Morrissey Maggie’yi neden hiç sevmedi?

thatcher_1

İngiliz aktör Russell Brand, Margaret Thatcher’ın ölümünün ardından Guardian gazetesi için kaleme aldığı yazıda, “Thatcher’ın fikirlerine karşıydıysanız eğer, bu muhtemelen şevkat ve merhametten yoksun olup sevgiye dair hiçbir söz barındırmamalarından kaynaklanıyordu. Şimdi eğer sevgi önemliyse, düşmanınız bile olsa, birinin ölümünden memnun olmak zor” diyordu.

Ama Thatcher, nam-ı diğer Demir Lady, Londra’da pazar gecesi sabaha karşı bir otel odasında felç geçirip ölünce, ertesi gün kentte yarıya inmiş bayrakların altında dans eden kalabalıklar vardı. Sevgi elbette önemliydi ama o kalabalıkların canı çok yanmıştı…

Revellers celebrate the death of Britain's former prime minister Margaret Thatcher at a party in Brixton, south London

Bizim kuşağın hafızalarında-hiç yoktan görsel hafızada-en az Özal kadar yer etmiş ikonik bir karakter olan Margaret Thatcher 1979-1990 yıllarında İngiltere başbakanlığı yapan muhafazakar partili bir siyasetçiydi. Siyasi hayatına 1959 yılında Finchley bölgesinden milletvekili seçilerek başladı. 1970 yılında eğitim ve bilimden sorumlu devlet bakanı görevine getirildi. 1975 yılında, o dönemde muhalefette olan Muhafazakar Parti’nin liderliğine seçilen Thatcher, Birleşik Krallık’ta bir siyasi partinin başına geçen ilk kadın oldu.

İngiltere’de 1979 yılında yapılan genel seçimle başbakan olan Thatcher’ın planı, kendi ifadesiyle “ulusal çöküşte olan ülkesini kurtarmak”tı. Bu yolda bir dizi siyasi ve ekonomik girişimde bulundu. Thatcher’ın katı politikaları, özelleştirmeler ve kamu kesintileri ile süslediği neo-liberal ekonomi uygulamaları, endüstrileşmenin önündeki en büyük engel olarak gördüğü işçi sendikalarına açtığı savaş çok canlar yaktı.

Dünyanın bir ucundaki Falkland Adaları’na asker çıkaracak kadar şiddetli post-kolonyal fikirleri, kömür madenlerini kapatıp yüzlerce işçiyi işsiz, evsiz ve aç bırakması, Sovyetler Birliği’nin çöküşünde Gorbaçov ile flörtü, Reagan ile dans pistinde geliştirdiği serbest ticaret teorileri, Nelson Mandela’ya terorist demesi öfkeli kalabalıklar yarattı.

Pek çoklarına göre 11 yıllık iktidarının özeti, Birleşik Krallık’ta huzursuzluk başlığı altında; yüksek işsizlik, gelir dağılımında adaletsizlik, sınıf farklılıkları, ırkçılık, grev ve protestolar oldu. Ona karşı duyulan nefret, Morrissey’in tercüman olduğu üzere, kalabalıklara “Ne zaman öleceksin? Lütfen öl! İyi insanlar bu rüyayı gizlemiyor, hadi bu rüyayı gerçekleştir!” diye bile söyletmişti.

thatcher-3

Margaret Thatcher hiç şüphesiz hep zor kararların kadınıydı. Karar almak ve uygulamak genlerinde vardı. Kendinden hep emindi çünkü mükemmeliyetçiliği ve fanatik derecedeki titizliği aldığı kararların sorgulanmasını gerektirmiyordu. O bir karar verdiyse doğruydu ve herkes de bunu doğru kabul etmeliydi. Yaşamak oyun ve eğlenceye yer olmayacak kadar ciddi bir işti. Sıkı çalışma, disiplin ve tutumluluk esastı ve tıpkı babasının söylediği gibi, ciddiyetle yaşarken her zaman en iyisi olacak, hiçbir zaman kalabalıkları takip etmeyecekti.

Thatcher kalabalıkları takip etmedi ama hayattaki tek amacı kalabalıkların onu takip etmesiydi. Bazıları etti, bazıları etmedi. Hayat, alınan kararlara uygun veya değil kendi bildiği gibi devam etti. Ve Morrissey Maggie’yi hiç sevmedi.

 

Morrissey/Margaret on Guillotine:

YouTube Preview Image