Martin Scorsese ve “Mafya” – II. Bölüm

“Mean Streets” yönetmenin suçluların, gangsterlerin dünyasına girdiği ilk filmiydi. Scorsese, Charlie karakterini yarı oto-biyografik öğeler ekleyerek yarattı. Kendi çocukluğunda “Küçük İtalya”da yaşarken gördüğü, İtalyan mafyasından (mafioso) ve yeraltı dünyasından çete üyelerinin yaşam tarzını, duruşlarını Charlie ve etrafındaki karakterleri yaratmada kullandı. Charlie karakteri ve arkadaşları (Charlie’nin çetesi) yönetmenin sonraki gangster filmlerinde de kullanacağı konseptin ilk adımıydı. Bu konsept, Philip Kolker’in tanımıyla şöyledir: “Mean Streets” New York’un “Küçük İtalya”sında toplumun kıyısında büyüyen dört gencin dikkatle oluşturulmuş anlatısı biçimindeki ‘belgesel’ ya da acımasız yaşamlarını ve zaman zaman ortaya çıkan şiddetin öznel anlatısı olarak görülebilecek bir filmdir. “Mean Streets” perspektifini kendisine çevirir, karakterlerinin yaşamının kendiliğinden görüntülerini, dikkatle düşünülmüş mizansenin biçimsel düzenlemeleri ve karakter bakış açısıyla birleştirir. Bu karışık ya da kafa karıştırıcı bir birleştirme değildir. Tersine Scorsese filminde iki perspektifi, özgürce akan gözlem ile hem karakterin hem de karakterden gelen dikkatle oluşturulmuş bakış açısını bütünleştirir.” (Kolker, 1999).

“Francis Ford Coppola’nın iki “Godfather” filminde de titiz bir biçimde oluşturduğu anlatılarda eleştirilen orta sınıf İtalyan karakterlerin sıkı kontrol edilen yaşamlarına karşıt olarak, Scorsese yaşamları kargaşayla tanımlanan, kendi dürtülerinin tehditi altında bulunan ve her ne kadar dar bir coğrafik çevreyle sınırlı olsalar da, paradoksal bir biçimde bu sınırları oluşturan sokakların, berbat dairelerin, ve barların karmaşasıyla özgürleşen, vatandaşlık haklarından mahrum insanların neredeyse tutarsız sokak avareliklerini araştırır. “ (Kolker, 1999).

Sonuç olarak: “Mean Streets gangsterlerle ilgilense de, Breathless’ın, Bonnie and Clyde’ın,  Kubrick’in ilk dönem filmlerinin ya da Coppola’nın “The Godfather” filmlerinin yaptığı gibi gangster sinemasının türsel gerilimlerini yansıtmaz ya da incelemez. Yansıttığı, Scorsese’nin bir iletişim, karşılıklı etkileşim anını yakalamaktan, bir mekan ve hareket, enerji ve şiddet duygusunu oluşturmaktan duyduğu hazdır.  Mean Streets Scorsese’nin bakış açısı üzerindeki artan kontrolünü, objektif gözlemi subjektif gözleme dönüştürme ve bu ikisini Taxi Driver ve Raging Bull’da birbirinden ayrılmaz hale gelene kadar içiçe geçirme yeteneğini yansıtır.” (Kolker, 1999).

Scorsese’nin bir sonraki gangster filmi Goodfellas (Sıkı Dostlar) olacaktır.

Goodfellas (Sıkı Dostlar) 1990

“Scorsese’nin “Goodfellas” filmi yönetmenin İtalyan-Amerikan mafyasına dair gerçekçi bir portre çizme arzusu ile Henry Hill’i (filmin İrlandalı-İtalyan suçlusu) dayanılmaz biçimde baştan çıkararak sonunda onu suçla çevrelenmiş bir hayata iten unsuru temsil etmek için suç dünyasının arka sokaklarının mistik yönlerini araştırma ve gösterme gereksinimini arasında gidip gelir.” (Orsitto, 2007).

“Film, Nicholas Pileggi’nin gerçek bir gangsterin öyküsünü anlattığı “Wiseguy” (Akıllı Adam) adlı romanından uyarlanmıştı. Çocukluğundan beri gangsterlerin tehlikeli ama bir o kadar da cezbedici yaşantısına gıpta ile bakan, ergenlik dönemine geldiğinde ise, ailesinin karşı çıkışlarına rağmen örgüt içinde yerini alan Henry Hill (Ray Liotta), zamanla oldukça nüfuzlu hale geliyor, büyük paralar kazanıyor ama artarda gelen hayati hataları, onu içinden çıkılmaz bir duruma sürüklüyordu. Finalde hem ortaklık yaptığı dostu Jimmy’yi hem de mafya patronu Paulie için tehlikeli bir adam haline gelen Henry’nin yaşamını kurtarabilmesinin tek yolu vardı; tanık koruma programına katılarak, mahkemede tüm ‘sıkı dostlarını’ ele vermek…”. (Gürmen, 2008).

“Suç haberleri hakkında uzmanlaşmış New York’lu gazeteci Nicholas Pileggi’nin 1985’te yine New York’ta kaleme aldığı “Wiseguy” (Akıllı Adam) romanına dayanan “Goodfellas”, Scorsese’nin 1973’te çektiği filmi “Mean Streets”in konusuna, özüne dönüşünü temsil etmektedir; Ancak bu sefer konu daha “mesafeli, olgun, akıllıca ve ustaca bir perspektiften” ele alınmaktadır. “ (McBride, 1990).

“Scorsese “Goodfellas” da İtalyan-Amerikan bakış açısını etnik bir çıkış noktası olarak kullanır ve bu da onun hem gerçekçi hem de ironik ve oldukça stilize bir çete dünyası kurgulamasını sağlar. Yeraltı dünyasının mitsel ve baştan çıkarıcı özellikleri filmin başında Henry Hill tarafından: “Hatırladığım kadarı ile her zaman bir gangster olmak istedim… Bana göre gangster olmak Amerika Başkanı olmaktan daha iyiydi.” şeklinde özetlenir.
Diğer yandan Scorsese aynı zamanda İtalyan-Amerikan olmaya dair gerçekçi bir betimlemeyi seyircisine sunmak ister. Kendi deyimiyle: “Bunları sadece sokaklarda gördüklerimden, tecrübelerimden biliyorum ve gördüğümde, yaşadığımda, dedim ki filmde de böyle olmalı.” (Orsitto, 2007).

 Scorsese, 1985’te kitabı okuduğunda (Color Of Money’i çekerken), Pileggi’nin konuya yaklaşımından ve detaylar ile gangsterlerin günlük yaşamlarına dair ayrıntılamalarından nasıl etkilendiğini hatırlamaktadır. Onu “Wiseguy”a dayanan bir film çekmeye iten, Pileggi’nin “Scorsese’nin birlikte büyüdüğü insanların özlerine sızabileme yeteneğidir”. (Dougan, 1998).  “Eleştirel bir darbe olan “Goodfellas” aynı zamanda Scorsese’ye bir Venice Gümüş Aslan’ı, Fransız Cesar’ı ve yönetmenlik dalında bir Bafta ödülü kazandırmıştır. Film aynı zamanda klasik Amerikan gangster filmlerini, ilerici içeriği (gangsterin hayatına temelinden odaklanması ile) ve eklektik biçemi (Coppola’nın “Baba” destanında varolan abartılmış figürlerine daha uygun, romantize ve destansı havası, tarzına benzemekten özenle kaçınan) sayesinde yeniden tanımlamıştır.  İtalyan-Amerikan yeraltı dünyasındaki bir suçlunun klasik bir yükseliş ve düşüş hikayesi olsa da, bu film yeni bir gangster filmi çeşidini temsil etmektedir. “ (Orsitto, 2007).

Sonuç olarak: “Scorsese İtalyan Amerikan yeraltı dünyasını sinematografik bağlamda bir kere daha keşfetme olasılığına, isteğine kapılmıştır. Ancak, bu sefer “Mean Streets”in gerçekçi yapısına nazaran (İtalyan Neorealizmi ve Fransız Yeni Dalgası ile tipik gangster filmlerine göre daha fazla ortak noktası bulunan), alışılmışın dışında ve özgün bir yaklaşım benimsemiş, gerçekçiliği ve biçimciliği bir araya getirmiştir. (Orsitto, 2007). Kendisinin de dediği gibi: “Neden başka bir gangster filmi daha yapılsın ki?” (Scorsese, 2004).

 

Kaynakça

Açar, M. (2005, Şubat). Martin Scorsese Filmleri,  Sinema Merkez, İstanbul.

Brunette, P. (Ed.) (2005).  Martin Scorsese Interviews, Jackson: University Press of Mississippi.

Casillo, R. (2006). Gangster Priest: The Italian American Cinema Of Martin Scorsese. Toronto: University of Toronto Press.

Conard, M. T. (2007). The Philosopy Of Martin ScorseseFilm-Philosopy, December 2007.

Dadak, P. (2005), Martin Scorsese Filmleri, Altyazı Dergisi, İstanbul.

Dougan, A. (1998). Martin ScorseseNew York: Thunder’s Mouth Press.

Ehrenstein, D. (1992). The Scorsese Picture: The Art and Life Of Martin Scorsese, Carol Pub Group: New York.

Erdinç, S. (2003, Mart). Bir Zamanlar New York, Sinema Merkez, İstanbul.

Ertan, E. (2005, Şubat). Martin Scorsese Filmleri: Mean Streets,  Sinema Merkez, İstanbul.

Gürmen, P. (2008, Mayıs). Martin Scorsese Kategori Dışı!, Sinema Merkez, İstanbul, 2008.

Kolker, P. (1999). Yalnızlık Sineması Penn, Kubrick, Coppola, Scorsese, Spielberg, AltmanÖteki Yayınevi, İstanbul.

Kutlu, S. (2003, Mart). Bir Zamanlar New York, Sinema Merkez, İstanbul, 2003.

McBride, J. (1990). GoodfellasVariety, September Issue: 10.

Orsitto F. (2007). Martin Scorsese’s Ethnic Vantage Point: The Case of Goodfellas. 

Yücel, F. (2005), Martin Scorsese Filmleri, Altyazı Dergisi, İstanbul.

Walkowitz, P. (2003). The Gangs Of New York: The Mean Streets In HistoryHistory Workshop Journal, Issue: 56.

Wright, P. (2007). Scorsese’s Cinema Of Loneliness, A Film Education Course for the Bryn Mawr Film.

Comments
  1. Murat Süzük

    Güzel bir yazı olmuş. Goodfellas filmini tavsiye ederim oyunculuklar ve hikaye gerçekten güzel. Karakterler ayrı bir olay zaten