv stüdyolarını aratmadı.

Franz Ferdinand, hava kararmadan 19.30 sularında sahne aldılar. Bu noktada dikkatimi çeken bir diğer nokta bütün grupların tam saatinde sahneye çıkmalarıydı. Sanırım festival alanındakileri ağaç yapmak bizim ülkemize gelen sanatçılara özgü olsa gerek. Franz Ferdinand yeni çıkacak albümlerinden şarkılar dahil olmak üzere ortaya karışık çok keyifli bir salata yaptılar. Elbette kalabalığı kendinden geçiren zaman dilimi “Take Me Out” çaldıkları andı.

 IMG_2463

Benim için bir diğer önemli isim Tame Impala grubuydu. Aynı dakikalarda David Guetta sahneye büyük bir kalabalık yığmış olsa da ben tercihimi çoktan yapmıştım. Tame Impala A38 isimli çadır sahnede yer aldılar. Ruhani dakikalar eşliğinde konserin finalini yaptık. Çadır çıkışında denk geldiğimiz kapanış havai fişek şovu müthiş bir görsellik sundu. Alanda hazır bulunan itfaiye gerekli yerlere su püskürterek herhangi bir yangın ihtimalinin önüne geçti. Bizlere de ufak bir TOMA nostaljisi yaşattı diyebiliriz.

 IMG_2416

Festival alanında en çok keyif aldığım sahne kesinlikle OTB Bank dünya müziği sahnesiydi. Çimlere uzanıp, kıvrak vücut hareketleriyle sahnedeki isme ayak uydurmak gayet keyifli oluyor. Bu sahneye yer alan Leningrad kalabalık sahne şovu ile bizleri kendine hayran bıraktı.

Diğer Bağzı Şeyler:

Budapeşte Tuna nehrinin her iki kıyısında (Buda ve Peşte) kurulmuş, şehrin her iki yakasının birçok köprü ile birbirine bağlandığı ve tarih kokan harika bir şehir. Elbette içinden nehirler geçen bütün şehirlerde olduğu gibi romantik. Sakin ve huzurlu. İnsanlar genelde Türkleri seviyorlar. Tuna Nehri kıyısında yürümek, mümkünse nehir üzerinde bir yat turu insana huzur veriyor. Fırsatınız olursa Tuna üzerindeki Margaret Adası’nda bisiklete binin, yürüyüş yapın.Kişisel bir not olarak Terör Müzesi’ni ve kaleyi mutlaka görün derim. Terör Müzesi Macaristan’ın Nazi faşizmine maruz kaldığı yıllar ve sonrasında gelen Komünist rejim esnasında yaşadıklarını bir zaman yolculuğu şeklinde yaşatıyor

 854_n

Festival kapsamında dünya çapında ünlü fotoğraf sanatçısı Mehmet Turgut’un Rock’n Frame sergisi de festivale gelen katılımcılardan büyük ilgi gördü. Mehmet Turgut renkli kişiliğini her fırsatta gösterdi. Özellikle Redd solisti Doğan Duru’ya eşlik ettiği anlarda şarkıcılığa soyunması gözlerden kaçmadı. Doğan’ın yapmış olduğu U2 cover’ı ‘With Or Without You’ nefis oldu. Şarkıyı duyan sahneye hücum etti.

Macar kızları güzeldi, özellikle festival alanında ki giyim, kuşam, renkler, tarzlar insanların rahatlığının dışa vurumu gibiydi. Öğlen sıcağında rakıyla tanışan Avrupa gençliği vurgun yemiş balık gibiydi. Rakı bu, şişede durduğu gibi durmaz.

Macarların kendi yerel gruplarının çıktığı sahne her daim tıklım tıklım doluydu. Bu nedenle çok fazla girip çıkma imkanımız olmadı.

 IMG_2462

Festivalde neredeyse her detay düşünülmüştü. Bütün sahnelerde engelli girişi vardı. Hatta çocuklu çiftler için aile alanı bile vardı. Çimlerde özgürce yuvarlanan çocuklar çok keyifliydi.

Festival programında yer alan son yılların en gözde sanatçılarından Azealia Banks’ın, bedensel yorgunluğunu bahane gösterip Ana Sahne’deki programını iptal ettiğini öğrendik.

İzleme fırsatı bulamadığım renk ve balon partisi merak ettiğim şeyler listesinin zirvesinde kaldı.

Bu sene festival alanında çok fazla Türk katılımcı mevcuttu. Elbette bunda Sziget Türkiye ekibinin büyük bir payı olduğunu hatırlatmak gerek.

Sziget Festivali’nin geçtiğimiz yıllarda Avrupa Festival Ödüllerinde En iyi En Büyük Festival ödülünü kazandığını genel kültür olarak verelim. Bir bilgi yarışmasında çıkarsa cevabı hemen yapıştırırsınız.

 sziget-pan-optikum

Macarca ve Türkçenin bazı ortak kelimeleri barındırması bizleri şaşırttı. Örneğin; şapka, patlıcan, nektarin, büfe, varoş, gel gel gibi kelimeler.

Yerel içkileri tatmak istiyorsanız, iki yerel lezzet ismi verebilirim: Palinka ve Unicum. Üretiminde 40’dan fazla ot ve baharatın kullanıldığı, destile bir içki Unicum. Bu içki, 6 aydan uzun süre meşe fıçılarda olgunlaştırıldıktan sonra şişelenmekte ve shot şeklinde tüketilmekte. Unicum aynı zamanda, Macaristan’daki komünizm karşıtı hareketin bir parçası olarak kullanılmış bir içki. 1956’daki Macaristan’daki olaylar sonrasında gerçekleşen Sovyet müdahalesine karşı direnen kesimin, mermiler tükenince başvurduğu son silahın Unicum şişeleri olduğu şeklinde bir efsane mevcut. Bu nedenle, Unicum şişelerinin eski tip el bombası şeklinde tasarlandığı söylenir. Aman dikkat şişesi kafanıza gelmesin.

IMG_2336

Sziget Festivali’nin büyüklüğünü biraz rakamlarla anlatmaya çalışırsak. Bir hafta boyunca festival alanını 69 farklı ülkeden yaklaşık 362.000 insan ziyaret etti. 7500 işçi festival için haftalar öncesinden çalışmaya başladı. 30 km özel sokak ve 20 hektar orman özel olarak ışıklandırıldı. Toplamda 400 sağlık ve 1200 güvenlik görevlisi festival alanında hazır bulundu. 52 ülkeden birçok sanatçı festival programında yer aldı. 1000’in üzerinde konser yapıldı. ‘Acaba her şey nasıl tıkır tıkır işliyor?’ diyenlere sanırım bu rakamlar önemli bir kriter olur.

Ve son olarak orada bizlere yardımlarını esirgemeyen ve her türlü konuda destek olan Zarakol ekibine sonsuz teşekkürler.

Özgürlük, yakanı hiç bırakmayan hayallere sonunda teslim olmaktır. Bir sonraki dünya festivalinde tekrar karşılaşmak umuduyla…

“Not: Bu yazım Postkolik Dergisinin Eylül sayısında yayınlanmıştır.”

Comments
  1. Fırat Topal

    Yazının en güzel anı elindeki derginin kapağı olmuş :)

  2. Mehmet Erdoğan

    Breaking Bad diyorsunuz Fırat Bey. Ailecek seviyoruz :)