Maya Takvimi ve 2012

Mutlaka bir yerlerden duydunuz. 21 Aralık 2012 tarihi dünyanın sonuymuş efendim. Şunun şurasında 4.5 ay kadar bir süre kaldı. O yüzden yakın bir zamanda tatile çıkma kararı almış bulunuyorum. Şu filmlerin klasikleşmiş senaryosu olan, doktorun yaptırdığı testlerin karışması sonucu ‘iki aya çıkmazsın’ dedikleri adamlar vardır ya, onlar gibi bütün enerjimi hayatın tadını çıkarmaya adamak istiyorum. Tabi ondan önce doktorun testlerinden bir emin olmak gerekli.  İşte bu düşünceyle 2012 ve Maya Takvimi mevzusunu bir araştırayım dedim. Dönüş bileti alıp almamaya, sonra karar veririm diyordum.

Maya takvimi meraklısına çok ilginç gelebilir, ancak burada anlatılamayacak kadar derin bir konu olduğundan fazla  detaya girmeyeceğim. 17 sisteme dayanan komplex bir takvime sahip oldukları şaşırtıcıdır. Bunların içerisinde ise öne çıkan 3 takvim mevcuttur. Haab, Tzolkin ve Uzun Sayım.

Haab takvimi bizim bugün kullandığımız miladi takvime denk 365 gün döngülü bir takvimdir. Bu takvim güneşin konumsal olarak yaptığı döngüyü takip eder. Haab’dan daha enteresan olan ise Tzolkin takvimidir. Bu takvim doğum takvimi olarak da biliniyor ve yaklaşık olarak ana karnında geçirilen zamanı bir yıl (260 gün) olarak kabul ediyor. Sezgisel (sağ beyin) algı özellikleri ile karşımıza çıkıyor. Duygusal hareketlenmeleri, ayın döngülerini ve bunlar gibi bazı kriterleri yorumlayan bir sistem kendi içinde.

Bu 3 ana takvimin takip ettiği döngüler birbirlerinden farklı. Bugünkü 2012 dünyanın sonu kehanetlerinin ortaya çıkmasına sebep olan ise Uzun Sayım’dır. Uzun sayımın, evrendeki farklı etkilerin dünyada oluşturmakta olduğu değişim döngülerini baz aldığı düşünülüyor. Yaklaşık 5 bin yıllık bir döngü her tamamlandığında, farklı bir çağın başladığına/başlayacağına inanıyorlar. Bu çağları güneş olarak ifade ediyorlar. 4.güneşe kadar tarihler belirtilmiş halde. Ancak takvimde, 2012, 4.güneş’in sonu demek.

Dünya üzerinde yapılan araştırmalar, fizik ve astronomi konusundaki ilerlemeler göstermektedir ki, bir gün dünya dönmeyi bırakıp bir süre sonra ters yöne dönmeye başlayabilir. Ya da magma üzerinde yüzen bir kabuk olan yeryüzünün ekseni bir anda kayarak, Türkiye’yi kutup ülkesi haline getirebilir. Eksen kaymasını araştırmak için yapılan bir sondaj çalışmasında, bundan binlerce yıl evvel Hawaii’nin bir kutup ülkesi olabileceği yönünde ipuçları bulunmuş hatta yer kabuğunun bir çok eksen kaymasına maruz kalmış olabileceği belirtiliyor (1983 – The Geological Society of America – Geology-11:9). Bu da belki 5. Güneş’in farkını anlatıyor olabilir.

Etrafınızdaki her şeyin birbiri ile senkronize ilerleyen birçok sistemin bir yansıması olduğunun farkındaysanız, elbette bu sistemin hiç alakasız bir yerinde olacak bir değişimin sizi de etkileyeceğinin farkındasınızdır. Bir sebeple, bir şekilde, bir yerlerde, elektromanyetizmanın değişimi, en nihayetinde dünyanın yalpalamasına ve/veya ekseninin kaymasına sebep olacaktır. Bilimsel olarak bu çok da doğal bir süreç olarak ifade edilebilir aslında.

İyi haber, 2012’nin 21 Aralığında yaşamın son bulacağı ya da olaylar zincirinin bu tarihte başlayacağının hiçbir bilimsel kanıtı yok. Bilim insanlarının böyle bir beklentisi de yok. Hatta Mayaların da böyle bir kehanetleri yok. Benim tatilin dönüş bileti alındı. Kesinlikle şikayetçi değilim. Ancak bir gerçek var ki o da bu dünyanın bir gün hepimizi ansızın şaşırtacağı. Batan Atlantis, kıyamet günü, nuh’un tufanı, mayaların uzun sayımı, uzay araştırmaları ve yeni bir gezegen bulma ihtiyacı, boş şeyler değil. Siz siz olun efendim, dünyanın başına neler gelirse gelsin, zamanın kısıtlı olduğunun bilinci ile yaşamınızdaki AN’lardan keyif almaya bakın. Yaşam, ancak anlardadır.

İyi seyirler..

 

 

Comments
  1. Mehmet

    Bu kıyamet senaryosu sizin düşüncenizde insanlar hayatının sonu gelecek diye daha lay lay lom yaşasın, para harcasın, savursun diye dönen kapitalist çarka hizmet ediyorlar. Oysa hayat lay lay lom değil, küçük bir kıyametimiz var , kefeni giyince toprağın altındayken üzerine atılan son toprak! İnsan bu dünya hayatından ibaret değil. Nasıl her kışın baharı olduğu gibi ve kışın ölen yapraklar ve çiçekler baharda Yaratıcının ol demesiyle yeniden açıyorsa insanda bu dünya yaşamından ibaret olan bir ceset değil, O’nu sonsuzlukta bekleyen bir ahiret hayatı var. Basit bir yolculuğa giderken bile bavullarımızı nasıl özenle hazırlıyorsak, ahiret için hiçbir hazırlığımız var mı? Bence onun derdine düşmek gerekir bu günlerde…

  2. azra

    ya arkadaşlar söylemek gerekirse ben mayalıların değil ALLAHIN takvimine inanıyorum….