LOTR Diaries 2: Hor görme Gollum’u

İlk filmle ilgili maceraların üzerinden geçen hafta geçmiştik. Sıra geldi Yüzüklerin Efendisi: İki Kule’ye ya da LOTR:TTT’ye. Türk Telekom kısalması gibi ama The Two Towers günde 20-30 kez söylenince dil bağlayan bir tekerlemeye dönüşür. Deneyin üst üste 20 kere The Lord Of The Rings: The Two Towers demeyi anlarsınız ne demek istediğimi.

Neyse… İlk filmden sonra ekip olarak neyle karşı karşıya olduğumuzu anlamıştık. Bu sefer büyük balığı yakalamıştık. Ama ne balık. The Great White olarak adlandırılabilir bu balık. İlk filmin zafer sarhoşluğu geçmeye başladığında da ikinci filmin anonsu ve dağıtım tarihi belli olmuştu. 1 yıl sonra aynı zamanlar, yılbaşı zamanı…

Normal bir sinema filmi için 2-3 ay hazırlık v.b. yeter. Yani bir yılda kabaca 4-5 filmin işini kolayca kotarırsınız. Ama Lord gibi ağır bir top için bir yıl ucu ucuna yetiyordu. Bu seferkinde daha hazırlıklı ve silahlarımızı kuşanmış olarak işe giriştiğimiz söylenebilir.  İlk filmin gösterime girmesinden iki ay kadar sonra gene materyal yağmuru başlamıştı. İkinci filme ait fotolar, cd’ler, merchandising katalogları, yağmur gibi geliyordu. İkinci filmin dublajı için aynı ekip İmaj Stüdyoları’nda hummalı bir faaliyet içerisine girmişti. Dublaj sırasında dil konusunda büyük tartışmalar yaşandığını hatırlıyorum.

Dünyanın belki de en titiz yönetmeni Peter Jackson’dan ilahlardan korkar gibi korkar olmuştuk yanlış bir şey yapacağız diye. Malum kitapların dili ve olayların geçen dönemler kadim zamanlar… Yani her şey kurgu da olsa Elfçe, Hobbitçe ve Ortak Lisan gibi pek çok eski dilin içi içe geçtiği epik bir coğrafyadan bahsediyoruz. Eski diller uzmanı da olan J.R.R.Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi serisine inanılmaz bir inandırıcılık kazandıran kurgusal çeşitli ırklarını yine yarattığı diller ile konuşturarak, neredeyse ete kemiğe büründürmesini Türkçe’de hayata geçirmeye çalışmak, işin en zorlu adımlarından biriydi. Bu nedenle biz de eski Türkçe’ye yakın bir dublaj çevirisinde karar kılmıştık.

Sonuçta bazı kısımlar yeni kuşağa komik de gelse ve internet ortamında çokça eleştiri de alsa bize göre doğru bir iş yapmıştık. Olması gereken oydu çünkü. Yeni öğrendiğim bir bilgiye göre aynı ekip, şu an The Hobbit’in dublajına 5 Kasım pazartesi günü İmaj’da başlamış. Kim bilir belki sizlere bir röportaj patlatırız birinciblog olarak bu heyecan verici olay ile ilgili.

Tüm dünyada öncesi ve sonrasıyla yaklaşık beş yıllık bir LOTR fırtınası eserken ve İki Kule vizyonda iken en büyük korkularımdan biri, her trend olayın rüzgarına kapılmayı çok seven Türk yapımcılardan “Müziklerin Efendisi: Sulu Kule” gibi muhteşem yaratıcı Gırgıriye stili bir prodüksiyonun gelmesiydi. Allah’tan böyle bir garabet gelmedi o zaman. Ama sevgili eşim Deniz bu filmle uğraştığım süre boyunca -gerçi sonrasında da- Yüzüklerin Efendisi: Sulu Kule diye takılıp durmuştu bana orası ayrı.

Bu arada geçen hafta atladığım bir anıyı aktarayım içimde kalır. Seriye ait ürünlerin merchandising haklarını pazarlamak için bir sunum hazırlama görevi PowerPoint bilgim nedeniyle bana verilince canla başla çalışmaya başlamıştım. Elimin altında gıcır bir dizüstü bilgisayar ve sınırsız Lord görseli vardı. İnsan daha ne ister? Çok özenli detaylı açıklayıcı  bir iş olması gerekiyordu zira Minas Morgul’u Yılmaz Morgül sanması muhtemel üçlemeden tamamen bihaber tüm potansiyel müşterilere laf anlatılması gerekiyordu. Neredeyse bir hafta uğraşıp gurur duyulacak bir iş çıkardığımı düşünüyordum. Cuma akşamı sunumu bitirip makinemi kapattım ve huzurla evime gittim.

Pazar öğlen gibi bir telefon geldi ofisten! Orhan çabuk gel ofise hırsız girmiş diye! Önce şöyle bir kaldım telefonunun başında sonra da uçarak yola çıktım. Bir gittim çaylar, poğaçalar alınmış polisler, parmak izi ekipleri falan herkes orada hasar tespiti yapılıyor. Hemen sordular laptopu eve götürdüm de der gibisinden bakıyordu patron. Hayır deyince o zaman geçmiş olsun dedi. Kendimi şöyle hissettiğimi hatırlıyorum Yalan Dünya’daki Çağatay gibi. Oooooo nooooo! Ağlayacaktım neredeyse 2 gün içinde sunum yapılacaktı ve uçup gitmişti canım sunumum. Neden kopyalamadın sen de derseniz o zaman daha öyle USB  o kadar hayatımızda falan değildi. Ve o Cuma günü o kadar yorgundum ki hiç aklıma gelmemişti. Ama çekilen sıkıntılara değmiş ve Tek Yüzük’ün birebir altın gümüş replikalarını üretmek üzere Goldaş firması ile anlaşmıştık.

İkinci film üçlemenin doğası gereği biraz ortadadır siz de takdir edersiniz. Çünkü olayların tam ortasını anlatır. Yüzük yok edilmek üzere yola çıkılmıştır ama Frodo ve Sam, henüz yolun çok başındadırlar. Sauron ve ordusu ile savaşmak için ordulara ihtiyaç vardır ama Gondor, Rohan, Elfler v.d. arasında ittifaklar kurulması gerekmektedir. Kısaca uzun yolculuğun nispeten sıkıcı sayılabilecek kısımlarını anlatmak gibi bir talihsizliği vardır İki Kule’nin. Aksiyon tabii ki vardır ama kralların saraylarında yapılan politik konuşmalar da çoktur. Ben kendi adıma serinin en sevdiğin filmi hangisi sorusuna İki Kule diyen görmedim, duymadım bu güne dek. Ama seri bir üçleme ve bir bütün olduğuna göre böyle bir tartışma aslen temelden gereksizdir.

Ama son günlerde İstanbul’un ciğerlerine göz diken Sauronvari bir arkadaşı İki Kule’deki kadim Entlerin bu sopa mı, yoksa şu mu yok bu da değil şu kalınla mı vur ha vur diye evire çevire bir dövmesini nasıl isterdim anlatamam.

Aragorn’un İki Kule’de söylediği şarkının sözleriyle bitirelim yazıyı…

nerede şimdi at, nerede süvari? nerede çalan borular?
nerede zırh ve miğfer, nerede uçuşan saçlar?
nerede harpın teline dokunan el, nerede yanan kızıl ateş?
nerede bahar, nerede hasat, nerede uzayıp giden başaklar?
gelip geçti hepsi, dağdaki yağmur, kırdaki yel gibi;
batı’da günler tepelerin gerisindeki göller içinde kaybolup gitti.
kim toplayacak şimdi yanan kuru ağacın dumanını?
kim görecek deniz’den dönüp gelen, akan yılları?

Aklıma gelen bir not daha (bitmiyor ki o kadar çok şey var ki anlatacak): Her filme ait senaryolar, tüm sayfaları korsan çoğaltmaya karşı isme özel baskılı-Umut Sanat adına Yusuf Karabol’un adı basılıydı- deri ciltlerle gelmişti. O güne dek telle, iple bağlı kıytırık fotokopi scriptler dışında bir şey görmeyen biz faniler evirip çevirip uzun uzun incelemiştik bu özenli çalışmaları.

LOTR:TTT FRAGMAN

YouTube Preview Image

Coming Soon: LOTR:RTOK