Neden dizi izliyoruz?

GOT

Geçen akşam Londra’da iki Türk arkadaşımla sohbet ediyoruz. Biri bankacı diğeri akademisyen. İkisi de Türkiye’ye dönme planları yapıyor. Biri duygusal diğeri politik nedenlerden…Ama ikisi de korkuyor. Korkulardan bahsederken sohbetin merkezine absürd bir şekilde diziler oturuyor. Akademisyen olan arkadaşım siyaset bilimci. Ankara’da kendi gibi siyaset bilmci bir grup arkadaşını ziyarete gidiyor. Hepbirlikte bir barda oturup şahane sohbet ediyorlarken, gecenin orta yerinde içlerinden biri müsade istiyor; “Benim dizim var, ben kaçayım.” Arkadaşım şaşırıyor. Sonra bu kez bir ev ziyaretinde. Çaylar, kahveler içilip sohbet edilirken televizyon açılıyor. Televizyonda bir dizi. “Biz konuşurken o da orada aksın” diyor evsahibi. Arkadaşım yine şaşkın…

Nedir allahaşkına bu dizi merakı bizim Türklerdeki diye soruyorum; Bankacı arkadaşım yanıtlıyor: “Sadece Türkler değil İngilizler de aynı…” ve ekliyor: “Dizi demişken ben de izliyorum. Hatta bu akşam Game of Thrones’un yeni bölümü vardı, kaçırdım.”

Kahkahalarla gülüyoruz bir süre. Sonra dizi izleme meselesini, siyaset, sosyoloji ve felsefe ekseninde kopkoyu bir tartışmaya açıyoruz.

Size bu tartışmayı uzun uzun yazmayacağım, zira bir noktadan sonra şarap ve köri sosuna bulanmış tuhaf bir hal aldı, ama ulaştığımız birkaç basit sonuç var, bence duymalısınız.

Bakınız neden dizi izliyoruz:

Sıkılıyoruz

Dizi izliyoruz çünkü sıkılıyoruz. Diziler sıkıldığımız herşeyden kaçmamıza imkan veriyor. Mesela o barda dizim var diye kalkıp giden çocuk…Gerçekten dizi izlemek için mi kalktı masadan?  Yoksa canı  mı sıkılmıştı? Konuşacak başka şeyi kalmamış olabilir miydi? Dinlemek istemiyor olabilir miydi? Öyle veya böyle belli ki artık orada olmak istemiyordu.

Seçim yapmak istemiyoruz

Seçim yapmak karar vermektir. Karar vermek dünyanın en zor işidir. Üzerine tonla kitap yazılmış, liğme liğme edilmiş bir mevzudur ama kolay yolu, herkese uygun bir tek yolu bulunamamıştır. Dizi izliyoruz çünkü seçim yapmak istemiyoruz, birileri bizim yerimize o işi yapsın istiyoruz. Hazır seçimleri alıp kullanırken işimize geldiği gibi eleştirebilir, yerin dibine vurabiliriz. Ya da kendimiz yapmış gibi böbürlene-de-biliriz.

Gitmek istiyoruz

Türkiye’nin içinde bulunduğu karmakarışık konjonktür pekçok insanı yollara revan etti. Yola henüz revan olamamış ama olacak olan da bir dolu insan var. Kanada’ya gidecekler var. Londra’da iş bakanlar var. Sıcak ülke peşinde haritada Akdeniz’i kurcalayanlar var. Bir türlü mutlu olamıyoruz çünkü bu devirde mutlu olmak zor. Herkes gitmek istiyor.  Gitmek istiyoruz çünkü içinde bulunduğumuz muamma bizi de içine çekiyor. Film izlemek, müzik dinlemek, kitap okumak, sarhoş olmak, sokakta yürümek zor. Bunların yapmıyorsan gitme kal. Yapacaksan git. Gidemiyorsan dizi izle.

tumblr_m5gylvQ5101rr3pjho1_500

Tembelleşiyoruz

Animasyon kısa filmleriyle ünlü Don Herztfeldt’i bilir misiniz?. Eğlenceli ve düşünmeye açık, kimilerinin kara mizah dediği türden çizgi-filmler yapıyor. Hatta içlerinden biri Oscar’a aday olmuştu, pekçokları da festivallerde ödüller aldı. Herztfeld’in animasyonlarından Billy’nin Balonu’nu ben çok severim. 5 dakikalık kısacık bu film çöpcocuk Billy hakkında.

Çimenlere oturmuş çıngıraklı oyuncağını sallayıp eğlenen Billy’nin bir elinde oyuncağı diğer elinde kıpkırmızı bir balon var. Bir süre böylece oturuyor. Bu arada balon bekliyor ki Billy hareketlensin, birlikte uçsunlar. Ama Billy’den tık yok. Uyuşuk uyuşuk oturuyor. Sonunda balon dayanamayıp Billy’nin kafasına bir tane patlatıyor. “Hadi kalk” manasında. Billy’nin oyuncağı elinden düşüyor, eğlencesi bozuluyor. Balon üzülüp Billy’nin gönlünü alıyor, oyuncağını geri veriyor sonra da elinden tutup havalandırıyor. Bulutların arasında bir süre süzülüp rüzgarın sesiyle huşu içinde salınırken hop Billy düşüyor. Balon yere inip onu tekrar havalandırıyor. Hop Billy bir daha düşüyor. Bu böyle devam ediyor. Derken gökyüzünde başka çöpçocuklar başka balonlar beliriyor. Çocuklardan birinin balonu patlayıp yere düşünce diğer çocuklar ve balonlar da yere inip etrafında toplaşıyor. Balonların çocukları pata küte dövdüğü sahneyle film bitiyor.

Dizi izliyoruz çünkü hepimiz Billy’iz. Uyuşuk uyuşuk oturuyoruz. Böylece havalanıp yere düşmek endişemiz yok. Birileri kafamıza vurursa mahsun çocuk kılığına gireriz, nasılsa gönlümüzü alırlar.

YouTube Preview Image

Risk almıyoruz, alanı sevmiyoruz

Hayatta iki tip insan var. Risk alanlar ve almayanlar. Yeni dünyada bunlara bir de risk almayan alanı da sevmeyenler eklendi. Mesela benim bu Londra hikayem bir risk alma hikayesidir. Mutfak tezgahında bulaşıkları bırakarak istanbul’dan Londra’ya göçen biri olarak pekçoklarınca eleştirildim bugüne kadar. Hala da eleştiriliyorum. Elbette yaptığım işte yanımda olanlar var ama ekseriye “deli misin?” diyorlar. “Bırakıp gittin kariyerini, düzenini…Yaşın kaç olmuş hala hayal peşindesin…Zaman çabuk geçiyor karar vermelisin vs vs. vs…”

Bu deli misin diye soranlar işte risk almayan alanı da sevmeyen türe örnek. Mesela bunlar Londra’yı hiç sevmiyor. London Eye’a şehir dönmedolabı diyor. Her “hava yine soğuk, bulutlu” dediğimde, “Burası da pek sıcacık, pek güneşli” diye karşılık veriyor. Sadece benim çevremde değil tüm dünyada böyle çok insan var. Risk almayalım, oh zaten alan da memnun değil, oturup dizi izleyelim!

Dünya değişiyor

Dünyada değişmeyen tek şey değişimin kendisidir! Değişiyoruz. Her şey değişiyor. Dünya değişiyor. Dünya değişirken kalıplarımız kırılıyor. İstesek de istemesek de…bir geçiş sürecindeyiz. Böbrek taşı döküyoruz. Zor, acılı bir süreç bu. Bildiğimiz doğrular yanlış, yanlış dediklerimiz doğru olarak çıkıyor karşımıza….Belirsizlik diz boyu. Kaos ve karmaşa. Para kazanmak için gece gündüz çalışıyoruz. Sevmediğimiz işleri yapıyor, sevmediğimiz insanlarla bir ömür geçiriyoruz. Varoluş sıkıntımıza ilaç olsun diye yaptığımız çocuklar, renkli bilyeler gibi etrafa dağılıyor. Yan yana dizip de seyredemiyoruz. Hep daha iyi hayatlar peşindeyiz. Uzaktaki hayal için bugünü harcıyoruz. Bugünü yaşarken geleceği kaçırıyoruz. Bunaldıkça bunalıyoruz. Bunaldıkça dizi izliyoruz.

 

Comments
  1. Gökhan Esentürk

    Yaziniz ve paylaşımıniz icin tesekkurler ancak, birbirini tekrar eden bir yazi olmuş. Vakit ayirip okudugum icin elestirne hakki gordum. Ozetle her bölüm “kacmak icin dizi izliyoruz” temelinde ancak siz bunu yakalayamayip farkli bolumlermis gibi degerlendirmissiniz. Veri ve kaynaklarla üzerinde daha cok kafa yorulmus yazilarinizi bekliyorum.

  2. Great site in this article! Also your web site tons upward quick! Just what service provider are you working with? May i get a affiliate marketer url as part of your variety? I’d prefer my own web site filled as speedily as yours haha