Nükleer enerji sevdası ve Çernobil

Chernobyl-cernobil-resimleri-a2

Bugün Çernobil Nükleer Faciası’nın yıldönümü.

26 Nisan 1986’da, yerel saat 01.23’u gösterirken Ukrayna’da Kiev yakınlarındaki Çernobil kasabasında bulunan nükleer santralin dördüncü reaktörü infilak etti. Patlamayla birlikte reaktör bir anda alevler içinde kaldı. Büyük miktarda radyoaktif element atmosfere dağıldı. Bu patlama, Hiroşima ve Nagasaki’ye atılan atom bombalarından 200 kat fazla radyasyon yaydı. Dünya ilk kez nükleer santralların ne kadar tehlikeli olduğunu bu kazayla öğrenmiş oldu. Sovyet hükümetinin olayı belli bir süre gizlemesinden dolayı resmi olarak 15 bin kişi öldü, 9 milyon kişi doğrudan etkilendi ve belkide onlarca yıl daha etkilenecek. Bugün Karadeniz’de yaşanan kanser patlamasıyla Çernobil’in doğrudan ilişkisi olduğu bilinen bir gerçek. O zamanlar basın huzurunda utanmaz bir pişkinlikle radyasyonlu çay içen Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral hakkında suç duyurusu ancak 2004’te yapılabildi. Bu değerli bakanımız TV’lerde elinde çay bardağı “Biz Türküz bize birşey olmaz” mantığıyla şov yaptı. İlerleyen yıllarda dışarı ihraç edemediğimiz fındıklarımız çuval çuval okullarda öğrencilere dağıtıldı. Nasıl olsa biz Türküz, “acı patlıcanı kırağı çalmaz.”

Cernobil Olayi

Bu kaza aslında dünyanın ilk nükleer faciası değildi. 1957’de yine Rusya’da bir nükleer kaza yaşandı. Çelyabinks kentinde nükleer santral yakıtı üreten Mayak’ta meydana geldi. Bu kaza 1990’lara kadar gizlendi. Mayak tesisi özellikle soğuk savaş döneminde uranyum zenginleştirmek için faliyet gösteriyordu. Halen faaliyetlerine devam eden ve tarih içinde birçok kazanın yaşandığı tesisin çevreye verdiği zarar devam ediyor. Çelyabinks kenti, dünyanın en kirli bölgelerinden biri. Şehir sürekli yoğun duman ve toz içinde. Bir anlamda hayalet şehir olarak yaşamaya devam ediyor.

Şimdi sıkı durun: Bu şehirdeki nükleer tesisleri kim yapmış biliyor musunuz? Dünyanın vazgeçmek için çabaladığı bu tehlikeli enerjiye kara sevda ile bağlı olan bürokratlarımızın, Mersin’de yaptırmayı planladığı nükleer santrali yapacak Rusya devletine bağlı ROSATOM.

Tuhaf bir dünyada yaşıyoruz acı ama GERÇEK…

kazim_koyuncu_2

Kazım Koyuncu, 25 Haziran 2005 tarihinde kanser belası yüzünden aramızdan ayrılmıştı. Bu konuda çok duyarlı olan ve bebekler sakat doğmasın, çocuklar ölmesin diye mücadele edene Şair Ceketli Çocuk ne demişti bu dünyadan göçerken:

“Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar ‘a, ateş hırsızlarına, Ernesto “Çe” Guevara’ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya.”

Biliyormusun Şair Ceketli Çocuk;

Sen gittikten sonra her şey daha da kötüleşti,
Buralarda herkes, her gün defalarca ölmekte.
..

Kazım Koyuncu – İşte Gidiyorum

YouTube Preview Image