Mando Diao ile çadırda dans

Güzel ama soğuk bir cumartesi akşamı Avea Escape the Music kapmasında Türkiye’ye ilk kez gelen Mando Diao’yu izlemek için evden çıktığımda hiç de beklemediğim bir sürpriz beni kapıda karşıladı. Arabamın sol arka lastiği patlaktı. Bu tip konularda baya bir özürlü olduğumdan birkaç küfür ve tekmenin ardından zile basıp babamı yardıma çağırdım. Fakat Fenerbahçe-Sivas maçını izleyen babamı aşağıya indirmem hiç de kolay olmadı. Ben lastiğe babam bana giydirirken, lastiği komün bir çalışmayla 15 dakikada değiştirdik.

Bu küçük aksaklık Maçka Küçükçiftlik Park’a gecikmeli olarak gitmeme sebep oldu. Çadıra girdiğimde ön grup Helicopria sahneye çoktan çıkmıştı. Daha önce birkaç kez Türkiye’de sahne almalarına karşın bir türlü izleyemediğim için hayli merak ettiğim gruplardan biriydi. Bu yüzden içerideki arkadaşlarımı aramaya başlamadan hemen önlere doğru sıvışıp grubu izlemeye başladım.

Helicopria sahnedeyken etraf fazla kalabalık değildi. Herhalde 300-400 kişi ancak vardı. Fakat gelmeyenlerin, hele hele benim gibi daha önce izlemeyenlerin, baya bir şey kaçırdığını söylemeliyim. Boston’da Berklee College of Music’te tanışan ve 2010’da bir araya gelen getiren Sırma Munyar, Sulene V, Drew Moore ve JP Bouvet’in oluşan Helicopria’nın sahne performansı beklediğimden iyiydi. Henüz yeni bir grup olmalarına karşın bana gelecek için olumlu iyi sinyaller verdiler. Kadın vokalli Rock gruplarını genelde sevmem ama Sırma’yı baya iyi buldum. Sahneye alıştıkça eminim çok daha iyi olacak. Grupta asıl dikkatimi çeken kişiler Drew Moore ve Sulene V oldu. İkisi de sahneye hayli yakışıyor. Ayrıca Sulene baya da güzel duruyor :)

Helicopria’nın sahne performansı:

Helicopria sahneden indiğinde ve Mando Diao için hazırlıklar başladığında ben de arkadaşlarımın yanına doğru gittim. Biraz patlayan lastiği, biraz Helicopria’yı biraz da konser sonrası neler yapacağımızı konuştuk. Bu arada çadır da yavaş yavaş dolmaya başlamıştı. Kalabalık Helicopria’ya kıyasla 2-3 kat artmıştı. Tabii Küçükçiftlik gibi yerlerin en büyük handikapı mekanın dağınık ve büyük olması. Aynı kalabalık Garage İstanbul’da olsaydı içerisi tıklım tıklım olurdu.

 

Saatler 22.00’yi gösterdiğinde Mando Diao da sahneye çıktı. Tarz olarak Mando Diao çok fazla bana hitap eden bir grup değildir. Oldum olası dans işlerinden hoşlaşmam. Fakat kutsal topraklarım İsveç’ten çıkmış olması bile onları izlemem için yeterli bir sebeptir diye düşünüyorum. Konsere 2007 tarihli Never Seen The Light Of Day albümlerinden Dalarna’yla giriş yapan grup sahnede kaldığı süre boyunca seyirciye keyifli anlar yaşattı. Yanlış saymadıysam 15 şarkı söylediler. Seyircinin şarkılara katılımı iyiydi. Gitarist ve vokal Gustaf Noren’in konserin ortalarında ilham kaynaklarını 20’lerin cazı, 30’ların kabaresi, 40’ların blues’u, 50’lerin rock’n roll’u, 60’ların soul’u, 70’lerin funk’ı, 80’lerin diskosu ve 90’ların hip-hop’ı olarak sayması seyirciyi baya bir gaza getirdi. Konserin kapanış şarkısı ise grubun en sevilen şarkılarından biri olan Dance With Somebody ile oldu. Kendi adıma 1,5 saat boyunca eğlenceli zaman geçirdim diyebilirim. Kalabalık dağılırken herkesin mekandan mutlu ayrılması da konserin başarılı gerçekleştiğini gösteriyordu.

Mando Diao o gece nasıldı?