Nasıl flört etmemeli?

aşk-mı-para-mıBahar aylarının gelmesiyle birlikte kişioğlunun hormonlarında hareketlenmeler olmuyor değil. Sürekli bir üreme dürtüsü güdümlü hareketler, ortaokul öğrencisi misali salyalar akıtarak aşık olmalar, karşımızdakini tavlayacaz diye maymunlaşmalar, şarkılar, şiirler, rakı masasında efkarlanmalar, üşenmeden kenan doğulu konserine gidip bağıra bağıra “festival gibisin katılmak istiyorum” söylemeler filan derken, yeminle herkesin ibresi aşırılıklara doğru kayıyor. Aşık olan adama “dur karşim, yapma, beyninle davran,” türünden telkinlerde bulunmanın zerre faydası olmayacağını da artık öğrendiğimizden, belki nasıl flört edilmeyeceği konusunda bir rehber hazırlamanın daha yararlı olabileceğini düşündük. Zira sizin duygularınız ne kadar saf olursa olsun, dışarıdan bizzat saf görünmenin aşk mevzularında pek getirisi yok maalesef…

Misalen, karşı cinsi ICQ’dan, MSN’den filan tanımaya çalıştığınız zamanları unutun bir zahmet. “Hobilerin neler?”, “Nerelere gitmekten hoşlanırsın?”, “Aa, kolundaki dövmenin anlamı ne?”, “Ehe ehe, ben de çok seviorum yha sinemaya gitmeyi,” türünden sohbet açma çabalarıyla bir yere gelemeyeceğiniz yaklaşık bi 10 yıl kadar önce açıklık kazandı. Lütfen az yaratıcı olun da, karşı cinsi tanıyayım derken Güner Ümit’li Turnike’ye katılıp kendinden bahsetmeye zorlanan yarışmacı konumuna düşmeyin, düşürmeyin.

Flirt-disney-crossover-33093686-1920-1080

Herkese posta koyan, çok havalı kız/çocuk triplerini bir kenara bırakın. Maalesef kimse sürekli kendisinden bahseden, erişilmez, ulaşılmaz, aman tanrım öf mükemmel insanların yanında kendini rahat ve iyi hissetmiyor artık. Popüler liseli genç olmanın karizmasını gözlere sokan 90’lı yılların sikko Amerikan filmlerinin çağı artık aklı başında çoğu insan için geçti gitti. Havalı oğlan ve kızlar eskisi kadar rağbet görmüyor ve aksine sebepsiz yere göt kalkıklığı teşhisiyle damgalanıyorlar, bilginize.

the_crow_cosplay_by_cecile214-d6c6llnHaddinden fazla orijinal olmaya çalışmayın. Herkes kendince orijinaldir zaten. Bazıları bi tık daha orijinaldir de, öyle filmlerden fırlamış karanlık Johnny Depp karakterleri gibi davranmak çevrenizdeki insanları hafiften uzaklaştırabilir. Kimse anlayamayacağını düşündüğü insanları anlamakla vakit kaybetmek istemez; lüzumsuz gizem aşık usandırır. Bu sebeple arkasında ev yanarken elektro gitarı ağlatan The Crow triplerine girmeye, türlü tuhaf giyim kuşamla deri pardösülü Kıraç’a benzeyip sınırları zorlamaya lüzum yoktur. En nihayetinde Kıraç da “razıysan gel benimle” gibi bir şarkıya imza atıp orijinalitesini popüler kültür uğruna kenara bırakmış bir adamdır.

Sessizliğin huzursuzluğa sebep olduğunu düşünen tiplerden misiniz? Size de ortamdaki herkes sustuğunda bir gerginlik hasıl olmuş gibi mi geliyor? Aman bu gerginliği yok etmekle görevli tek kişinin siz olduğunuz yanılsamasına kapılıp kendinizi konuşmaya adamayın. Şayet konuşmanızı durduramazsanız, konunun ilk buluşmada pek de hoş sayılmayacak abuk subuk yerlere gitmesi oldukça muhtemeldir. İlk buluşmada “Ay benim de geçenlerde röfle yaparken saçlarımı yaktı salak kuaför!” diyenini duydu bu kulaklar. Yazık etmeyin, sırf konuşmak için muhabbetin belini bükmeyin.

Velhasıl, hormonların ittirmesiyle gaza gelip kendimizden başka biri olmaya çalışma hatasını geçtiğimiz bahar aylarında defalarca yaptığımız için, aynı şeyi  bir kez daha deneyimlemeye gerek yok. Bu öneriler ışığında hepimize mutluluk salyalarımızı elimizin tersiyle sildiğimiz ve tomurcuklanan ilişkilere aklı başında girizgahlar döşediğimiz bir dönem diliyorum. Şayet Eros sizi götünüzden vurmuş gibi davranmayacak olursanız tahmin ettiğinizden çok daha fazla puan toplayacağınız ta buralardan aşikar. Selametle!

5231c3239e104a9432000029

Comments
  1. ADANA

    güzel yazı, birçok güzel tespit bulunmuş.

  2. selcuk

    Hmmm… Güzel yazılar, güzel tespitler gerçekten… fakat bu konuda biraz daha yapılası dikkat edilesi konulara değinseydiniz çok hoş olurmuş şahsen derim….

    Dipnot ile eklemelerinizi bekliyorum 😀