Ömrümüzü yiyen anne hurafeleri

Çocukken hepimizi “yediler” biliyorsunuz değil mi?

İstediklerini yaptırmak, yedirmek istedikleri yemekleri –çoğu kez tıka bas doyduğumuz halde- yedirmek, istedikleri saatte yatırmak, kaldırmak v.b. için akla hayale gelmedik senaryolarla, hurafelerle aklımızı aldılar sabi yaşımızda hepimizin. Nedir peki senin şimdi alıp veremediğin ya da 30-35 yıl sonra geçmişin çekmecelerini karıştırma sebebin derseniz buyurunuz örnekleriyle görelim:

1-Arkandan ağlar: Yuh ki ne yuh! 5-6 yaşındaki sabi sübyana ağır travma yaşatmak için nefis bir tehdit! Yahu tabakta kalmış üç-beş zavallı pirinç tanesi için koparılan yaygaraya bak! Zaten üç beş gram beyin var henüz çalışır vaziyette elemanın onu da canlanan, ağlayıp debelenmeye  başlayan pirinç taneleriyle paralize edin de rahatlayın. Ben bu mevzuu üzerine yıllar sonra Leman’da mı Uykusuz’da mı bir yerlerde bir karikatür gördüm ve yeminle içim bir fena olmuştu.

2-Aç ağzını bak uçak geliyor: Ulen epi topu elli bin defa gördüğün ucuz çay ya da tatlı kaşığı gelen! Ama her seferinde bir umutla “bu sefer kanadı pilotu vardır bunun be” diyerek hangar niyetine ayran budalası gibi ağız açılır. Ama gele gele uçak yerine ya bir yumurta parçası ya da tereyağlı ballı ekmek sokuşturulur hangara . O zaman teknoloji yok tabi kanatlı çatal kaşık üretecek varsa yoksa Hisar Misar. Yazıya görsel ararken buldum dumura uğradım. Vallahi de gavur yapmış kardeşim o efsane ürünü. Buyrunuz resmi yanda.

3-Az salçalı ekmek: Kısmen kategori dışı ama yazmadan edemem. Şu hayatta en sevdiğim şeylerden biri taze ekmeğe sürülmüş domates salçasıdır. Kızıma da veriyorum zehri yavaş yavaş o da ayrı mesele.  Fekat küçükken sokakta oynar acıkır eve koşardım Anneeaaaa çalça çür repliğiyle sonrasında kan ter içinde oyuna dönme telaşıyla ekmeği bünyeye tıkıştırırdım. Aklım biraz daha ermeye başladığında aydım: Hep kocaman bir ekmek parçasının üzerinde azcık bir salça yedirilmişti bana! Sebep? Ekmeği çok olsun ki tutsun çocuğu akşam yemeğine kadar. Sanki salça pahalı erişilmez bir şeymiş gibi. Bildiğin kandırılmışım yıllarca. And verdim anlamsız para gelirse piyangodan falan, hayrat olarak mahalle aralarında halen oynayan çocuklar varsa (ne acı değil mi “varsa”) bol salçalı ekmek dağıtan araçlar gezdireceğim.

4-Anne saati: Yav arkadaş annelerin hepsinin kullandığı ortak bir saat dilimi mi var bizim bilmediğimiz? Öyle ise eğer bu sıradan tebanın kullandığı Greenwich Mean Time’dan kesin çok farklı. Zira hep ileri hep ileri… Sabah okula kalkılacak. Misal saat –senin saatinle 7- fekat anne insanı seni kalk oğlum/kızım diye uyarmaya geldiğinde ne hikmetse anında 7:30’a  8’e atlamıştır. Saate bakmadıysan ya da henüz ayamamışsan çoğunlukla da yersin bu numarayı. Pantolon, gömlek, etek, çorap, kravat vs.’yi bulup buluşturup öyle bir giyinirsin ki Tazmanya Canavarı saygıyla eğilir önünde.

Not: Bir seferinde bir Cumartesi sabahı “okul vakti geldi kal çabuk” diye bir hainliğe de uğramışlığım var ki o da ayrı bir hınç bende halen. Önlüğüm, yakammmm diye öyle bir kalkmıştım ki… Sonrasında bütün ailemin kahkahalarıyla Matrix’ten normal dünyaya döndüğümü gün gibi hatırlarım. Pisler…

5-Sonra alacağım, evde aynısı var: Yalannnn! Kuyruklu yalan! Hiçbir zaman aynısı evde yoktur o oyuncağım, çikolatanın, şekerin. Sonra alırım deyip de nadiren aldıkları da şöyle şeyler olur: Sen uzaktan kumandalı araba istersin, telli araba alırlar. İşin kötüsü biz ebeveynlerden ne almışsak kendi çocuklarımıza da onu veriyoruz. Ben de Lara Nur’a bazen evde var v.b. deyiveriyorum ama kendimi zorlayıp evde dediğim nanenin bulunmasına da çalışıyorum. En kötü bir gün sonra istediği makul ve mantıklı bir şeyse vermeye çalışıyorum.

Anne hurafeleri top 5 listemi hafta sonu gelen gazla yazıverdim.  Siz de katkıda bulunun yorumlarınızla 10’a tamamlayalım listeyi el birliğiyle rahata huzura erelim. Bu arada annelerimizi Allah başımızdan eksik etmesin orası ayrı. Süphaneke, dinimiz, amin. Saygılar.

Comments
  1. Aslı meriç

    Bir de arkandan bıraktığın yemek eüyana firer olayı vardır ki nasıl bi psikoloji ise gerçekten kabus gördüğüm olmuştur.daha sonra son kalan lokmalarımı anneme ve babama yedirerek rüyalarımı güvenceye almıştım:-)ha bi de bıraktığın pirinç tanesi kadar çocuğun olur efsanesi vardır ki allahtan bizimkilerin öyle bir yönlendirmesi olmadı yoksa ev kreşe dönerdi