O Anlar

PAR86433

Daha önce tarihe mal olmuş bazı fotoğraflar ve onların hikayelerini yazmıştım. Bugün o yazının devamı şeklinde, yine tarih sayfalarından o anlara tanıklık eden resimlere ve onların ilginç hikayelerine odaklanıyoruz. Hayat ne tuhaf değil mi? Düşler, arayışlar, tutkular, imgeler, hepsi resimleşiverirler; yolun sonuna varılır. Ve bütün yolların sonu gibidir varılan yer, nasıl bir yer olursa olsun…

278_n

29 Temmuz 1925, güzel bir yaz günü. New York News için muhabirlik yapan Harry Warnecke’i arayan arkadaşı Centre Street’te yavrularını taşıyan bir kedi yüzünden trafiğin kesildiğini haber verir. Hemen bahsi geçen yere koşan Warnecke kedinin çoktan karşıya geçtiğini görür. Fakat o sırada trafiği durduran polisten, olayın fotoğrafını çekebilmek için kediyi bir kere daha karşıdan karşıya geçirmesine izin vermesini ister. Polisi ikna eden gazeteci bu muhteşem kareyi anca üçüncü denemede yakalayabilmiştir. Bu fotoğrafa bakarken akıllara Ece Ayhan’ın unutulmaz “Bakışsız Bir Kedi Kara” eseri geliyor:

“Gelir dalgın bir cambaz. Geç saatlerin denizinden. Üfler lambayı. Uzanırağladığım yanıma. Danyal yalvaç için. Aşağıda bir kör kadın. Hısım. Sayıklarbir dildebilmediğim. Göğsünde ağır bir kelebek. İçinde kırık çekmeceler. İçer içki Üzünç Teyzetavanarasında. İşler gergef. İnsancıl okullardan kovgun. Geçer sokaktan  bakışsız birKedi Kara. Çuvalında yeni ölmüş bir çocuk. Kanatları sığmamış. Bağırır Eskici Dede. Bir korsan gemisi! girmiş körfeze.”

Pirath 2

Özlemek, kronik bir hastalık gibidir; düzensiz ama keskin sancılar yaşatan ve bilinen bir çözümü olmayan. Kimi zaman ruhun daralır, onunla konuşmak istersin gücün yetmez, uyumak istersin gözlerin kapanmaz bir türlü. Onca zamandır içine gömdüğün her şey, gözlerini kapadığın anda beyninde tekrar akmaya başlar. Özlem garip bir duygudur; insanın içini kemirir adeta, ağlatır, kızdırır, hayal kırıklığını öğretir. Kimi zaman kavuşmak için bir mücadeleyi öğretir, kimi zaman görkemli bir şekilde kaybetmeyi. Özlemek bir şehrin onu hatırlatan sokaklarında tek başına dolaşmak, yağmurlarında inadına ıslanmaktır. Özlemek kısaca bahanesi olmayan tek şeydir. Astarı yüzünden pahalı olan ve sürekliliği asla geçmeyen bir duygu. Ama özlemek için önce birini sevmek gerekir. Helmuth Pirath tarafından çekilen bu resim 1956 tarihli. İkinci Dünya Savaşı’nda Sovyetlere esir düşmüş bir Alman yıllar sonra kızıyla buluşuyor.
1960
Ölüm yazılı ve yazılı olmayan hayatın tek gerçeği. Kimine göre hayattaki en büyük korku. Ne demişti Pavese intihar etmeden önce: “Kolay sanmıştım ilk düşündüğümde, oysa alçakgönüllülük istiyor son adım, kendini beğenmişlik değil.” Yine Virginia Woolf şöyle diyordu ölümü selamlarken: Kendimi sana doğru savuracağım, yenilmeksizin ve boyun eğmeden, ey ölüm! 1960 tarihli Yahushi Nagao fotoğrafı; sağcı bir öğrencinin, Japon Sosyalist lideri Asanuma’yı öldürmeden çok kısa bir süre öncesine tanıklık ediyordu.

1968
Şubat 1968. Güney Vietnam Polis Şefi Nguyen Ngoc Loan, Viet Kong’lu olduğundan şüphelendiği genci öldürürken. Eddie Adams tarafından çekilen bu fotoğraf; ölümün soğuk yüzünü tüm gerçekliği ile gösterip, insanın kanını donduruyor.
1996
1996 yılında Francesco Zizola tarafından çekilen bu fotoğraf, Angola’daki iç savaşta öldürülen ve savaş psikolojisinde yaşayan çocukların ruh haline bir bakış. Savaş denen saçmalıkta çocuk olmanın dayanılmaz ağırlığı. Ama çocuklara zarar verenler şunu bilmiyorlar: Ölü çocuklar hiç büyümezler ve kendilerine yapılan kötülükleri asla unutmazlar…