Kutsal Mezarın Günahkar Misafiri kim?

Bazen çekilen acılar, merhametin bir ışık gibi yüreğimize süzüldüğü kirli bir pencere gibidir…

Nihayet The Exorcist’in (Şeytan) yazarı William Peter Blatty’nin yeni romanı ülkemizde de yayımlandı. Böylece yazardan beklenen yeni bir başyapıt için süren 40 yıllık uzun bekleyiş sona erdi (mi)?

1971 tarihli kendi kitabından William Peter Blatty’nin senaryosunu kaleme aldığı ve William Friedkin tarafından beyaz perdeye aktarılan The Exorcist (Şeytan) filmini duymayan bilmeyen kaldığını sanmıyorum. Ama kısaca hatırlatalım adet yerini bulsun. Çok kısaca özetlersek Şeytan’ın Megan adlı masum bir kızın ruhunu ele geçirmesini ve onu kurtarmaya çalışan rahipleri ve ailesini konu alan bir filmdir The Exorcist.

Film, 1973 yılında ilk gösterime çıktığında az sayıda kopya ile iddiasız bir şekilde gösterime girmişti. Ancak film bir süre sonra ünü kulaktan kulağa yayılmış ve sinema salonlarının önünde uzun kuyruklar oluşmuştu. Ardından film bu başarısını 2 Oscar ödülü ile taçlandırmıştır. Şeytan’ın sinema tarihinin gelmiş geçmiş en etkili korku filmlerinden biri olduğu konusunda hemen herkes hemfikirdir.

The Exorcist ve devam filmleri ile Şeytan çıkarma ayinleri üzerine yapılmış diğer filmler başlı başına bir yazı konusu olduğu için gelelim yeni kitaba…

“Kutsal Mezarın Günahkar Misafiri” adıyla Türkçeleştiren Blatty’nin yeni kitabının orijinal adı Dimiter. Kabul etmek gerek ki Türkçe isim pazarlama açısından başarılı olmuş. Kitabı okutmak -ve tabii ki satmak- için gerekli merak uyanıyor okuyucuda. Ancak şu da var Dimiter adı da kitabı okuyunca anlayacağınız üzere gayet anlamlı.

 

Peki ne anlatıyor Blatty 40 yıl sonra? ve The Exorcist’in büyük başarısını aşabiliyor mu? Kitabın arkasındaki özete bir göz atalım:

Arnavutluk’taki bir hapishanede ajan olduğu tahmin edilen kimliği belirsiz bir adam vahşi işkencelerle sorguya çekilir. En ağır eziyetler karşısında bile Esir’in bitmek bilmeyen direnişi ve sessizliğini koruması herkesi ürkütür. Peki kimdir bu adam? Bir suikastçı mı? Katil mi? Yoksa ilahi bir güç mü?

Bu gizemli Esir daha sonra hapisten kaçmayı başarır ve gizemli görevini yerine getirmek için Kudüs’e gider. Burada peşine takılan polis memuru Meral ve gizli servis ajanlarıyla soluk soluğa bir köşe-kapmaca başlar. Bu arada Hz.İsa’nın mezarındaki musalla taşında bulunan esrarengiz cesedin bu olaylarla ne ilgisi vardır?

Sonrasını anlatmak kitabı okuyacaklara ayıp olacağı için burada kesiyorum.

Her şeyden önce anlaşılan William Peter Blatty 1970’leri terk edemiyor. Zira bu kitap ta 1973 yılında geçiyor. Nedenini yazının sonunda bulabilirsiniz. Kitap yukarıdaki özette de anlatıldığı gibi gayet sağlam bir kurguyla açılıyor ve sizi içine çekiyor. Sonrasında ana karakteri tanıdığımız ve yan karakterlerin eklendiği bölümlerde kitap biraz sıkıntılı ilerliyor ama finale doğru taşlar yerine oturuyor ve sağlam bir finalle kapanışı yapıyor.

Kitabın içindeki kulakçıların birindeki yorum çok ama çok doğru.  “En az iki kere okunması gereken bir roman: İlk seferinde sizi tutsak eden bir hikaye için, ikinci ve sonrasında ise yazarın kaleminin ne kadar güçlü olduğunu takdir etmek için okuyacaksınız.” -The Los Angeles Times

Yukarıdaki yorum gerçekten doğru. Çünkü bana sıkıntılı gelen gelişme kısmı bu yazıdan önce şöyle bir ikinci göz atış sonrasında çok daha anlamlı geldi bana. Olaylar, kişiler ve anlatılanlar teker teker yerine oturdu.

Kitabın Türkçe kapağı gerçekten özenli bir çalışmanın eseri ve göz alıcı olmuş. Orijinal kapaktan çok farklı ve direkt pazarlamaya yönelik bir çalışma olmuş. Keza kitabın Türkçe adı da yukarıda anlattığım üzere oldukça merak uyandırıcı.

Şimdi biraz da eleştiri zamanı…

Blatty gene doğaüstü sularda gezinerek daha önce kendini kanıtladığı güvenli sularda gezinmeyi tercih etmiş gibi geldi biraz bana. Yani fazla macera aramamış. Gizemli gelişen olaylara ve karakterlere bir miktar CIA, İsrail ve İngiliz Gizli Servisi sosu katılmış.

Kitabın Türkçe çevirisinde bulunan yazım yanlışları ve eksik/yarım kelimeler biraz can sıkıcı. Çevirmen, editör, redaksiyon ve son okumadan geçtiği iç kapakta yazan böylesine önemli bir yazarın uzun zamandır beklenen romanı, özenli bir Türkçeyi hak ediyor. Yanlışları çıkarmak için tekrar hızlı okuma yaparken yarısına kadar 10 hata buldum ve bu sayı korkarım 15-20’yi bulacak. En fazla 3-4 olmalıydı.

Blatty, The Exorcist’ten gelen tecrübesiyle Dimiter’i senaryolaştırmaya çok uygun bir kurguyla yazmış. Yani film çekileceği zaman kendi işini kolaylaştırmış. Bu da bazı noktalarda yavanlaştırmış kitabı. Bazı karakterler ve olaylar daha derin işlenebilirmiş.

Şimdi gelelim yazarın bu kitapta da neden 1970’lerden kurtulamadığına…

Bu serüven oldukça heyecan verici aslında. Zira Blatty, The Exorcist’in ardından Dimiter’in üzerinde 1974’ten beri çalışıp kitabını yeni yayınladı. Blatty “Kutsal Mezarın Günahkar Misafiri ” için bu güne dek yazdığım en iyi roman diyor. Asıl bomba haber ise şu:

Bugün her ikisi de 80’lerinde olan yaşlı kurtlar William Peter Blatty ve William Friedkin “Dimiter”i filme çekmek için çalışmalarına başlamışlar! Kim bilir belki de bizleri Şeytan’dan sonra yeni bir başyapıt bekliyor. Göreceğiz…

Bu arada bu önemli romanı Türkçe’ye çevirip yayımladığı için Martı Yayınları’na teşekkür ederim. Bir solukta zevkle okudum. Yazıma yorum bırakan bir kişi bu önemli kitabın sahibi olacak. Yorumlarda eğlenceli bir şey konuşalım. Kutsal Mezarın Günahkar Misafiri’nin filminde başrollerde kimler oynasın?

 

The Exorcist Fragman:

YouTube Preview Image

 

Dimiter Kitap Tanıtımı:

YouTube Preview Image
Comments
  1. Burcu

    Kitabı çok beğendim ! William Peter Blatty isminden dolayı zaten umutluydum iyi bir hikaye okuyacağımdan :) Anlatım tarzı gayet yalın, akıcı ve başarılı. Aksiyon fazla yoktu. Filme çevirirlerse kitapta olmayan sahneler eklemeye kalkmazlar umarım. Kitapta en çok beğendiğim özellik, okuyucunun merak duygusunu sürekli tetiklemesi.
    Yazım hataları benim de canımı sıktı. Kitabın Türkçe kapağını çok beğendim ama ismini beğenmedim. Resim ve isim çelişiyor.

    Dimiter karakteri bugüne kadar yaratılan roman kahramanları arasında en iyiler arasına girmeyi hak ediyor bence. Gelmiş geçmiş en esrarengiz karakter belki de !?!
    Şu an gözümü kapattıp hayal ettiğimde Paul Dimiter için Mentalist dizisindeki Simon Baker geldi gözümün önüne ! Gayet iyi bir seçim olur bence. Evet kampanya filan başlamalı Simon Baker’ ın bu rolü alması için 😀

    • Orhan Meriç

      Merhaba yorumunuz için çok teşekkürler Burcu Hanım. Simon Baker gerçekten güzel bir seçim olmuş. Bu hafta sonu Cuma günü yorum bırakmak için son gün. Tek yorum dahi olsa hediye edeceğim kitabı. Sevgiler.