Modanın başkenti Milano

 

 

Sokaklar birer podyumdan farksız, herkes evden çıkarken sanki şıklık yarışına hazırlanıyor gibi. Haksız da sayılmazlar, ne de olsa burası modanın başkentlerinden biri. Adresimiz İtalya’nın ikinci büyük kenti Milano. İtalya’nın kuzeyindeki Lombardia bölgesinin merkezini oluşturan Milano aynı zamanda ülkenin finans merkezi konumunda. Nüfusu 1 milyon 300 bin ancak metropolleri ile birlikte 7 milyonu buluyor. Kent,  moda ve otomotiv sektörü ile dünyaya adını duyurmuş olsa da çok önemli sanat eserlerine de evsahipliği yapıyor.

16. ve 17. yüzyıllarda İspanya ve Fransa hakimiyetine giren Milano daha sonra Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun en önemli şehri oldu. Kent, 1805 yılında İtalya birleştiği zaman İtalyan Birliği’nin öncülüğünü yaptı ve İtalya’nın ilk başkenti oldu. Belki de bu nedenle Milanolular kendilerini İtalya’nın diğer kentlerinden daha farklı, daha Avrupalı buluyorlar. İşte Milano’da mutlaka görülmesi gereken yerlerden bazıları:

Duomo katedrali: Avrupa’nın en ünlü binalarından sayılan bu gotik katedralin yapımında İtalyan, Fransız ve Alman sanatçılar çalışmış.  40.000 kişi kapasiteli. Dış cephesindeki işlemeleri, 135  kulesi ve üzerindeki altından Madonna heykeli ile her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor.Katedralin inşaatı o kadar uzun sürmüş ki, Milanolular uzun süren işler için Duomo inşaatı gibi uzun” deyimini kullanıyor. Hiç haksız değiller. İnşaat neredeyse 659 yıl sürmüş.

Galeria Vittorio: Duomo meydanında bulunan galeri, alışveriş için Milano’nun en gözde mekanlarından biri. Burası hem ünlü modacıları biraraya getiren bir alışveriş merkezi hem de Milanoluların buluşma noktası. Dev galerinin üstü, çelik ve camdan bir yay tavanla kaplanmış. Girişinde yere işlenmiş boğa figürüne basarak bir dilek tutmayı ihmal etmeyin.

La Scala Operası: Dünyanın en ünlü operaevlerinden biri, hep ilklere imza atmış, dünya opera edebiyatının en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilen Madam Butterfly operası, ilk olarak 17 Şubat 1904 yılında La Scala Operası’nda sahnelenmiş. La scala opera evinin ülkemiz için bir başka önemi daha var. Dünya opera tarihinin en büyük sopranolarından biri olan Leyla Gencer, yine burada bir çok kez sahneye çıkmış ve meslek yaşamının doruğuna ulaşmıştı.

Santa Maria delle Grazie Kilisesi: Opera binasının hemen yakınında yer alıyor. Sıradan bir kilise değil çünkü içinde Leonardo da Vinci’nin İsa’nın son yemeğini yansıttığı ünlü freskine ev sahipliği yapıyor. Tabloyu görmek istiyorsanız sıra beklemeyi göze alın.

 Pinacoteca Brera:  Pinacoteca Brera, Milano’nun en değerli sanat eserlerini bir arada görebileceğiniz muhteşem bir müze. Burada 700 yıllık parçalar var. İçlerinde Rafaello’nun ‘Kutsal Bakire’nin Evlenmesi’, Piero della Francesca’nın, Titian’ın, Canaletto’nun ve Caravaggio’nun da tabloları yer alıyor. Müzenin Pazartesileri kapalı olduğunu unutmayın.

 Navigli: Yapay kanallarıyla ünlü Navigli bölgesi gece hayatı için en doğru adres. Restoranların ve gece kulüplerinin çevrelediği Navigli, sabahın erken saatlerine kadar kalabalık, canlı ve dinamik. Ayrıca her ayın son pazar günü kanal boyunca antika pazarı kuruluyor.

 

Sforzesco Kalesi:  Milano, Rönesans döneminde iki ünlü aile tarafından yönetilmiş; Visconti ve Sforza aileleri. Sforzeska kalesi de Sforza ailesi tarafından yaptırılmış, iyi korunmuş bu görkemli kale, burçları ve taş yapısı ile gözkamaştırıcı. Kalenin içinde resimden silaha kadar Milano tarihine ait herşeyi bulabileceğiniz bir de müze var. Da Vinci’nin oran çalışmalarını ve eskizlerini de burada görebilirsiniz.

San Siro Stadyumu: Milano denince akıllara gelen moda kadar önemli bir sektör daha var tabiki futbol. San Siro ya da diğer adıyla ….stadyumu 1926’da takımın eski oyuncularından Pierro Pirelli tarafından yaptırıldı ve Milan kulübüne hediye edildi. Dünyanın en tanınmış futbol tapınaklarından olan bu stad, pazar ve maç günleri hariç sabah 10.00 akşam 18.00 saatleri arasında rehberler eşliğinde gezilebiliyor.

 

Altın Dörtgen’de moda turu

Modanın başkenti Milano’dan alışveriş etmeden dönmek olmaz. Marka tutkunuysanız ve  gardrobunuzu yenilemek istiyorsanız adresimiz Via Della Spiga, Montenapoleone, Sant’Andrea ve Borgospesso sokaklarının birleştiği Quadrilatero D’oro yani Altın Dörtgen. Başka bir deyişle dünya modasını yönlendiren dörtgen. Gezmeye dünyaca ünlü italyan markalarını buluşturan Montenapoleone caddesinden başlamak en doğrusu olur. Kendinizi kaptırıp, harcama sınırlarınızı aşabilirsiniz. Aman dikkat ! Daha uygun fiyatlı bir alışveriş düşünüyorsanız Corso Vittorio Emanuele, Corso Buenos Aires, Via Torino doğru adresler olacaktır. Sokak pazarlarını gezmek isteyenler için önerim  Navigli bölgesindeki Via Papiniano. Salı ve Cumartesileri açık. Sabahtan gitmekte yarar var. Indirim donemleri genelde diger Avrupa ülkeleri’nde oldugu gibi Noel sonrasi Ocak ayina ve yaz oncesi Haziran, Temmuz aylarina denk geliyor.

Metro ve tramvayı kullanın

Milano’da ulaşım için en pratik yol metroya binmek, çünkü metro ağı öylesine gelişmiş ki şehrin her noktasına ulaşabilirsiniz. Günlük biletin fiyatı 3 Euro ve  24 saat geçerli. Bu süre içinde aynı biletle tramvay, metro, banliyö trenleri, otobüs ve troleybüsü de dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz.

Milano pahalı geldiyse Fidenza’ya gidin!

Fidenza merkeze 1 saat uzakta. Burası için bir outlet alışveriş köyü denilebilir. 65’ten fazla butik, yıl boyu yüzde 70’e varan indirim uyguluyor. Dünyaca ünlü İtalyan markaları arasından seçim yapmakta zorlanabilirsiniz.