Neden kabız oldunuz?

Başlığa bakıp hemen “Yahu şimdi pislik yapmanın ne alemi var?” demeyin – zira bu daha önce okuduğunuz diyetisyen yazılarına benzeyen bir tavsiye yazısı, beslenme önerisi filan değil, önceden belirteyim. Sadece şu kabızlık denen mevhumun aslında nelerin habercisi olabileceğine dair naçizane bir uyarı. Gel gelelim şimdi buraya “deneyimlerimden yola çıkarak yazdım” desem gözünüzde iyice çirkin şeyler canlanacak – o yüzden lafı uzatmadan mevzuya giriyorum:

Bildiğiniz üzere sevgili okurlar, kabızlık, ya da toplumca kanıksanan bir diğer adıyla “peklik” hepimizin başına belli aralıklarla gelen doğal bir olay. Bunu burada inkar edip komik duruma düşmeyelim, birbirimizi de kandırmayalım. Peki adı pek komik bu fizyolojik tıkanma, gerçekten de yediklerimizden içtiklerimizden kaynaklanan ve kuru kayısı üzeri 5 bardak suyla kurtulabileceğimiz bir şey mi? Yoksa temelleri çok daha başka yerlere uzanan bir buhran durumu mu?

Gün içinde ya da uzun vadede ne kadar çok stres yaratan şeyle karşılaştığınızı bi düşünün: Toplantılar, can sıkan iş arkadaşları, belki evdeki sorunlar, banka işleri, tartışmalar, hazırlanılan büyük bir sınavın insanı terleten düşüncesi, yaşanmasından çok korkulan bir hadise ya da küçük çaplı türlü sıkıntılar maalesef yalnızca beynimize ve ruhumuza değil, bedenimize de ziyadesiyle zarar veriyor. Büyük stres altında çalışan kişilerin genelde hep yoğun sırt ve bel ağrısı çekmelerinin sebebi, şu bizim “Aman yahu, kabızlık!” diye geçiştirip bu sıkıntıdan muzdarip kişiler üzerine pis pis espriler yaptığımız, gel gelelim aslında büyük bir sorun olan bedensel buhranla birebir aynı: Bedeniniz size bir şey anlatmaya çalışıyor ve iç dünyanızın bir şekilde rahatlatılması gerektiğine ısrarla vurgu yapıyor.

Sıkıntı büyük Houston.

Bedensel uyarıları dinleyip, vaktinde gerekli önlemleri almak çok önemli. Bunu yaparken burnunuzun ucu sızladı diye nöroloğa gitmekten bahsetmiyorum tabii ki – hastalık hastası olmak bedensel sıkıntılarınızın yalnızca daha çok artmasına, yani beyninizin sizi rahatlamanız gerektiği konusunda daha fazla uyarmasına sebep olacaktır; dolayısıyla abartmaya gerek yok.

Ama yaşadığınız  bedensel sıkıntıları yalnızca mısırın üstüne su içip, akabinde soğuk taşa oturmakla gidermeye ya da en yakın eczaneye koşup avuç avuç ilaç alarak halletmeye çabalamayın n’olur. Bilin ki durumun sadece basit bir fiziksel sıkıntı olması ihtimali kadar, ruhunuzun diplerinde bir yerlerde sizin gevşemenize muhtaç sıkışmış bir şeylerin olması ihtimali de var. Bir yandan sinameki çayınızı yudumlarken, diğer yandan da kendinizi içsel olarak rahatlatmanın yollarını düşünmek zorundasınız. Bu ister spora başlamak, ister sevdiğiniz bir şeye yönelmek ya da terapiye başlamak olsun – siz içinizdeki düğümü çözmediğiniz sürece, vücudunuz da fiziksel olarak bunu yapmayı reddedecektir.

Comments
  1. Dukkann

    Kabızlık ile stres arasındaki sıkı bağı oldukça güzel anlatmışsınız. Güzel olmuş.